23.07.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
BAHREYN: KÖRFEZ'İN AYKIRI ÜLKESİ

 

 
Aslında başlığa bakarak çok da, dağlar kadar fark olduğu anlamı çıkarılmamalı.
 
Ancak Bahreyn, Körfez ülkeleri içinde gerek dini mezhebi, gerek dünya görüşü ve insanlarının hayata bakış açısı bakımından diğer beş ülkeye göre bir farklılık arz ediyor.
 
780 kilometre karelik yüzölçümüyle, Asya’nın en küçük üçüncü ülkesi konumundaki Bahreyn’in kelime anlamı ‘’iki deniz arasında’’. 
 
Bahreyn 25 kilometre uzunluğundaki King Fahd Geçiti ile Suudi Arabistan’a bağlanıyor.
 
Tabii ki ansiklopedik bilgiler daha uzun yazılabilir ancak bunlardan daha önemlisi, ben size Bahreyn’de gördüklerimi ve bunların bana düşündürdüklerini yazmak isterim. 
 
Bahreyn’in benim için en farklı yönü, ilk kez Şii halkın çoğunlukta olduğu bir ülkeyi ziyaret etmem oldu.
 
Bahreyn nüfusunun yüzde 70’i Şii iken, yüzde 30’u Sünniler ve diğer dinlerden oluşuyor. 
 
İlk kez bir körfez ülkesinde sadece bir kaç kilometre mesafede dört kilise gördüm. 
 
‘’Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı?’’ sorunsalı okullarda hala tartışma konusu olarak öğrencilere soruluyor mu bilmiyorum, ama aynı soru bana şimdi sorulsa kesinlikle çok gezen derim.
 
Çünkü özellikle önyargılarımız ve küçüklükten beri bize dayatılanlar nedeniyle ne kadar okursak okuyalım bir şekilde önyargıların etkisinde kalıyoruz.
 
Akıl yürütmelerimiz gördüğümüz dünya ile kısıtlı kalıyor.
 
Gittiğim her yerde o yöre halkı ile etkileşime girmeyi severim. 
 
Çünkü, sayfalarca okumanın verdiği bilgi ve fikri çok kısa bir konuşma verebilir.
 
Bana yardımcı olan arkadaşlarımla yaptığımız sohbetlerin verdiği gibi mesela.
 
Sohbetlerimiz esnasında, Şiilikle ilgili öğrendiklerim ve gördüklerim; insanların koltuklarını sağlamlaştırmak, bundan nemalanmak için bu ayrımcılığı yüzyıllardır nasıl da sürdüklerini bir kez daha anlamama sebebiyet verdi.
 
Aslında bize küfür olarak anlatılanların aslında birer yorum farkı olduğunu anlıyorsunuz.
 
Ayrışmak yerine birleşmeyi desteklese ileri gelenler, nasıl da barış içerisinde yaşanabilir bugün kan gölüne dönmüş bu coğrafyada. 
 
Ama belirttiğim gibi bu ayrışma, sırf birilerinin işine yaradığı için gittikçe derinleşiyor. 
 
Bahreny’de de bizde bir zamanlar olduğu gibi mezhep hiç konuşulmazmış, kimse kimsenin mezhebine bakmadan ahbaplık edermiş.
 
Hatta karşılıklı evlilikler çok sayıda var.
 
Taa ki Arap Baharı ayaklanmalarına kadar. 
 
Konu ilk kez bir Körfez ülkesinde bariyer görmemle açıldı.
 
Sebebini sorduğumda, ayaklanmadan bu yana bu şekilde tedbirlerin alındığını öğrendim.
 
Belirli yerlerde pek de azımsanmayacak sayıda kontrol noktaları mevcut. 
 
Arap Baharının etkisiyle, Körfez ülkeleri içerisinde tek ayaklanmanın görüldüğü yer Bahreyn. 
 
Mısır’da gördüğüm senaryonun bir değişiğini dinlendim Bahreyn’de.
 
Mısır’da özgürlükçü ve tam demokrasi talebi ile ayaklanmaların başlaması, daha sonra Hüsnü Mübarek’in yıkılmasıyla zafere
ulaşıldığı düşünülürken, Müslüman Kardeşler’in devrimi sahiplenip iktidarı ele geçirmelerine şahit olmuştum.
 
Bahreyn’de ise bana anlatıldığı kadarıyla, yine aynı amaç ile insanlar sokaklara dökülüyor.
 
Söylenene göre 500 bin kişiyi bulmuş rakam.
 
Bu rakam bana biraz abartılı geldi. 
 
Çünkü son tahminlere göre Bahreyn’in nüfusu 1 milyon 400 bin ve bu nüfusun yaklaşık yüzde 50’si Bahreynli, geri kalanlar ise expat.
 
Her neyse, insanlar bir şekilde sokağa çıkıyor. 
 
Bu arada nüfusun yüzde 70’i Şii olsa da, Kral Hamad bin Isa Al Khalifa ve ailesi Sunni. 
 
Bu ayaklanmalar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’nin desteklediği bir birlik tarafından bastırılıyor. 
 
Tabii ki bu bastırılma kanlı oluyor ve bir çok tutuklamaya da yol açıyor. 
 
Farklı düşünen halkın da desteğini almak için olay bir Şii – Sünni çatışması gibi gösteriliyor ve bunun üzerinden çatışmalar körükleniyor. 
 
Körfez Birliği’nde farklı bi ülkeye kesinlikle izin vermeyeceklerini söyleyen arkadaşım, başından beri bu ayaklanmanın başarısız olacağını bildiğini söylüyor.
 
Türkiye demişken, bu ayaklanmadan geriye bizden de bazı hatıralar kalmış durumda. 
 
Yolda bazı köşe başlarında TOMA’lar görüyorsunuz, hani bizim Taksim meydanındaki gibi.
 
Arkadaşım ‘’Bunların hepsi Türkiye’den geldi. Şu an Bahreyn de Taksim meydanı gibi’’ diyor. 
 
Ne desem bilemiyorum tabi ki...
 
Bahreyn inbound olarak, eğer turist olarak sayarsak Suudi Arabistan’dan çok fazla ziyaretçi alıyor. 
 
Köprü ile bağlanmış olmasının da avantajıyla, günübirlik veya hafta sonu için gelen birçok Suudi görüyorsunuz. 
 
Bahreyn’de hayatın daha özgür olmasından dolayı, burasını bir kaçış olarak görüyor Suudiler. 
 
Formula 1 ülkeye turizm konusunda önemli bir katkı sağlıyor.
 
Ancak resort diyebileceğimiz, özel plajı bulunan sadece üç tesisleri var. Konuştuğum otelci bir arkadaşım devletten turizm konusunda destek alamadıklarından yakınıyordu.
 
Outbound olarak özellikle Suudi Arabistan’dan direkt uçak olmamasından dolayı, İran ve Irak’a büyük talep var. 
 
Bütün ziyaretler dini yerleri görme amacıyla ve insanlar İran ve Irak’a neredeyse her sene seyahat ediyorlar. 
 
İran ve Irak’tan sonra diğer Körfez ülkelerinde popüler olan destinasyonlar revaçta.
 
‘’Bahreyn’den şu kadar turist hayal değil!’’ diye anlatmak isterdim.
 
Ama THY’nin afişlerini görünce vazgeçtim.
 
Bu afişlerin birinde ‘’Bahreyn’den uçun Büyük Britanya ve İrlanda’yı keşfedin!’’ yazıyordu. 
 
Demek ki THY’nin bile artık Türkiye umudu, pazarlamaya tenezzül etmeyecek kadar azalmış. 
 

16-05-2017 11:30
Önceki Yazıları
ITB: TURİZMCİNİN ANA VİTRİNİ
26-03-2017 22:46 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZMCİ DON KİŞOT !
17-01-2017 15:31 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.