23.09.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
Günün Yorumu




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
TURİZMDE KALİFİYE İŞ GÜCÜNE BAKIŞ AÇISI
 
 
Bu günlerde Türkiye’de göçmen denilince ilk akla gelen Suriyeli göçmenler oluyor.
 
Şu anda Türkiye’ye sığınmış 3 milyon Suriyeli olsa da, Türkiye bu rakamdan çok daha fazla vatandaşının Türkiye dışına göç etmesini engelleyememiş bir ülkedir. 
 
Türkiye, tarihinde göçmen kavramıyla 60’lı yıllarda Almanya’ya işçi olarak gidip daha sonra orada kalan, şu anda üçüncü kuşağa ulaşmış vatandaşları sayesinde tanıştı.
 
Dışişleri Bakanlığı internet sitesinde yer alan bilgilere göre şu anda yurtdışında yaşayan 6 milyonu aşkın Türk bulunurken, kesin dönüş yapanlarla birlikte bu rakam 9 milyona ulaşıyor. 
 
Tabii ki bu rakamlar konsoloslukları ziyaret edip kayıtlarını yaptıran vatandaşlara göre verilen rakamlar.
 
Nüfusunun yaklaşık yüzde 8’i dışarıda yaşayan bir ülke Türkiye. 
 
Yurtdışında yaşamanın başlıca sebebi ekonomik nedenlere dayanıyor. 
 
Kendi yurdunda ekonomik rahatlığı bulamayan insanlar, geçimlerini sağlayabilmek, daha iyi şartlar elde edebilmek için vatanından başka ülkelerde yaşamayı seçebiliyor. 
 
Bir kısım insanlar ise, ülkenin içinde bulunduğu hızlı değişimin hayat tarzları üzerindeki etkisi veya gelecekte olabilecek daha köklü değişikliklerin kaygısı ile başka bir ülkede yaşamayı seçiyor veya yaşamayı planlıyor. 
 
Her ne kadar bazı ülkelerde yaşam konforu ve şartlar Türkiye’den çok daha iyi olsa da, hayattaki en konforlu şey kendi dilinde iletişim kurabilmek. 
 
Bakkaldan ekmeği Türkçe istemek, doktora derdini Türkçe anlatabilmek en büyük rahatlıktır. 
 
Bir diğer yurtdışına çıkma amacı ise tecrübe kazanıp etrafımızda olup bitenleri görmek, yaptığımız işin daha farklı nasıl yapılabileceğini kavramaktır. 
 
Yurtdışı tecrübesi için gidilen ülkenin ne kadar gelişmiş olduğunun, anayurdundan daha ileri veya geri olduğunun hiçbir önemi yok. 
 
Yurtdışında çalışmanın iş konusunda kattıklarının öncesinde, temeldeki faydası insana bir özgüven kazandırmasıdır. 
 
Daha önce ekonomik sebeplerin yanısıra, insanların hayat tarzlarındaki değişimler veya bunun ihtimalinden dolayı Türkiye’den başka bir ülkede yaşamayı planladıklarından belirtmiştim. 
 
Bizim sektörümüz için ise bu etken, ekonomik durum ile sıkı sıkıya bağlantılı bulunuyor. 
 
6 ay diye çıkılan bir yurtdışı serüveni 8 seneyi bulabiliyor ve hatta ne zaman biteceği kestirilemiyor. 
 
Turizm mesleğine okuluyla birlikte adım attığım 98 yılından bu yana, en büyük sorun olarak kalifiye eleman sıkıntısı dillendiriliyor. 
 
O yıllarda lise sıralarında iken, bize ne olacağımız sorulduğunda sınıfta herkesten tek bir cevap çıkardı.
 
‘’Otel müdürü olacağım.’’
 
Her ne kadar hocalarımız bunun bu kadar kolay olamayacağını, okuldaki başlıca amaçlarının iyi bir ara eleman yetiştirmek olduğunu söyleseler de, herkesin başlıca amacı kısa yoldan otel müdürü olmaktı. 
 
Ama şu anda bizim dönemimizden kaç arkadaşın halen bu işi yaptığına baktığım zaman, sadece bir kaç kişi kaldığımızı görüyorum. 
 
Bundaki en büyük sebep hayallerimizi kurarken zorlukları hesaba katmamamız iken, sektörden bekleneni bulamamak insanları başka işler yapmaya yönlendiriyor. 
 
98’deki krizi saymaz isek, o yıllar Türk turizmi için umut verici ileride gelinecek noktaları müjdeleyen yıllardı. 
 
Durum böyle olsa da, ne olacağımz sorulduğunda benim cevabım ise ‘’öğretmen’’ olmaktı.
 
Madem ki sektörde bir ara eleman sıkıntısı var ben de o sıkıntıyı gidermek için bir katkıda bulunacaktım.
 
O yıllarda Turizm Meslek Liseleri için öğretmen yetiştiren tek bölüm Gazi Üniversitesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi idi. 
 
Mezunları işsiz kalmayan okul olarak ün yapmıştı. Hatta biz üniversiteye girmeden bir kaç yıl öncesine kadar 4ncü sınıfların son senelerini öğretmenlik yaparken okudukları söyleniyordu. 
 
İş garantisi olan bir bölüme girmiştik artık. 
 
Zaten turizm de ülkeyi kalkındıracak ana sektör gibi görülüyordu. Çok iyi bir karar vermiştik bu sektörü seçmekle. 
 
Durum böyle iken, 2002 yılında ülkenin kaderi ile birlikte turizm sektörünün da kaderi değişmekteydi. 
 
Takip eden bir kaç yılda öğretmen atamalarında kontenjanlar düşerken, daha sonra kontenjan dahi açılmaz oldu. 
 
Bütün bu yaşananlar turizme bakış açısının ne olacağını çok iyi gösteriyordu. 
 
Nitekim bugün gelinen noktada meslek liselerinde alkollü içecek derslerinin kaldırılması ve dahi alkollü işletmelerde stajların kaldırılması gibi uygulamalar, bazılarımız için hiç de sürpriz değil. 
 
Bir sonraki adım olarak Turizm Meslek Liseleri kapanır ise bu da hiç sürpriz olmayacak. 
 
Bu anlayış, iktidarının ilk yıllarında o zaman üniversitede okuyan bizlerin kariyer planlamasını değiştirirken, son yıllarda bir çok
insanın da kariyer planlaması üzerinde etkisi oluyor. 

Turizm sektöründe çalışmaya başladıktan bir süre sonra 2009 yılında, tecrübe edinmek amacı ile yurtdışı maceram Mısır ile başladı.
 
O yıllarda gençliğin de vermiş olduğu idealizm ile 6 ay çalışıp o yıllardaki en büyük rakibimiz olan Mısır’ı tanıyıp geri dönecektim.
 
Ancak Türkiye turizminde, iktidarın bakış açısındaki değişimler ve son yıllarda derinleşerek yaşanan sıkıntılar geri dönüşümü hep erteletiyor. 
 
Mısır’dan Dubai, Dubai’den Umman oldu ve 6 aylık süre 8 yıla çıktı. 
 
Dünya’da göç veren ve göç alan ülkelere bakıldığında, göçün ekonomik olarak gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru olduğu görülüyor.
 
Akdeniz turizminde yaptıklarımızla, gösterdiğimiz gelişimlerle ve liderliğe oynama hedefimizle, Türkiye’nin turizm sektöründe gelinip çalışılması gereken bir ülke imajında olması beklenirken, şu anda insanlar başka bir ülkeye gitmenin hesaplarını yapıyor. 
 
Turizm sektöründen umudu tükenen insanların kaçışı hızla devam ederken, Türkiye’deki kalifiye eleman sorunu şu anda daha da
derinden hissediliyor.
 
Belki şu anda krizden ve fiyatların düşük olmasından dolayı sorun tam olarak görülmüyor, ancak gelecekte bütün politik durumların düzeldiği ve eski günlere yaklaşıldığı zaman, kalifiye iş gücünün eksikliğinden doğabiliecek rekabet edememe durumu, şu andaki sıkıntılardan daha büyük zorluklar çıkaracaktır. 
 
Gurur duyduğumuz tesislerimizin yeniliği, muhteşem doğamız, fiyatların uygunluğu, tek bir bileşen olmadan hiç bir değere sahip değildir.
 
O tek bir birleşen ise kalifiye iş gücüdür. 
 
Çünkü hizmet sektöründe kalite, kalifiye iş gücü demektir.
 

21-08-2017 17:39

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.