21.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
TURİZMDEN ÜTOPİK BEKLENTİLER

 

Bir ülkede turizmin gelişme seviyesini belirtirken, ölçüt her zaman onun ekonomik sonuçları olmuştur.
 
Ancak, elde edilen gelirden ziyade öncelikle ağırlanan ziyaretçi sayısı belirtilir ve sonra elde edilen gelir belirtilir.
 
Burada gelir, bir ülkenin ne kadar başarılı olduğunun bir göstergesi olarak algılansa da, üzerinde durup irdelenmesi gereken ziyaretçi sayısı ve gelen ülkelere göre analizidir.
 
Zira ülkeye gelen her bir ziyaretçi, tabiri caizse istatistiklerde yerini alan bir kelle sayısından daha fazlasını ifade ediyor.
 
Pek tabi ki serbest piyasa ekonomisinde üretilen bir hizmetin karşılığında ne kadar gelir elde ettiğimizin ölçülmesi ana gayemiz ve başarımızın ölçütüdür.
 
Aksi takdire üniversite yıllarında ‘’Turizm modern kolonileşme midir?’’ münazara konumuzun cevabı daha ilk baştan belli olurdu. 
 
Bir diğer konu ise, ‘’Turizm ile kalkınmasını sağlayan bir ülke var mıdır ya da olabilir mi?’’.
 
Artık son yıllarda anlaşıldığı üzere turizm ülke ekonomileri üzerinde lokomotif sektör olma etkisine sahip.
 
Öyle ki, turizmin GSMH üzerindeki payı ve istihdama katkısı önem kazanır olmuştur.
 
Artık birçok ülke gelecek yatırım planlarını yaparken, turizmi başlıca sektörlerden birisi olarak görüp, yatırım planlarını bu doğrultuda şekillendiriyor. 
 
Dünya Turizm Konseyi’nin yıllık olarak yayınladığı ülke raporlarında, hangi ülkenin ekonomisine ne kadar katkıda bulunduğu incelenebilir. 
 
Turizmin bu ekonomik etkilerinin yanı sıra belki biraz ütopik olacak ama turizm, Dünya barışı için de en büyük şanstır.
 
Yakın gelecekte yaklaşık 1.8 milyar insanın uluslararası turizm hareketine katılacağı tahmin ediliyor.
 
Kaba bir hesap ile, yılda birkaç kez seyahate çıkanları düştükten sonra bu rakama 1.5 milyar kişi dersek ve her bir kişinin en az iki kişi ile etkileşime girdiğini varsayarsak, yaklaşık 4.5 milyar insan turizm sayesinde etkileşime giriyor.
 
Bu durum insanların birbirini tanıyıp anlaması için muazzam.
 
Günümüzdeki sorunların başında, insanların farklılıklarından korkmaları, birbirlerini tanımamaktan kaynaklanan yanlış algılama geliyor.
 
İnsanlar hiç etkileşeme girmedikleri başka bir topluma düşman haline gelebiliyor.
 
Bunda medya ve her ülkedeki egemen güçlerin toplumlar üzerinde kullandıkları algı mekanizması en büyük etkendir.
 
Ancak, ne zaman ki insanlar başka bir toplumdan insanlarla etkileşime giriyorlar, o anda ne denli yanlış fikirlere sahip olduklarını anlıyorlar.
 
Bu örneklerden bir tanesini İran ziyaretim ile ilgili olarak birkaç hafta önce yazmıştım. 
Türkiye’de son zamanlarda yine hararetlenen, Yunanistan’a kaybedilen turizm payıyla ve bunların nedenleriyle ilgili yazılar okuyoruz. 
 
Ve yakın zamanda ziyaret edecek olsam da, gidip görenlerden anladığım kadarıyla insanların Yunanistan ile ilgili fikirleri ziyaret ettikten sonra değişiyor.
 
Çok değil, daha 10 yıldan daha kısa bir süre öncesine kadar her gün haberlerde Türk ve Yunan jetlerinin birbirini nasıl taciz ettiğini, nasıl it dalaşı yaptıklarını dinlerdik.
 
Herhangi bir ülke diğerini egemenliği altına almadığına göre, ne oldu da bu tür sorunlar artık yaşanmaz oldu?
 
Bunda pek tabi ki her iki kesimde de halklardan gelen baskılar, birbirini anlamanın verdiği akıl berraklığının etkisi büyük.
 
Bu bilgi eksikliğinden kaynaklanan yanlış algı hatasını sadece kendi tarafımızda görmek de hatalı olur.
 
Çok açıktır ki dışarıda Türkiye algısı hiç iyiye gitmiyor.
 
Bu durumun ne kadar haklı sebeplere dayandığı, uzun uzun ele alınması gereken başka bir tartışma konusudur. 
 
Burada bu durumu tersine çevirmek, bu algıyı ortadan kaldırmakta en büyük görev yine turizmcilere düşüyor.
İnsanların akıllarındaki biz, kendimizi anlatabildiğimiz kadardır.
 
Turizmdeki en büyük sorun (!) olarak görülen ‘’Herşey Dahil’’ sistemi yüzünden turistlerin gerçek Türkiye’yi tanımadığından, sadece deniz, kum güneş dışında hiçbir şeyden haberdar olmadan ülkelerine döndüklerinden yakınırız. 
 
Ancak hiçbir otel ya tur operatörünün aklına Türkiye’yi tanıtıcı birkaç aktiviteyi günlük programa ekleyip insanların merakını uyandırmak fikri de her nedense gelmez.
 
Türkiye’nin tanıtım elçisi olma görevini kendimize rol biçeriz, ancak gelen yabancı ziyaretçiye deniz, kum, güneş, yemek ve eğlence sunmaktan başka bir faaliyette de bulunmayız. 
 
Tek amacımız; oda, günlük tur satışı iken ve insanları cezbetmek için sadece deniz, kum, güneşi pazarlarken, nasıl insanların cehaletinden, ilgisizliğinden şikayet etme hakkını buluruz ki kendimizde?
 
Türkiye’de uygulanan politikalara ve koyulan hedeflere bakıldığı zaman, aslında bu durumdan memnun olanlar da yok değil.
 
Sanki son yıllarda uygulanan , adeta insanların etkileşime girmemesi için uygulanıyor gibi.
 
Helal turizm, dost turizm, İslami turizm adları adı altında yeni bir turizm çeşidi yaratılmaya çalışılıyor sanki.
 
Ülkedeki her şey gibi turizm sektörü de yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.
 
Kendi dinimizden, kendi kültürümüze yakın olan ülkelerden gelen turist iyi, diğerleri kötüymüş  gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor.
 
Avrupa pazarındaki düşüşün hiç önemsenmemesi ister istemez bu soruyu getiriyor insanın aklına. 
 
Yoksa bu, insanların tek tip düşünmesini sağlamak için yürütülen bir politika, ya da farklılıklardan korkmanın bilinçaltındaki etkilerinin turizm üzerindeki tezahürü müdür? 
 
 

03-09-2017 03:29

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.