TURİZMİN BİR BÜYÜME STRATEJİSİNE İHTİYACI VAR
Yılın ilk yarısı geride kalırken kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse, 2004'ün turizmde olumlu yanları ağır basan bir yıl olarak geçtiği söylenebilir. Bu alanda üç yıldır yaşanan yükseliş trendinin, olağanüstü bir gelişme olmazsa devam edeceği de söylenebilir. Şimdi yakalanan yükseliş trendinin uzun süreli bir program temeline oturtulmasına ihtiyaç var.
Bu konuda, Turizm Çalışma Grubu'nun hazırlayıp mayıs ayında İzmir'de yapılan İktisat Kongresi'ne sunulan rapor incelenmeye değer saptamalar içeriyor.
Başkanlığını Prof. Dr. Ahmet Yalnız'ın, Raportörlüğünü de Dr. Nazmi Kozak'ın yaptığı "İktisat Kongresi Turizm Çalışma Grubu"nun hazırladığı raporun girişinde şöyle deniyor:
"Turizm, Türkiye'nin karşılaştırmalı rekabet avantajı üstünlüğünün bulunduğu sektörler arasında yer almaktadır. Sahip olduğu üstünlükler ve gelişim potansiyeli turizm sektörünün ülkemizde gelecekte daha önemli bir konumuna ulaşabileceğini ortaya
koymaktadır."
Raporda, "Turizm sektörüne yönelik olarak önümüzdeki 50 yıl için stratejik planların bu günden yapılması ve bunun bir "Turizm Perspektif Planı" çerçevesinde hazırlanması isteniyor.
Raporda hazırlanması istenen "Turizm Perspektif Planı"nın oturtulacağı çerçeve çizilirken, sektörde bazı kesimlerin hoşuna gitmese de kimi gerçekleri cesurca ortaya koyuyor.
Örneğin, "Türkiye turizm sektörünün yalnızca ekonomik teşviklerle istenilen sonuçları sağlamasının mümkün olmadığı, en az bunlar kadar önemli olan stratejik amaçların da bulunması gerektiğinin" altı çiziliyor.
Bu görüş sektörün bir kesiminin her işi yalnız teşvik temelinde ele alan anlayışına ters gelebilir. Ama gerçeğin bu olduğu da görülmelidir.
Türkiye'nin turizmde yükseliş trendini yakaladığı dönemde geleceği ilişkin önemli saptamalar içeren raporda dikkat çekilen bir diğer nokta da, sektörün kendi olanakları ile yarattığı birikime sahip çıkılmasının istenmesidir. Bu konuda şöyle deniyor:
"Türkiye turizm bilgi toplumu, hiç zaman kaybetmeden enformasyon toplumunu aydınlatmak, sektör karar vericileri ve sermayedarları ise sermaye mülkiyetini kaptırmamak için gerekli olan önlemlerin her türlü kısa dönem maliyetlerine katlanmak zorundadırlar".
Turizm sektörüne gelecek 50 yıl için bir perspektif kazandırılması istemiyle hazırlanan raporda, sık sık gündeme gelen turizmdeki gelişmene "Kelle sayısı" ile ölçülmemesi tartışmalarına önemli bir yaklaşımda bulunuluyor. Rapordan okuyalım:
"Turistlerin kişi başına yaptığı harcama varsayımlarının önce doğruluk derecelerini tespit etmeli, paket ve diğer harcamalardan oluşan toplam fonları hangi zamanlama ile hangi bileşen ürün üreticilerine ve hangi yüzdeler ile dağıttığını ortaya koyarak, turist sayılarının değil fon seyahatlerinin inceliklerini görmeleri ve sektörün bu gerçek dünya işleyiş şemasına uygun davranmasını sağlayacak imkanları veren kurumsal ve mali yapılanmasını gerçekleştirmelidir."
Raporun sonuç bölümünde şu görüşlere yer veriliyor:
"Dünyada güç dengeleri son yüz yılda değişim göstermiştir. 2000'lerle birlikte yeni bir güç dengesinin oluşumu söz konusudur. Yeni güç dengelerinin Uzak Doğu ve özellikle Çin odaklı olacağı kuşkusuzdur.
Bu bağlamda Türkiye dünyanın yeni dönemine kendisini hazırlamalıdır.
Türkiye'nin endüstri devrimine ayak uyduramayan Osmanlı İmparatorluğu'nun durumuna düşmemesi için, rekabet avantajlarının yüksek olduğu sektörlere önem vermesi, bunları desteklemesi vazgeçilemez bir uygulama olmalıdır. Diğer birkaç sektörün yanı sıra
turizm, karşılaştırmalı rekabet avantajının en yüksek olduğu sektördür. Türkiye, turizm sektörüne gereken önemi vermeli, ancak bunun anlamı diğer sektörlerin tümüyle gözardı edilmesi olmamalıdır." |