Sektörel Eğitime Farklı Bir bakış Açısı
Turizm sektöründe olmazsa olmaz konularımızdan biri de elbette ki eğitim programlarımız.
Eğitimli personel ihtiyacı sürekli olarak artan işletmelerde gün geçtikçe daha büyük problem olarak karşımıza gelmektedir. Ultra konseptler hazırlamak ve çok yıldızlı oteller açmak, taahhüt edilen hizmeti veremedikten sonra yarardan çok zarar olarak geri dönmektedir.
Artık kısa vadeli plan yapma zamanı geçmiş uzun vade planlar yapma zamanı gelmiş hatta geçmeye başlamıştır. Bu yazının amacı eğitim konusuna farklı bir bakış açısı getirebilmektir.
Mentörlük nedir ve kaynağı neresidir? Mentor, mitolojideki Odysseia destanının kahramanı Odysseus’un yakın dostudur. Odysseus, Troya seferine çıkmadan önce evini ve ailesini ona emanet eder. Mentor da onun çıkarlarını korumaya çalışır ancak başaramaz. Telemakhos, Odysseus’un Penelope’dan olan biricik oğludur ve Odysseus Troya seferine çıkarken daha kundakta bir bebektir. Tanrıça Athena, Telemakhos’a kılavuzluk etmek veya Odysseus’un rakiplerine karşı haklarını savunmak için Mentor kılığına girer. Bu nedenle Mentor bir özel isim olmaktan çıkmış ve yol gösterici, kılavuz, rehber anlamında kullanılagelmiştir.
Mentor; aynı kurumun içinde bulunan, o kurum içinde farklı görevlerde çalışıp tecrübe kazanmış olan, astlarına şirket politikası, kurum gereklilikleri, çalışma stratejileri ve kariyerini yönlendirme konularında tavsiyelerde bulunan yol gösterici kimse olarak tanımlanabilinir.
Kişisel kariyer gelişiminde eğitimin ne kadar önemli olduğunu tartışmasız hepimiz biliyoruz, ancak bu alınan/verilen eğitimi kullanılır hale getiren ve faydalı kılan da uygulamaya geçirebilmektir. Genç çalışanların çalıştıkları sektöre, işletmeye ve kurumun kültürüne daha rahat uyum sağlamaları üstlerinin rehberliğinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle mentorluk günümüzde hem sektöre hem kurumlara hem de bireylere büyük artılar getiren hizmetlerin arasında yerini almaktadır.
Mentörlük kavramı hayatımıza yeni girmeye başlamış olsa da Osmanlı devletinde de uygulanmakta idi. O dönem de Lalalık şeklinde uygulanan sistem yüzyıllarca şehzadelerin eğitmeni ve danışmanı olarak devam etmiştir. Konuyu biraz daha detaylı incelediğimizde şehzadelerin vilayetlere lalaları ile beraber yollanması ve orada eğitimini uygulamalı olarak sürdürülmesi Osmanlı devletinin yetişmiş ellerde idare edilmesinde önemli rol oynuyor. ( Bir nevi iş başı eğitimi şeklinde ) 17. yüzyıldan sonra şehzadelerin sancağa gitmesi kalkıyor ve başkentte kalması başlıyor, lalalık devam ediyor, ancak verilen eğitim sadece pratikte kalıyor.13. padişahtan sonra sancağa lala gidişi son buluyor. Böylelikle iş başı eğitimi de son bulmuş oluyor. Ve ilginçtir ki Osmanlı da başarı dönemi duraksamaya uğruyor. Burada üzerinde durulması gereken önemli konu kötü yönetimin ortaya çıkış sebeplerinden biri ve daha sonra ki zamanda karşılaştığımız, Bir büyük çöküş hikayesi….
Nitelikli bir yöneticinin ortaya çıkmasında Menti’nin ( öğrenci/çalışan) çalışkan ve nitelikli olmasının yanı sıra, eğiticinin de iyi bir mentör olmasının da rolü büyüktür. Mentörün başlıca nitelikleri şunlardır:
• Tecrübesini Menti ile paylaşmaya hazır bir danışman, • Mentiye moral aşılayarak destekleyen bir psikolog, • Mentinin kişisel performansını değerlendiren bir öğretmen, • Menti’sini çırak gibi yetiştiren bir usta, • Mentisinin her zaman başvurabileceği bir bilgi kaynağı ve yönlendirici, • Kişiliğiyle bir model. Mentörlük uygulamasını hayata geçirme aşamasında dikkat edilmesi gereken birkaç önemli nokta vardır.
Bunlardan ilki mentiye mentörlük yapacak olan kişinin ne az 2 pozisyon üstte olması gerekmektedir. Ki böylelikler etkisi daha iyi olabilsin. Eğer en az 2 pozisyon üstte olmaz ve bir altı ise diğer çalışanlar arasında gücenmeler ve motivasyon kayıplarına yol açabilir.
İkinci önemle dikkat edilmesi gereken konu Turizm sektörü gibi aynı pozisyonda birden fazla çalışan için ise ufak grup mentörlüğü şeklinde hayata geçirilebilir. Mentörlüğün uygulama aşamasında önemli bir ayrıntı da mentiye verilecek olan sadece eğitim, uygulama yada tecrübe aktarımı şeklinde olmamalıdır. Mentide var olan yetilerin nasıl daha iyi kullanılabileceğini göstermek zaman içerisinde bunu kontrol etmek ve süreç içerisinde iyileştirilmesini sağlamaktır.
Eğitim süreci uzun ve bir oranda da ilgi gerektiren bir süreçtir. Mentör ve menti periyodik aralıklarla bir araya gelmeli ve bilgi alışverişi şeklinde sürekli gelişim sağlanmalıdır. Yapılan araştırmalarda elde edilen veriler incelendiğinde mentilerin bir çoğunun içdisiplin, özsaygı gibi kişilik özelliklerinin de gelişkin olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu da doğru bir şekilde uygulanan mentörlük sisteminin ne kadar faydalı sonuçlar vereceğini göstermektedir.
Yukarıda özet olarak sizlerle paylaştığım konu inceleme imkanı bulursanız çok uzun bir konu. Bizler için burada önemle üzerinde durulması gereken kısmı ise adı her ne olursa olsun, ister mentörlük ister koçluk sonuç olarak hepimiz birer eğitmen olarak iş başındayız. Sektörün ihtiyacı olan kalifiye personeli okullar bize sağlamıyorsa bizler çalıştığımız işyerini mini bir OKUL haline getirmeliyiz.
Bunun ne kadar zor olacağını biliyorum ve sizlere katılıyorum. Ancak bir yerlerde başlamak bizim görevimiz. En azından herkes bir nevi mentör yada eğitimci olarak işin ucundan tutar ise yer değiştiren her personel belli bir seviyeye yakın olur ve eğitimi daha kolay olur. Hepimiz hem mentör hem mentiyiz. Başarı ona inananlarındır. |