
| JOY OLAYI VE ÇALIŞANLARIN DURUMU
Erol Karabulut
Günlerdir Joy grubun battığına dair haberler yapılıyor ama bu yapı arkasında ekmek yiyen binlerce çalışan ve aileleri pek de gündemde değil. Aslında onlar gündeme hiç gelemiyor.
Turizmde çalışanların sorunu yalnızca iflas zamanlarında değil, normal işleyen zamanlarda bile; maaşlarını alamama, sigortasız çalıştırma, sorgusuz sualsiz işine son verme vb. durumlarla da karşımıza çıkıyor.
Joy olayında olduğu gibi her sezon turizm çalışanlarından, "Aylardır maaşımızı alamıyoruz…beni haksız yere işten çıkardılar.." gibi şikayet haberleri alıyoruz.
Onlara, öncelikle yasal mercilere başvurmaları konusunda tavsiyelerde bulunurken içimiz de sızlamıyor değil.
Zamanında yine iflas eden bir grubun çalışanları, (Bugün olduğu gibi) ‘Neden sadece bunlar yazılıyor, ya biz çalışanların durumu, aileleri neden konuşulmuyor’ diyerek bizlere yakınmalarda bulunmuşlardı.
Son gelen e postalardan birinde de şunlar söyleniyor: "Günlerdir Joy grubun battığına dair haberler yapıyor ve manşetlerden indirmiyorsunuz. Bu grubla birlikte yaklaşık 2,400 personel aileleri ile birlikte 7000 i aşkın insan tamamen bitmiş durumda. Şu anda elektriği kesilmiş suyu akmayan, bankalardan icra alan, halen ekim maaşlarını dahi alamayan bu kadar insan azımsanmamalı ve grubun iflası kadar haber değeri ön plana çıkartılmalıdır."
Aslında bu şikayetin haklılık payı yüksek. Çünkü son örnekte olduğu gibi yıllardır bu gidişin iyi olamayacağı ve yükün tamamiyle çalışanların üzerine yıkılacağı yönünde bir çok haber, ihbar ve yorum aldık. Ancak, turizm medyası, yasal süreçler çalıştığından bu ihbarları haber olarak gündeme getiremedi.
Yine, zamanında çok hızlı büyüyen ve şimdi iflas etmiş olan bir grubun tepe yöneticilerinden birine çalışanlardan gelen, "Maaş alamıyoruz, tehdit ve baskı altındayız" gibi şikayetleri aktarmış ve karşılığında şu cevabı almıştık: "Valla durum bu. Maaş alamayanlar var. Hatta bir tepedekiler bile bu durumdayız."
Bu açıklamaya karşılık olarak, "Eeee bu kadar büyüyorsunuz, peki bu kaynaklar nereye gidiyor" dediğimizde, "Valla patronlar, eldeki kaynakları yeni yatırımlara yöneldiriyor. Hal böyle olunca bazı aylar maaşlar gecikiyor" demişti.
Özetle, hem Türkiye turizminin konuk ağırlamadaki başarısında personelin önemi sık sık hatırlatıp övünüyoruz, hem de büyüme planlar yaparken, bu gurur kaynaklarımızı aylarca ihmal edebiliyoruz…
Bir tesisi işletmek zor zanaat biliyoruz ama bir otelden 20 otele çıkarken çalışanların durumlarını iyi düşünmek gerekmez mi?
Elbette bunu başarı ile yapan turizm grupları var ülkemizde. Bu güne kadar adları hiçbir dedikodu veya mahkemeye sürecine düşmemiş gruplar bunlar. Ne kadar örnektirler, tartışılır ama bir yerlerde iyi işleyen süreçler var.
Turizmde personelin hatta yöneticilerin içine sıklıkla düştükleri bu açmazları ciddiyetle ele almak gerekir. Özellikle turizm başta olmak üzere, diğer medya alanlarında görevli gazeteciler, ‘Patronların Klüplerine’ olduğu kadar çalışanların sorunlarına da yaklaşmalıdırlar.
Joy gibi önemli bir yapının iflası elbette örnek olacaktır. Kimileri sevinecek, kimileri üzülecektir. Ama bu soruna, ülke ekonomisi ve çalışanların gözüyle de bakmak gerekir…
Sendikalı olsak…
Ne çare ki yazılanla kalıyor ama oteller sendikalı olsa bunların hiç birisi olmaz sanırım. Ama gelgelelim bizim meslektaşlarımız bu acıları yaşayacakları halde örgütlenme yapmıyorlar. Ben turizmde 25 yıldır görev yapan turizm emekçilerinden biriyim. Yaşım 43, şu anda boşum. Benim 6 senem var emekli olmama, biraz zorlanacağım ama sonunda emekliliğimi kazanacağım. Geride olan bu işe yeni başlamış olan arkadaşların vay haline kimse. Hele turizmde yaşı 35 geçtikten sonra iş vermiyor, turizm camiasına hiç yakışmıyor ama kimsenin kimseyi düşündüğü yok. Şimdi sorarım size ben ne yapayım, hırsızlık mı kapkaç mı… Siz söyleyin şimdi, demeyin ne yaparsan yap… (E.Y)
Ve Hayat devam eder…
Biliyorsunuz ki her Turizm sezonu sonu birileri batıyor sezon başında birileri kuruluyor. 2008 Haziranında şirket komşunuz Vasco Turizm malesef ki battı...12 yıl Vasco turizme emek vermiş biri olarak bu firmadan çok şey öğrendim, tecrübe edindim ve kazanımlarım oldu. En son deneyimim ise haklarımı alamamış olmak ve benim gibi yüzlerce arkadaşın da son deneyimleri ise haklarını alamamak ve "şirket battı üzgünüz" sözleri acı bir deneyim oldu hepimiz için. 3 yıl önce "Örnek" i dinliyorum yazınızda bahsettiğiniz ve bazı konularını örnek aldığınız yazınızın başlığını yaptığınız kişinin işte yüzlerce çalışan ve ailelerine bıraktığı çöküntüyü kimse gündeme almadı. Türk insanın HAMURUNda olsa gerek şirket batırıp battık demek. Eğer ki JOY grubu gibi bir otel grubun batmasını çalışanlarını düşünen bir kişiyi bu geçen sürede ilk gördüm ve bu konuda çalışanları düşünme konusunda sizi kutluyorum. Acaba şimdi daha önce batan bir şirketin personelinin sesini acaba duyurabilir misiniz. İşte o zaman sizi bir kez daha kutlayacağım ve benim gibi mağdur olan yüzlerce kişi ve aileleri sizi nasıl minnettar kalacaktır tahmin bile edemiyorum. Evet hepimiz emekçi insanlarız ama şu sözü emeğini alamamış personelinize söylerseniz BATTIK tan sonra kim ne düşünür acaba "yaranın üzeri mühre (kabuk bağlamak) olur mühre düşünce herşey unutulur. Ve Hayat devam eder. Bizim için zorlu HAYAT devam ediyor. Patronalarında hayatı devam ediyor. Burada da aynısı olacak JOY patronun da hayatı devam edecek, her şey unutulacak mühre düşünce. Saygılarımla, (M.Ü)
Sahip çıkın…
Öncelikle teşekkürler objektif duyarlılığınız için. Ne yazık ki o büyük örnek kuruluşlardan , VASCO'nun kemik kadrosundan biriyim.Yazdıklarınızı satır satır okurken maalesef o 2008 Haziran'ına döndüm bir çok arkadaşım gibi...Şu an perde arkasını ve olacakları biliyor gibiyim . Sizler yazıyorsunuz , bizler yaşıyoruz , adalet işlemiyor...İş yaşantımda hiç profosyonel olmak istemedim idealler ;insan tarafımdaydı.Bizler yani gerçek VASCO'cular gerçekden bu duyguda.... bu nedenle hala üzgünüz. Bizler aldığımız eğitimlere , şirketimizin bakış açısına , yönetimimizin tarzına uygun bir son yaşamadık diye . Ha diyecekseniz adam batmış bunun tarzı mı olur diye . Olur, olayın hızı kesildikten - durulduktan sonra bile olur. İçimizi acıtan ; aylar sonra bir şekilde karşılaşılan ortamlarda her şeyin çok normalmiş gibi davranış şekli.Bu para değil bu özür değil, paylaşmak ....Biz gerçek emekciler şirketimize alt kadro olarak emeğimizi koyduk , değerlerimizi , birikimlerimizi , ideallerimizi , kendimizi koyduk , paylaştık ...Yıllardır doğru dürüst zam almayarak ,hatta son zamanlarda maaş almayarak ....neler olduğunu içindeyken dışında tutularak havada kalarak anlamaya çalışarak , konduramayarak ...Ama hep güvenerek. Vicdanen gerçek emekciler rahat uyuyor tüm yaşadığı haksızlıklara karşın ....sadece istekleri aydınlatmalı tatmin edici bir açıklama , siz MEDYA !çok güçlüsünüz sesimize daha yüksek ses olmanızı rica ediyoruz JOY grubuyla ortak yaşadıklarımızı lütfen daha çok irdeleyin , adalet - hak kısmına inin . Bu örnek iki kuruluşun haksızlığa uğramış seslerinin elinden tutulması gerekir buna madem bu kadar yakın bir duyarlılıkla yaklaştınız BIRAKMAYIN, Siz sahip çıkın , yürümeyen adaletde Vasco'lar + Joy'cular çoğalmasın .Batış planları yapılıyorsa şayet bir de bu kısmı düşünülsün yönetimler tarafından ....Saygılarımla (E.Ç)
Bir açılım da çalışanlara olsa…
Joy un batacağını kaç yıldan beri sağır sultan bile duydu .İngilizlerle bir ortaklık bile imzaladılar onlarında piyasadan çekilmesine neden oldular (sunsail). Onlar TUI bünyesine geçti. Bu olayı birtek bizi yönetenler göremedi. Hükümetten ricam bir de şu emekçi turizm çalışanlarına açılım yapsa da esaretten ve sömürüden kurtarsa bizleri. Gerçi her batık olaylarının arkasında farklı senaryolar vardır ya…(M.K)
Çalışanlara yıkılıyor…
Yazınızı zevkle okudum ve beğendim. Katılmamak elde değil. 2005'te ben de Joy Merkez bünyesinde yönetici olarak görev yaptım. O zamanlar da bu durumu defalarca belirttik, kolay satışlar yapıyoruz vs… Öyle ki içerde dolaşan ben yönetim kurulundanım diyen ama tanımadığımız bir sürü dengelere yön veren insanlar var. İşletmeleri bu olumsuz yönde etkilemekteydi. Özellikle 20 oteli bünyesine katıp da her 2 otele bir yönetici atayan biz zihniyet bu kadar personelin üzerine yıktıkları ve az personel ile minimum maaş ile sektörde ciddi iş krizi yarattığı yetmiyormuş gibi başkalarının çalışmasını da engeller bir düzeni vardı. (Y.D)
|