17.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
2016 SEZONU VE SONRASINDA DOLULUKLARI NASIL ARTIRABİLİRİZ

 

 
Türk turizminin 2. büyük pazarı olan Rusya Federasyonu’nda yaşanan siyasi krizin düzeltilmesi için sektörün 2016 yılının Mart ayına kadar zamanı var.
 
Fakat siyasi gerginlik bir şekilde giderilse bile petrol fiyatlarındaki ABD kaynaklı gerileme Rusya pazarının ekonomik sıkıntılarını derinleştirecektir.
 
Geçen yıl %20’ye yakın kayıp yaşayan pazar Türk turizminin bütün avantajlarına rağmen yeni bir daralma yaşayacaktır.
 
Rusya bugünlerde petrolü 60 $ seviyesine çıkartacak bir uluslararası gerilim yaratamaz ise petrolün aşağı yönlü düşüş eğilimi devam eder ve pazardaki yurtdışı tatile olan talep daralır.
 
Petrolün düşüşü Türk turizminin alternatif pazarlar olarak gördüğü İran, Azerbaycan, Arap ülkeleri gibi petrol kazancına bağımlı pazarları da olumsuz olarak etkileyecektir. Rusya’dan kaynaklanan boşluğu bu pazarlardan doldurmak zor olacaktır. Ayrıca sıcak ülkelerden beklenen turist de Rus turistin talep ettiği Antalya ve Muğla destinasyonlarını tercih etmeyecektir.
 
Geriye kalan potansiyel turist artışı ise Türk Turizminin klasik pazarları olan Kuzey Avrupa (başta Almanya, İngiltere olmak üzere) pazarından beklenecektir. Düşen petrol bu pazarlardaki refahı biraz olsun artıracak, ucuzlayan uçak biletleri de paket turları cazip hale getirecektir. Sonuç olarak klasik pazarda %20 civarında büyüme pekala mümkün gözükmektedir.
 
Yüksek seyretmesi beklenen döviz kurları da Türk turizm yatırımcısına en azından karlılık yönünde katkı sağlayacaktır. Batı pazarı için tek risk terörün ve bölgesel çatışmaların şiddetlenerek artmasıdır. Hükümet de bu riski gördüğü için tüm Dünya devletleri gibi teröre karşı gereken önlemleri almaktadır. 
 
Turizm sektörü ise bu süreçte pasif kalmamalıdır. Potansiyel artış beklediğimiz Kuzey Avrupa pazarı için bir takım çalışmalar yapmalıdır. Tanıtım elbette yapılacaktır. Asıl üzerinde durulması ve yapılması gereken pazarı büyütmek için Türkiye’de yapılması gereken turist talebini artıracak aktivitelere yönelik yatırımlardır. Spor organizasyonları, sanat aktiviteleri, kültür ve eğlenceye yönelik gösteriler artırılmalıdır.
 
Almanya’nın yaş ortalaması 46,3’dür. İngiltere, Hollanda ve diğerleri de benzer yaş ortalamalarına sahiptirler. (Türkiye’de 29,6). Yani bu ülkelerin turistlerinin profili değişmektedir. Orta yaş ve üzeri turist artmaktadır. Bu turist deniz güneş dışında aktiviteleri de talep etmektedir. Örneğin İngiltere’de aktif yelken sporu yapanların %40’ı 60 yaşın üzerindedir. Portekiz’in Alaves bölgesi spor altyapısı ile İngiliz turisti çekmektedir. Gelir düzeyi yüksek bu grup İngiliz turist Antalya’dan nerdeyse bir haberdir. İspanya sporun yanına sanatı da ekleyerek sözünü ettiğimiz geniş kitleye ulaşmaktadır. İspanya’yı tercih eden Alman ve İngiliz turistten Antalya ve Dalaman destinasyonunun yeni paylar alması işten bile değildir. Yeter ki gerekli aktiviteler organize edilsin.
 
Kuzey Avrupa pazarında aile yapılarının değişerek, bekar ebeveynlerin (single mother) çocuk yapmasının yaygınlaşması, oda pazarlamasında klasik single/double yaklaşımını değiştirmeyi gerektirebilecektir. Belki single supplement (tek kişi farkı) almamak gibi kampanyalarla doluluk artışı ve akabinde geceleme başına fiyat artışı sağlanabilir. Sektörün bu konuları egsersiz etmesi gereklidir.
Aktiviteleri Batı’da yerel yönetimler planlamakta, organize etmekte ve kaynak aktararak gerçekleştirilmelerini sağlamaktadırlar. Türkiye’de maalesef belediyeler bu alanda yetersiz kalmaktadırlar. Girişimciler ise riski yüksek olan bu alanda yeterli kaynak, destek bulamamaktan şikayetçidirler. Özellikle aktivite organizasyonlarına kaynak aktarmayan bankalar girişimciler tarafından suçlanmaktadır.
 
“Bankalar güneşli havalarda şemsiyeyi verir, yağmurda geri alır” mottosu sıklıkla yatırımcılar tarafından dile getirilir. Aslında doğru değildir. Bankacılar da baskı altındadırlar. Kredi satmaları yönünde üzerlerinde bir baskı vardır. Yoksa para kazanamazlar. Üstelik kredi bankacılar için hiç de iyi bir gelir kapısı değildir. Döviz olarak yüzde 1, 1,5 faiz ile topladığınız vadesi düşük mevduatı (ya da dış piyasalardan 2, 2,5 ile aldığınız borcu) üzerine maliyetlerinizi (camlı gökdelenler, kirası yüksek şubeler, karşılık maliyeti, neyse ki maaşı düşük çalışanlar) de koyarak uzun vade ile satacaksınız. Elbette 3, 4 puan karınızı da üzerine ekleyeceksiniz. Yatırımcı yıllık yüzde 5, 6 faiz ile bu krediyi kullanacak, yaptığı işte kar edecek ve kredisini düzenli ödeyecek. Böylece banka tatlı bir kar elde edecek. Fakat bankanın bir kredisi battığında ise beraberinde beş altı kredinin karını da silip süpürecek. Şubenin karı uçacak, primler yok olduğu gibi hedefler tutmadığı için yöneticilerin de ensesinde boza pişecektir.
 
Halbuki sermayesi olmayan işler yani ücretler bankalar için net kardır. Sabit yatırım ve düşük olan çalışan ücretlerini karşıladıktan sonra havale ücretleri, saklama ücretleri, komisyonlar, kredi kartları, pos cihazları bankalar için çok daha çekicidir. Yatırım bankaları ayrıca halka arz, fon yönetimi gibi sadece gelir getiren risksiz, sermayesiz işleri de severler. Hal böyle iken, ne gerek var sanat festivali düzenlemek isteyen bir şirkete kredi vermeye. Ya da spor organizasyonu yapacak, bir yıldıza konser programı organize edecek girişimciye borç verip korkulu rüyalar görmeye!
 
Gelecek yazımda girişimcilerin bankalardan daha kolay kredi alabilmek için neler yapmaları gerektiği konusunu ele alacağım.
 
  
  
 

19-12-2015 00:31
Önceki Yazıları
SRİLANKA
09-05-2019 12:01 | Yorumlar
KONYAALTI PLAJI
30-01-2018 16:07 | 1 Yorum | Yorumlar
LEWES
06-07-2017 16:50 | Yorumlar
TRUMP VE TURİZM
06-02-2017 13:08 | Yorumlar
KİLYOS-BRIGHTON
28-12-2016 16:50 | Yorumlar
TURİZM 2017
03-12-2016 22:33 | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar