17.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
3 Yorum | Yorumlar
TÜRSAB YÖNETİMİ VE EKONOMİK SALDIRI

 

Önceki yazıda; TÜRSAB Yönetiminin yurtdışı kökenli rezervasyon portallarının Türkiye’deki çalışmalarının, -vergi kaybını önlemek amacıyla- yasaklanmasını öneren talebini eleştirmiştik. 
 
Küresel marka niteliği kazanmış yapıların, yetkililerin markalaşmanın önemini her fırsatta dile getirdikleri bir ülkede, yasaklamayı savunuyor izlenimiyle kamuoyu karşısına çıkmanın, çelişkili bir durum olduğunu söylemeye gerek var mı?
 
TÜRSAB Dünyadaki  gelişmelerin ışığında seyahat acenteliği mesleğinin geleceğini tartışmak yerine, populist söylemlere başvurarak, yasakçılığı savunan ve üyelerinin tepkilerini yönetme telaşına düşmüş bir yönetim anlayışına sahip olduğu izlenimi uyandırıyor.
 
Oysa, bireysel talebin hızla yükseldiği bu süreçte,  küresel marka haline gelmiş her kuruluşun, uluslararası vergi hukuku ve rekabet kuralları çerçevesinde, Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmelerinin ülke turizmine katkıda bulunacağı ortada.
 
UBER’in yasaklanması, ardındaki çıkar ilişkileri irdelenmeden, basit bir haksız rekabetin engellenmesi sorunu gibi nitelenmemeli.
 
Sadece İstanbul’da hiç bir üretim yapmadan, 25 Bin güvencesiz şoför üzerinden  –üstelik- vergi vermeden elde edilen, 7 Milyar dolarlık rantı yöneten bir kaç kişinin çıkarlarını savunmak TÜRSAB’ın görevi olmamalı.
 
Çoğu Seyahat Acentesi Belge numarası yazılı plakaları taşıyan, özellikle Taksim Çevresi ve Talimhane’de yoğunlaşan siyah renkli minibüsler ile Arap Turistlere yönelik hizmet veren sözde işletmeleri denetlemek, Taksim Meydanında T.C Yurttaşlarını araçlarına almayan, diledikleri yerde müşteri bekleyen taksiciler konusunda ilgilileri uyarmak yerine, TÜRSAB’ın plaka rantçıları karşısında sessiz kalması anlaşılır gibi değil.
 
Bu arada geçmiş yönetim kurulunun hatalı tutumu sonucu, kurulan şirketler üzerinden Birliğin uğradığı zarar konusunda, sorumluların hesap vermesine ilişkin harekete geçmekte, bir yerlerden işaret-belki talimat- bekledikleri anlaşılan Yönetimin, bu konuda nihayet yargıya gidileceğini açıklaması olumlu ve yerinde bir davranıştır.
 
Aynı günlerde kurlardaki aşırı yükselme nedeniyle, iktidarın izlediği ekonomik politikayı görmezden gelerek, gelişmeleri ekonomik savaş olarak değerlendirdiğini açıklayan TÜRSAB Yönetiminin; Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın Kalın’ın; “Bazı havayolu firmaları ve otellerin dövizle satışta ısrar ettikleri, bu yüzden birçok firmanın da zarar ettiği bilgisi var. Türkiye'deki firmalara dönük düzenleme yapılacak mı?  Döviz kurunda bir sabitleme düşünüyor musunuz?" sorusuna yanıt verirken; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki çağrısının son derece net ve açık olduğunu, ilgili özel sektör kuruluşlarının da bu çerçevede adım atmalarını beklediklerini, adeta milli seferberlik haline gelen bu süreçte, herkesin aynı yerde durması ve Türk lirasına sahip çıkması” gerektiğinin altını çizen açıklamasına uymak konusundaki kararı, bu aşamada kanımca çok önem taşıyor.
 
Gerçekten TÜRSAB Yönetimi; bir saldırı olarak açıkladığı bu gelişme karşısında, konaklama ve özellikle hava taşımacılığı konularında, yerli ve milli para birimimiz olan Liranın geçerli olmasını sağlayacak girişimlerde bulunarak, fiyatların Milli Para Biriminden hesaplanacağı bir karşı saldırı hamlesi başlatacak mı, insan merak ediyor.
 

17-08-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Luxoria
18-08-2018 11:38
Sorunları herkez biliyor,ama çözüm üretemiyorsunuz
Sayın Bahattin Abi Sorunları herkez biliyor,ama kimse çözüm üretemiyor, koltuğu kapan başka işlerle uğrasmaya başlıyor. veselam Çözüm nedir peki? ister milli, ister yabancı firma olsun, Turizmde herkez yerel kanunlara uymak zorunda,çünkü müsteriye hizmetin verildiği yer Türkiye. (yerel) Yazılım üretmiş olabilir, yazılım ile pazarlaya bilir, yarın robot ilede satış yapar, yapay zeka sistemleri ilede yapar. Ama hizmetin verildiği yer Türkiye onun için Türkiyedeki firmalar hangi kural ve kanunlara tabi ise yutdışında yerleşik uluslararası firmada satışı nasıl yaptığı değil, hizmetini satığı ülkenin kanunlarına rekabet kurallarına uymak zorunda, böyle bir yapılanmaya gitmek lazım. Otelcilerde yerel acenteler %15-20 indirimli fiyat verken yabancı firmalara daha fazlasını veriyor bunlarda ayrı bir konu, daha çok problemler var, yerel çakalları daha yazmadık, birde yurtdışı fuarları, bizim yerel turim bakanlığı çok ayrım yapıyor, booking.com, uber gibi yükselme potansiyeli kisilerin önünü kesiyor, yardım etmiyor, 5-10 yıldır aynı büyük otelcilere yardım ediyor mesela, adam Türkiye pavilonunda kocaman yer tutuyor, o büyük yerde en az 10 firmaya yer verilebilir, bu büyük oteller gitsin başka pavilonda satısını yapsın, hem otelcinin işi değil direk satış yapmak, hangi ülkede görülmüş. satsada/otelci yanlızca kendi otelini satabilir, ama acenteci türkiyenin tamamını yada bulunduğu şehirin tamamını pazarlar. iş ve yoğun szeondan dolayı dağınık yazıyorum,
skarcılıoğlu
18-08-2018 11:36
İMZA ATMAK
Sevgili dostum, Sevgili Bakanım, Yine çok doğru ve yerinde tespitler yapmışsınız... tüm yazınızın noktasından virgülüne kadar altına imzamı atıyorum... Sağlık ve sevgi ile kalın...
TosunBengisu
18-08-2018 09:37
Taksi Terörü
Taksi terörü Sultanhmet, Kapalıçarşı, Taksim ve Istanbulun diğer yerlerinde hatta havalimanlarında yıllardır devam etmekte. Bunun kısa zamanda önlenmesi o kadar zor değil. Doğru dürüst ve devamlı bir denetimin yapılması ve caydırıcı ağır cezaların tatbik edilmesi gerekir.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar