17.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
PET ŞİŞELER, ÇÖPLER VE TATİLCİLER

 

Ekonomide daralmaya yol açacak şoklar tartışılmadan, uzun süren tatil geçtiğimiz Ağustos ayında farklı bir konuyu gündeme getirdi: Çevre. 
 
Göz göre göre yok edilen doğal güzellikler hepimizin dilinde.
 
Yakındığımız kadar sorunların kaynağına inebilsek, belki çözüme uzanan yolu kısaltacağız. 
 
Örneğin nüfus artışının etkileri  ya da kısa sürede kar etme dürtüsünden hiç söz etmiyoruz.
 
Çevreye duyarlığın bu denli arttığı bir dönemde; onu yok eden girişimlerin neden sonuç ilişkisini, nüfus artışına ve kar dürtüsüne bağlamak pek yeterli  olamıyor. 
 
Ama altını çizmekte yarar var. Belirli zaman aralıklarına bakıldığında,  Dünyamızın  nüfusuna paralel olarak  çevreye verilen zararların da arttığı gözleniyor. Büyük olasılıkla çoğumuzun dikkatlerinden kaçan bu gelişmeler; Dünya insanlara dar geliyor dedirtecek türden.
 
Örneğin  gününümüzden 10 Bin yıl önce Dünya nüfusunun en çok 4 milyon insandan oluştuğu gerçeği.
 
Son günlerde sıkça söz edilen Göbeklitepe heykellerinden yüzlerce yıl sonra, yeryüzünde yaşayan atalarımızın toplam sayıları 4 milyon kişiyi geçmiyordu. Karşılaştırma yaparsak; ;İstanbul’un bugünkü sakinlerinin en fazla dörtte biri kadar insan yaşıyormuş yeryüzünde. 
 
1900 Yılında                1,625,000,000
1925    “       “          “ 2,000,000,000
1950    “       “          “ 2,500,000,00
1975    “       “          “ 3,900,000,000
1999    “      “           “ 6,000,000,000
2010  “         “          “     6,885,000,000
2015                               7,355,000,000
 
Sanırım bu artış hızının doruğa çıktığı dönem; 1950 ile 2000 yıları arasında geçen, yarım yüzyıl. Büyük Savaşın bitimiyle gezegenimiz; tarihinin en yüksek nüfus artışı hızına tanıklık ediyor. 
 
Önceki elli yılda (1900-1950) artış;  % 53,4 oranında gerçekleşirken, 1950-2000 tarihleri arasında bu oran neredeyse iki katına yükseliyor.(%96)
 
Hızla artan nüfus hoşumuza gitmese de doğal olarak çevreye yöneliyor. Artan nüfusun doğanın kaldıramayacağı bir yüklenmeyle, özellikle orman varlığını ve tarımsal alanlarımızı, özetle doğayı tahrip ettiği sır değil. 
 
Ama gelin görün ki, bu süreç sadece Türkiye dahil, Dünyanın uzak köşelerinde de uzun yıllardan bu yana sürüyor. 
 
Örneğin 18.Yüzyılda Amerikanın kuruluş sürecinde, toprakları ellerinden alınan, ardından sürgün edilen Kızılderililerin yakınmalarını çoğumuz biliriz. Bir Kızılderili Ata sözü durumu çok açık anlatıyor. “Bu topraklar bizlere atalarımızdan miras kalmadı. Onu çocuklarımızdan ödünç aldık.” 
 
Bu yıl ülkemizde yukarıdaki Kızılderili atasözünün ne denli gerçekçi olduğunu ve biraz da hüzünlü bir sona doğru gidildiğini gösteren gelişmeler yaşandı.
 
Bayramları da kapsayan tatil sezonu sırasında, özellikle kıyı bandında yer alan turistik merkezlerde, alt yapı yetersizlikleri yanında, kullanarak koruma konusunda duyarsız davranan tatilcilerin neden oldukları kirlilik, hepimizin dilinde.
 
Gazetelerde, televizyon yayınlarında ve en önemlisi daha duyarlı izleyici kitlesine sahip sosyal medyada, en ince ayrıntılarına kadar gözlemlediğimiz çöp yığınları ülkenin haber gündeminde üst sıralarda yer aldılar.
 
Aslında sorun tek başına bu yanıyla ele alındığında, ilk bakışta çözüm bulunması kolay görünüyor.
 
Tatil yörelerinde yoğun ziyaret edilen ya da günübirlik değerlendirilen alanlarda basit çöp toplama, güvenli ateş yakma ve oto park yerleri ayrılabilir. Yerel yönetimler bu görevleri  üstlenecek kadrolarını, alan yönetimi belirleyerek, pek ala görevlendirebilirler.
 
En kolay tanımıyla demokrasinin sınırları başkalarının haklarının kullanıldığı yere kadardır yaklaşımıyla, bir takım kısıtlamaları yürürlüğe sokmak çoğumuza yeterli önlemler gibi gelirler.
 
Sanırım bizde ortaya çıkan sorun, bu sınırların yeterli ve gerçekçi belirlenemeyişinden kaynaklanıyor.
 
Örnek olarak, Ege ya da Akdeniz’de orta ölçekli bir kıyı kasabasını ele alalım.
 
Nüfusu kış ortalamasının bir anda sekiz on kat artan bu beldede, yerel yöneticilerin kısıtlı kadro ya da bütçe ile bu geçici büyümeyi yönetecek kaynakları yok.
 
Bir yandan artan talebi karşılamak amacıyla çoğu derme çatma, kaçak yapılaşmanın rahatlıkla zirvesine oturacak kurnazlıklarla büyütülen, yeme-içme ve konaklama tesisleri(!), genel sağlık koşullarını sağlamaktan hayli uzak hizmet standartları, birden türeyen, eski minibüslere  monte edilmiş, hijyenik kurallardan habersiz seyyar kokoreç satıcıları.
 
Tabloyu uzatmaya gerek yok.
 
Çekilen günübirlikçi ya da tatilcilerin arkalarında bıraktıkları pet şişe dağları, çoğu poşetlere dahi konulmamış yiyecek artıkları ve  torbalar.
 
Bulunabilen her köşeye, kaldırımlara yaya geçitlerine park edilmiş otomobiller. Yasak tabelalarının altında, ateş yakanlar, faunası bozulması diye neredeyse elinizin bile sokulması engellenmek istenen akarsularda kurulan masalar.
 
30 Ağustos Büyük Zaferinin ardından tatil beldelerinde bırakılan çöpleri görünce, acaba işgalci düşman Anadolu’dan kaçarken bu çöpleri mi bıraktı, dedirtecek kadar ölçüsüz ilkellik.
 
Sorunun bu yanını bir takım kısıtlamalarla yoluna koymak pek ala mümkün.
 
Ama gelin görün ki, sorun sadece gereksiz yapılaşma ya da bazı ihtiyaçların öncelikli giderilmesinde değil. 
 
Örneğin hidrolik kaynaklarımızın Özellikle Doğu Karadeniz  Bölgesinde doğal dengeyi hiçe sayan bir anlayışla hoyratça kullanılmasına izin verilmesi.
 
Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının Dünya’da uygarlığın beşiği olduğuna ilişkin her geçen gün yeni kanıtlar ortaya çıkarken, kaynak yetersizliği gerekçesiyle eldeki arkeolojik değerlerimizin korunamayışı.
 
İnsanlığın ortak değerleri sayılan bu varlıkları korumanın ödevimiz olduğunu bıkmadan ve usanmadan toplumun bütün kesimlerine anlatmak zorundayız. 
 
Kuşkusuz bu konuda eğitim verilmesi her şeyden daha öncelikli. Ama Bölge Halkını kısa vadeli kar dürtüsü yerine, koruyarak kullanma konusunda uyarmak, yaşadığımız bu süreçte ağırlıklı olarak sivil toplum örgütlerine düşüyor.
 
Tatil Beldelerinde karşımıza çıkan çöp sorunu, pet şişe atıklarından ibaret değil. Karşımıza çıkan atıklar  Eisberg’ in yüzeyde görünen parçaları.
 

01-09-2018 11:34

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar