16.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
TÜRSAB YÖNETİMİ VE 1618 SAYILI YASA

 

Gelişme sürecinde yakınlarımdan, çoğu kez kendi işimden daha fazla zaman ayırdığım için TÜRSAB’ın adını her duyduğumda –aradan geçen bunca yıla karşın- heyecanlanırım.
 
Aslında milyarlarca dolar tutan yatırımlarına ve bazılarının Ankara ilişkilerindeki üstün becerilerine karşın sektörün diğer kesimlerinden daha etkin konuma gelen seyahat acentelerinin başarı öyküleridir diyebiliriz TÜRSAB’ın kısa tarihine.
 
Askeri bir darbenin TBMM üzerindeki koyu gölgesi altında, 1972 yılında 1618 sayılı yasa ile kamu kurumu niteliği kazanan sektörün tek meslek kuruluşunun, zaman içinde geldiği yer sanırım seyahat acenteliğine gönül vermiş herkesi üzüyor.
 
Uzun süredir ortalıkta dolaşan söylentilerin ve  çıkar amaçlı, insanların kutsal duygularını istismar eden bir örgütlenmenin kurgulandığı haberlerini kast etmiyorum.
 
Son yıllarda teknolojideki gelişmeler, verimlilik yönetimi ve bilişim kavramlarının tartışılmadığı bu meslek örgütü yönetiminin, yeniden ele alındığı söylenen 1618 sayılı yasa çalışmalarını, üyelerinden saklarcasına, sinsi bir ittifak kurulduğu söylentilerine yol açmamasını herkesten çok arzulardım.
 
Ancak bu söylentileri doğrulayan bazı gelişmeler, de  şaşırtıcı olmayacağa benziyor.
 
Getirileceği fısıldanan yeni tur teminatı uygulaması ile; yüzlerce hatta binlerle ifade edilen sayılara ulaşan seyahat acentelerini, bir kaç –henüz yasada tanımlanmadığı için tur operatörü diyemiyorum- yüksek cirolu seyahat acentesinin ticari çıkarlarına teslim etmeye hazırlanıldığına ilişkin haberler, ürperti veriyor.
 
Bu durumda üyelerini korumak adına bir veri bankası oluşturmak, ödeme sistemlerini onlar için avantajlı hale getirmek yerine, bu mesleğin geleceğini  -şimdilik adını sakladığım-  bir seyahat acentesi sahibinin siyasallaşan iradesine teslime hazırlanıldığına ise ihtimal vermek dahi istemiyorum.
 
Gerçekten yeni yasa değişikliği ile “tur operatörlüğü” tanımı ve “kategorisi” getirilecekse, TÜRSAB Yönetimi tatilci ve yolcuya satışın sadece seyahat acenteleri eliyle yapılmasını zorunlu kılmalıdır. 
 
Ayrıca internet ortamında yapılacak satışlar için TÜRSAB’ın veri bankası aracılığıyla, hangi operatörün turunun satıldığını gösteren işlemlerin, mutlaka bir seyahat acentesi tarafından sonlandırılacağını açıkça belirleyen bir düzenleme yapılması şarttır.
 
Bu arada unutmadan , seyahat acenteleri eliyle yapılan hac satışları sırasındaki ön ödemelerin kayıttan sonra DİB Hesabına yatırılmasını dayatan uygulama konusunda, üyelerinin yanında yer alması gereken TÜRSAB’ın sessizliğinin tedirgin edici olduğunu da ekleyelim. 
 
Aynı uygulama artık açıkça devlet destekli erken rezervasyon kampanyalarında toplanan yüz milyonlarca lira için de yapılırsa, Türsab yönetimi acaba aynı ölçüde sessiz kalır mı? İnsan merak ediyor
 

18-01-2019 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar