27.05.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - Seha Aksü
AVRAPA'DAKİ EKONOMİK KRİZ, AVRO'NUN GELECEĞİ VE TURİZM

 

Bir yandan kuzey Afrikadan başlayarak domino taşlarının yıkılışı gibi gelişen Arap baharının bilinmezliği, diğer yandan ise güney Avrupanın doğu ucundan başlayarak Atlas Okyanusu'na kadar genişleyen ekonomik buhran acaba turizmi nasıl etkiler?

Geçtiğimiz haftalarda yüzde 7'yi aşarak piyasaları sarsan İtalya'da yeni bir faiz rekoru kırıldı.

İtalya'daki borçlanma ihalelerinde faiz yüzde 8'i aştı.

Yunanistan'da ise faizler tefeci faizini aratmadı. Ülkenin 10 yıllık tahvillerinin faizi  yüzde 30'u geçti.

Böylece geçtiğimiz hafta faizi yüzde 20'ye çıkan Yunanistan, yeni bir rekor kırmış oldu. Sırada İspanya, Portekiz gibi hem AB üyesi hemde euro para birimini kullanan ülkeler yanında AB üyesi olupta euro kullanmayan Macaristan var.

Arkada Slovenya hatta Avusturya gibi bazı ülkeler de sırada.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel iflasın eşiğinde olan İtalya'nın Başbakanı Mario Monti'yi uyardı.

İki lider İtalya'nın çöküşünün kaçınılmaz olarak euronun sonunu getireceği mesajını verdi.

Peki, nedir bu dış borçlanma ve nedenleri?

Devletler kamu faaliyetlerinin finansmanında çeşitli araçlar kullanabilmektedirler. Kamu harcamalarının finansmanında genellikle şu üç araç kullanılmaktadır.

Bunlar, vergilendirme, emisyon (para basımı), iç ve dış borçlanmadır.

Dış borçlar dış kaynaklardan sağlanan geri ödemeleri sırasında ulusal gelir üzerinde arttırıcı yada azaltıcı etkide bulunan ve uluslar arası ilişkilerden kaynaklanan bir ülkeden diğerine transfer akımlarıdır.

Kaynaklarına göre dış borçlanma ise dört şekilde olabilmektedir:
· Devletler arası dış borçlanmalar

· Uluslar arası kuruluşlardan (IMF, Dünya Bankası gibi) dış borçlanma

· Piyasadan tahvil ihracı karşılığı dış borçlanma

· Yabancı bankalardan borçlanma

Ülkeleri dış borçlanmaya iten nedenlerin başında iç tasarrufların yetersiz olması sayılmaktadır.

Diğer nedenler ise;

· Devletin kendi sermaye piyasasından borçlanma imkanının olmaması

· Devletin dövize ihtiyaç duyması

· Ulusal paranın değerini korumak için gerekli rezerv arayışı içinde olması

· Gelişmiş ülkelerden borçlanmanın faiz yükünün daha düşük olması

· Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkeleri borçlanmaya zorlamaları, olarak sıralanabilir.

Dış finansman kaynaklarının kullanımı kalkınmanın başlangıç aşamasında faydalı görülebilmektedir.

Fakat kalkınmanın devamı için iç finansman kaynaklarının arttırılması gerekmektedir.

Dış borçlar amaçlarına uygun olarak kullanılırsa, ülkeye döviz girdisi sağlayacak ve uygun yatırımlar yapılırsa bu borçlar kendini finanse edebilecektir.

Aksi takdirde, borcun ödenme zamanı geldiğinde kaynak bulunamayacak ve borcun ödenmesi yeniden borçlanmayla mümkün olacaktır ki, bu borç yükünü arttıran en önemli faktör olmaktadır.

Dış borçlanmanın geri ödenebilme kabiliyetini belirleyen unsurlar;

· Faiz dışı cari işlemler dengesi

· Reel faiz oranları

· GSMH’nın büyüme hızı

· Dış borcun başlangıçtaki düzeyidir.

Dış borçlanma bu borçlanmayı yapan ülkeler açısından iki başlıkta toplanabilir:

· Kendi parası cinsinden dış borçlanma yapanlar (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya gibi     gelişmiş ülkeler)

· Yabancı paralar cinsinden dış borçlanma yapan ülkeler (Macaristan, Türkiye,  Rusya v.b. gibi ülkeler)

Kendi parası cinsinden dış borçlanma yapan ekonomiler için ideal kur rejimi serbest dalgalı kur rejimidir.

Döviz kuru ne olursa olsun borç yükü artmamaktadır.

Yabancı paralar cinsinden dış borçlanma yapan ülkeler için ise ideal kur rejimi yönetimli esnek kur sistemidir.

Dış borç yönetimi, bir borcun alınmasından o borcun ödenmesine kadar geçen sürede yapılan işlemlerin tümüdür.

Borçlanmaya gidilirken hangi piyasalardan ve hangi şartlarda borçlanılacağının belirlenmesi de borç yönetiminin kapsamına girmektedir.

Borç yönetimi ile ilgili ideal ilkeler; ekonomiye en az zarar verip, en yüksek faydayı sağlamalı, devlet için asgari bir maliyet getirmesidir.

Bunlar konsolidasyon,yani kısa vadeli borç senetlerinin uzun vadeli borç senetleri ile değiştirilmesi; yada
monetizasyon, yani kamu borçlarının büyük boyutlara ulaştığı ve çevrilmesinde yaşanan sıkıntılar sebebi ile faizlerin yükseldiği bir ortamda, iç borçların belli bir kısmının para basılarak finanse edilmesi ile çözülebilinir.

Şimdi oturup düşünelim;

Bütün bu teknik bilgileri değerlendirdiğimizde tünelin sonunda ışık görünüyormu?

Maalesef, bütün otoritelerin üzerinde birleştiği ortak nokta gelecekteki belirsizliktir.

Hatta bu belirsizlik yaklaşımı bile, karanlıkda tünelin ucundaki ışığı sadece ümit etmekten ve paniği ötelemekten ileri değildir.

Öte yandan bu krizin başını çeken Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz  gibi ülkeler özellikle Avrupa turizm pazarındaki rakiplerimizdir.

Bu ülkeler aynı zamanda ortak para birimi euroyu kullanmaktadırlar.

Yani mali krizden çıkmak için devalüasyon denilen milli paralarını diğer para birimlerine karşı değer kaybettirerek etkiyi azaltma şansınada sahip değillerdir.

Diğer taraftan bu buhranın halledilmesi için yardım beklenilen ülkeler olan Almanya ve Fransa tüketicilerinin yaklaşımı çok önemlidir.

Bu tüketicilerin büyük bir çoğunluğu bu buhrandan dolaylı olarak kendilerininde belirli bir oranda etkileneceği kanaatini taşımaktadır.

Bu şartlarda  tüketicilerin belirsizlikler karşısında zorunlu olmayan tüketim kalemlerinden kaçınması doğaldır. Buda beraberinde piyasalarda durağanlığı getirir.

Bizler için bütün bunlardan daha vahim olarak özellikle turizm pazarında rakibimiz olan ülkelerde halk hareketlerinin durağanlaşması ile bu ülkelere yönelik bir turizm sempatisi teşvik edilerek paranın aynı sistem içerisinde hareket etmesi önerilecektir.

Bu durum Türk turizmi için önemli bir sınavdır. İşletmelerin bu sınavla yanlızca başa çıkmaları uzak.bir ihtimaldir.
Ciddi bir kriz yönetimi planı ve desteğine ihtiyaç vardır. 

Kaynakça: 
Akdiş, Muhammet, (2002), Türkiye’nin Borç Gelişimi Sorunlar-Öneriler, Pamukkale Ün. İİBF
Kazgan, G. (1988), Ekonomide Dışa Açık Büyüme, İstanbul.
Tandırcıoğlu, Haluk, (2000) Türkiye’de Dış Borç Sorunu, Dış Borçların Sürdürülebilirliği ve Dış Borçların Sınırlandırılması, DEU, SBE Dergisi.


27-11-2011 21:07

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar