16.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - ERKAN YAĞCI
30. YILINDA AKTOB, TÜRKİYE VE AKDENİZ'DE TURİZM (2)

 

Geçen hafta, turizmin Türkiye ve dünyadaki 30 yılını başlıklar halinde ele almıştık. Bu hafta konuyu sektörün kurumları ve AKTOB açısından ele alacağız..
 
Türkiye’de konaklama sektörü özelinde işletmelerin fiziki yapısı ve işlevi değişmiştir. Tüketiciye göre ürün; bölgeye göre ürün kısacası pazar koşullarına göre ürün ortaya çıkmıştır. Bu tüketici boyutunda olduğu gibi bölgesel bazda da olmuştur. Marmara bölgesindeki bir konaklama tesisinin Akdeniz bölgesindeki bir tesisten ayrıştığına çoğu kez tanık olmuşuzdur. Tabi bunun bu şekilde evrimleşmesi de kendi içinde doğrudur. 
 
Keza tur operatörlüğü ve seyahat acenteliği anlamında da birçok değişiklik olmuştur. Bu değişimlerin temelinde de ana etken teknoloji unsuru olmuştur. Teknoloji, tüketicilerin hayatlarını kolaylaştırırken; hizmet sunucuları olan acentelerinin iş yapma biçimlerini derin ve hatta kökten değiştirmesine neden olmuştur.  Bu değişimleri ileri ki yıllarda daha farklı hacim ve büyüklükte görmeye devam edeceğiz.
 
Ulaşım anlamında değişiklikler ise havayolu sektörünün dünyada olduğu gibi Türkiye’de kanunen bir takım düzenlemelere gitmesi ile beraber, özel sektörün varlığı ulaşım hizmetlerinde de artmıştır. Özel sektörün girmesi ile oluşan rekabet koşulları, tüketiciye hem daha esnek, hem de daha uygun fiyata güvenli uçuş hizmetin sunulmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca teknolojik gelişmeler daha büyük gövdeli uçakların üretilmesine olanak sağlayınca da tüketicilerin daha uygun fiyatlara uçuş yapmalarının önünü açan diğer bir etken de olmuştur.
 
Turizmin ana alt üç bileşeni olan konaklama sektörü, tur operatörlüğü-acentelik ve ulaşım sektöründeki kritik sayılacak gelişmeler diğer alt bileşenlerinde kabuk değiştirmesine ve daha da gelişmesine öncü olmuştur. 
 
Öte yandan kurumsallaşmanın ne olduğunu; literatürde genel kabul gören kurumsallaşma ile algılanan kurumsallaşmanın ne olduğu konusunda hem fikir olmamız lazım. Aksi halde terminoloji karışıklığından konuya doğru bir açıdan bakamayacağımızı düşünüyorum.
Kurumsallaşma; işletmenin bir sistem haline gelmesi, işletmelerin kişilerden bağımsız olarak işleyişini devam ettirmesi, kişiye bağlı yönetimden sisteme bağlı yönetime geçmesi, işletmenin piyasa ve günümüz şartlarına uygun yönetim ve örgüt yapılarını oluşturması, bir kurum olmaya ait davranış, standart ve prensipleri belirleyerek bunları yazılı hale getirmesi, benimsemesi ve uygulayabilmesi olarak açıklanabilmektedir.
 
Kurumsallaşmış örgütlerin daha sağlıklı ve istikrarlı politika ve yatırım stratejileri takip ettikleri görülmektedir. Ayrıca kurumsal örgütler sadece bugünkü koşullara uyumu düşünmemekte, geleceğe yönelikte hazırlıklar yapmaktadırlar.
 
Kurumsallaşma faktörüne bu açıdan baktığımızda öncelikle işletmelerin kurumsallaşma seviyeleri farklı olmakla beraber; sektörün genel yapısı ile yönetim şekli ve kurumsallaşma düzeyini ayrı ayrı ele almak gerekmektedir.
 
Kurumsallaşma seviyeleri farklı olmakla beraber; hiç kurumsal olmamakla beraber tam kurumsal seviyesine ulaşabilmekte mümkündür. Bu çerçevede sektörün kurumsallaşma yolunda ciddi mesafeler kaydettiğini fakat özellikle kurumsallaşmanın hangi seviyelerde ve ne kadar olması gerektiği ayrı çalışması gereken konudur.
 
Sektör örgütlenmesi ve yönetimi konusunda kurumsallaşmaya baktığımızda resmi devlet politikası açısından formalizasyon konusunda ciddi noktada ilerlemiş olduğumuz görülmektedir. Fakat sektörün bir bütün olarak kurumsallaşma alt boyutları olan saydamlık, profesyonelleşme, tutarlılık, kültürel güç gibi konularda yapılacak çalışmaların olduğu açıktır. Tabi kurumsallaşma bir süreç olmakla beraber ihtiyaçlar doğrultusunda gelişim göstermesi de gerekmektedir.
 
Örgütlenme anlamında da şunu belirtmek gerekir. Örgütlerin varlığı kurumu oluşturur, kurum olduğu sürece de kurumsallaşma gerçekleşir. Sektörün örgütlenme anlamında ihtiyacın net olarak ortaya konulup; fikir birlikteliği çerçevesinde, gereksinim ve ne yapabiliriz, sorularına gerçekçi cevaplar verebilirsek; kurumsallaşma yolunda önemli bir mesafe kaydetmiş olacağız.’’
 
AKTOB sektöre yön veren; sektörün ihtiyaçlarını belirleyip kanun koyuculara sektörün önünü açacak fikir ve uygulamaları aktaran, adeta bir köprü görevi görmektedir. 
 
AKTOB, sektörün birleştiği; tek ses olduğu bir platformdur.
 
Akdeniz bölgesi denince ve özelinde Antalya’yı konuştuğumuzda; Türkiye turizm kapasitesinin hem yatak hem gelen turist sayısı anlamında %35-40’ını tek başına oluşturan; turizmin başkentinden bahsediyoruz.
 
Bölgede yaşanan her şey Türk turizmini etkilemekte; adeta sektörün geleceğini belirlemektedir. 
 
Bu çerçevede AKTOB’un önümüzdeki yılları düşünerek kısa, orta ve uzun dönem stratejileri ile Türk turizmini nasıl Dünyada ilk 5’e sokup burada kalıcılığını koruyacağı yönünde oluşturulacak politikalara yön vermelidir. Politika oluşturmalıdır.
 
AKTOB sahip olduğu misyon ve insan kaynağı ile Türk turizminin geleceğini ve sürdürebilirliğinin vizyonunu ortaya koymalıdır.’’
 

30-06-2014 15:17

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar