26.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - ERKAN YAĞCI
RUSYA VE TÜRK TURİZMİ

 

Rusya ile yaşanılan kriz turizm sektörünü nasıl etkileyecek sorusu şu an herkesin merak ettiği bir konudur. 
 
Fakat yaşanılanlar sonucu ortaya çıkan tespitler gerçekçi değildir. 
 
Şöyle ki;
 
Var olan kriz, sektörü aşan bir boyuttadır. 
 
Yapılan tespitler ve yorumlar hakikatlerle örtüşmemektedir.
 
Bugün yaşanılanlar, geçmiş yıllarda dünyada ve özellikle bölgemizdeki oluşan gelişmelerin bir sonucudur. 
 
Kısa bir hatırlatma yapacak olursak; 2008’de yaşanılan finansal kriz, 2014-2015 yılında yerini devletlerin “kur” çatışmasına bırakmıştır.
 
Bu noktada jeopolitik gelişmeleri de birlikte düşünmemiz gerekmektedir. Nitekim jeopolitik gelişmeler ve amaçlar günümüzdeki sorunların temellerini oluşturmaktadır.
 
Kısa bir hatırlatma ile devam edelim; 
 
Rusya pazarı ile ilgili sorunlar birkaç yıl öncesinden başlamıştı. Rusya devletinin gelir kalemlerinden olan enerji fiyatlarının aşırı değer kaybetmesi ile Rusya ekonomisi zorlu bir döneme girmişti. Sonuç olarak rublenin değer kaybetmesi ile döviz bazında Rus vatandaşlarının tatil alım gücü zayıflamıştı. 
 
Tam bu noktada bunu belirtelim; Rusya pazarının Türk turizmi için anlamı tartışmaya yer vermeyecek kadar önemlidir. “Gelmezse başka pazarlardan açığı kapatırız” yaklaşımı “turizmin ruhu” ile bağdaşmamaktadır. 
 
Nitekim Türkiye, dünya turizm sıralamasında ilk 5’e girmek ve bunu sürdürülebilir kılmak istiyorsa Rusya pazarına her zaman ihtiyacımız olacaktır.
 
Tekrar var olan duruma dönecek olursak;
 
Türk turizmi 2015 yılını Rusya pazarında olan tüm ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen idare edebilecek bir durumda yılı tamamlamaktadır.
 
Şöyle ki;
 
2015’in ilk 10 aylık rakamlarına bakacak olursak; Türkiye’nin Rus turist girişindeki düşüş oranı %19  iken bu oranın İspanya girişlerindeki düşüşü %40’tır. 
 
Fakat 24 Kasım’da yaşanan jet krizi pazarın seyrini değiştirmiştir.
 
Bugün yaşadığımız gelişmeler sonucu kriz boyut değiştirmiştir. 
 
Türkiye Turizmi yeni bir döneme girmiştir.
 
Rusya pazarı Türk tur operatörlerinin yönlendirdiği ve yönettiği tek pazardır.
 
Bu pazarın stratejik önemi Türk turizmi için çok önemlidir. Konu sadece turist sayısı ve turizm geliri değildir.
 
Konu Türk turizminin geleceğidir.
 
Durum bu açıdan değerlendirilmeli ve ele alınmalıdır. Aksi takdirde diğer tüm yorumlar sığ tartışmadan öteye gitmez. Po Chu’nin dediği gibi ileride karşılaşabileceğimiz sıkıntıları önceden sezip hazırlıklı olmalıyız.
 
Biz de tam bu noktadayız...
 
Türk turizmini önümüzdeki yıllarda nereye taşımak istiyoruz?
 
Önceliklerimiz neler olmalı?
 
Şu an sahip olduğumuz 40 milyon turisti koruyabilecek miyiz?
 
50 milyon turist girişini, 50 milyar dolar turizm gelirini nasıl başaracağız?.. Gibi tartışılması gereken birçok konu var.
 
Zira analizden yoksun, gerçekçilikten uzak tüm tespitler, ingilizce terimin ifade ettiği gibi “wishfull thinking” (öyle istendiği için öyle olacağına inanılan) den öteye geçemez.
 
Bu noktada yapılması gereken ilk işlerden biri var olan turizm işletmelerinin sürdürülebilirliliğini sağlamak olacaktır.
 
Ayrıca;
 
Avrupa pazarındaki gelişmeler de dikkatli takip edilmelidir;
 
Almanya, Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkedir.
 
Rusya’da yaşanılan gelişmeler, Almanya pazarını öncü alarak diğer Avrupa pazarlarını nasıl etkileyecek?
 
Gelişmelerin olumsuz yansımalarını diğer pazarlarda görecek miyiz?
 
Bunların önüne nasıl geçeceğiz?..
 
Yol haritamız var mı?
 
Türkiye haberlerinin hergün dış basında yer aldığı bir ortamda – katılmasam da, denildiği gibi – “Alternatif Pazarlar” sektörü tatmin edecek mi?
 
Daha önce belirttiğim gibi; gerçekleri görmek durumundayız. 
 
2016 için asıl hedefimiz “var olanı korumak” olmalıdır.
 
2016 yılının 2015 yılını aratmadan, öngörülerimizi doğru bir zeminde tartışıp, bir an önce harekete geçmeliyiz. 
 
Bunun da temel koşulu “Kamu-Özel sektör işbirliğidir”.
 
Alınacak önlemler uçak desteklemelerini de içine alan fakat bundan öte sektörü kapsayan, en az 3 yılı öngören ve turizm bölge yönetimini ve  yatak arzını kontrol edecek bir yapıda olmalıdır. 
 
Bunlara ilaveten tüm pazarlar tek tek gözden geçirilerek talep yapısı incelenmeli; tüm paydaşlarla işbirliğine gidilmelidir.
 
Rusya pazarında soğukkanlı olup, yeni bir tartışmaya neden olmayacak olaylardan uzak kalınmalıdır.
 
Bunu başaramazsak 2016 yılı ve sonrasında olumsuz tabloların oluşacağı dönemler olacaktır.
 
Özetle;
 
Türk turizmi yeni bir döneme girmiştir ve bu dönemi doğru okumamız gerekmektedir.
 

14-12-2015 05:47

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar