24.09.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


UcakBileti.com Yurtiçi ve yurtdışı en ucuz uçak bileti seçenekleri ucakbileti.com adresinde.


Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
TURİZMİN FİNANSMANI VE ULUSLARARASI FİNANSMAN PİYASASI

 

 
Uluslararası turizm 2017 yılında %7 büyümüştür. 2016 yılında 1,235 Milyon olan uluslararası turist sayısı 88 Milyon turist artışıyla 1,323 Milyon turiste ulaştı. Her ne kadar turizm gelirleri 5 Milyar $ artarak %0,4 gibi önemsiz bir oranda yükselmiş olsa da uluslararası turizm gelirleri 1,225 Milyar $’a ulaşmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin incoming turizmi gelişmiş ülkelerden yine daha fazla büyümüştür.
 
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün (WTO) bu verilerine göre uluslararası turizmde yüzler gülmektedir.
 
Türkiye’de de turizm sektöründe yüzler gülmektedir. Turizm sektöründe iştigal edenler 2018 sezonunun 2017’den daha iyi olması beklemektedirler.
 
Dış turizmde 2017 de 2016’dan iyi olmuştur. Fakat uluslararası turizmden alınan payda henüz 2014 seviyelerine Türk Turizmi henüz dönememiştir. Nitekim WTO listelerinde de artık ilk onda yer almıyoruz.
 
Uluslararası politikaların Türk Incoming turizmine ve dolayısıyla da ekonomisine verdiği zarar (3 yıllık gelişmekte olan ülkeler incoming büyümesi performansına da bakarsak 2018 yılında 48 Milyon civarında turisti ağırlamamız ve 70 Milyar $ civarında bir gelir elde etmemiz mümkün olacaktı. 
 
Ekonominin diğer alanlarında da uluslararası politikadan (elbette öncelikle ekonomik politikaların etkileri önemlidir) kaynaklanan sorunlar dolayısıyla ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır.
 
Özellikle artan askeri harcamalar gibi bütçeye binen yük ile bütçenin açık vermesi ve başta enerji tüketiminden kaynaklanan harcamalarla dış ticaret açığının büyümesi ve düşen turizm gelirlerinin de bu soruna merhem olamaması derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu yatırım yapılabilir seviyesinin altına düşürmesine yol açmıştır.
 
Böylece ülke riski artmış ve Türkiye’nin ve Türk firmalarının uluslararası piyasalardan borçlanma maliyetleri(faizleri) yükselmiştir. Bankalarımız daha yüksek faizlerle kredi bulabilmektedirler ve doğal olarak içerde de yüksek faizler talep etmektedirler. %3-4 bandında kredi sağlayan bir bankanın içerde bu parayı en az 2-3 puan üzerine ekleyip %5-7 faizle satması gerekmektedir. 
 
Turizm yatırımcısın bu faizlerle yatırıma başlarken iyi düşünmesi, başlıyorsa da rakip ülkelerin yatırımcılarına göre daha fazla risk alması gerekmektedir. İspanyol bir yatırımcı %2-2,5 ile Fransız yatırımcı %1,75-2 ile aynı krediyi üstelik daha uzun vadelerle kullanırken Türk yatırımcısı baştan bir baskı altına girmektedir. Üstelik rakip ülkelerin yatırımcıları yapılan yatırımın projeksiyon finansal tablolarında daha az yanılma riskini taşımaktadır.
 
Örneğin düşürülen Rus uçağı nedeniyle en büyük ikinci turizm pazarının sıfıra inmesi gibi bir riski taşımamaktadırlar. Dış politikada birinci turizm pazarı olan Almanya ile çatışmaya girme durumları ise hiç yoktur.
 
Halbuki büyüyen Dünya Uluslararası turizminden pay almak için Türkiye’nin ve yatırımcılarının yeni yatırımlar yapması gerekmektedir. Örneğin Tarsus Turizm destinasyonu projesinin hayata geçirilmesi, ulaşım ağlarına yatırım yapılması büyüme için elzemdir. Bu yatırımlara finansman nereden sağlanacaktır? İçerde bir finansman kaynağı (para) var mıdır?
 
Geçmişte turizm yatırımları için Kaynak Kullanımını Destekleme Fonundan (KKDF) karşılıksız nakit teşvikler verilerek destek sağlanmış, ayrıca Merkez Bankası reeskont kredileri kullandırılmış, T.C. Turizm Bankası A.Ş.’nin Japonya piyasasından sağladığı krediler yatırımcılara tahsis edilmiş ve bugünkü devasa Antalya, Dalaman destinasyonları yaratılmıştı.
 
Bugün de benzer bir yöntemle içerden turizm yatırımlarına destek sağlamak mümkündür. Kamunun elinde bulunan fonlar kullanılarak ya da kaynak gösterilerek sağlanacak kredilerle yeni turizm yatırımlarına ivme kazandırılabilir. Eskiyen tesislerin modernizasyonunda da benzer bir kaynak faaliyete geçirilebilir.
 
Örneğin işsizlik fonunda biriken kaynak yeni istihdam yaratacak turizm yatırımlarında kullanılarak hem işsizliğe çare yaratılıp hem de fondan verilecek kredilerin geri dönüşleri ile fonun geliri artırılabilir. Fon yeni turizm yatırımlarına ortak da olabilir. Ortak olduğu payları belli bir süre sonra İstanbul Borsasında satabilir vs.
 
150 Milyar TL rakamlarına ulaşan İşsizlik Fonu ve benzer kamu fonlarının peşinde yabancı finansçılar da dolaşmaktadır.
 
Özellikle Londra Finans Dünyası bu amaçla iki yıldır faaliyetlerini sürdürmektedir. TheCityUK adlı finansman lobisi düzenlediği toplantılarla İstanbul’un ikincil bir finans merkezi olabileceğini, dolayısıyla Türkiye’nin fonlarını Dünya’nın en büyük finans merkezi olan Londra piyasasında değerlendirmesinin rasyonel olacağı fikrini yaymaya çalışmaktadır.
 
Nitekim hükümet kamu fonlarının özel finans kurumlarında da değerlendirilebileceği yönünde bir kararı zaten geçtiğimiz aylarda almıştır. Türkiye’deki özel finans kurumlarının da hemen hepsi yabancı ortaklı olduğuna göre İşsizlik Fonu gibi devasa fonların Londra piyasasında trade edilmesinin (ticaretinin) önü açılmış olmaktadır.
 
Bu durumda fonlar ve potansiyel gelirleri (kaynakları) teminat gösterilip piyasaya bono satılabilir. Gelecek kaynak da içerde kullanılabilir.
 
Sorun Türkiye’nin düşük derecelendirme notu dolayısıyla satılacak bonolar karşılığında verilecek faizin yüksek olma durumudur. Bu yüksek faiz Londra bankalarının karını artıracak, bankacılar yüksek primler alacak, İngiliz devleti aldığı vergiler ile vatandaşlarına daha çok imkanlar sağlayacaktır. 
 
Elbette fonlar karşılığında sağlanan bu yeni kaynağın Türkiye’de kullanımı nasıl olacaktır sorusunu ortaya çıkmaktadır. Eğer yeni kaynaklar yatırımcıların, özellikle turizm gibi, istihdam artırıcı projelerine kaynak olarak kullanılırsa ekonomimiz sürdürülebilir büyüme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır. Artan turizm yatırımları ile daha çok İngiliz turist ağırlayıp paramızın bir kısmını da geri almamız imkan dahilindedir.
 
Pratik ve doğru olan ise ekonomi içinde yaratılan fonların içerde verimli olarak kullanılmasıdır.
 
Fonların uluslararası bir yolculuk yaparak ülkeye daha pahalı olarak geri dönmesi sadece uluslararası finans piyasasına para kazandıracaktır.
 
Türkiye’nin finansal altyapısı her türlü finansal pazarda hareket etmeye uygundur.
 

14-05-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar