21.09.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


UcakBileti.com Yurtiçi ve yurtdışı en ucuz uçak bileti seçenekleri ucakbileti.com adresinde.


Yazarlar - İBRAHİM ARAT
1 Yorum | Yorumlar
ÜRKEK KUŞLARIN ÜLKESİNDE TURİZM!

 

Her zaman, gidip gördüğüm ülkeleri, şehirleri, klasik bir turist anlayışının dışında sanki o ülkeyi analize gitmişim, hakkında sayfalarca rapor hazırlayacakmışım gibi gözlemlemeye çalışırım. 
 
Son Türkiye ziyaretimde, bu sefer Türkiye’ye bir gezgin gözüyle bakmaya çalıştım. 
 
Bu gözlemler kıyı şeridi Antalya – Alanya’dan Konya üzeri Ankara’ya kadar olan bölgede geçirilen 10 günün gözlemleri. Tam bir ideal yaz tatili süresi yani. 
 
Türkiye seyahatinin gözlemi daha kolay ve çok daha hızlı anlaşılır. Çünkü aynı dili konuşma, tarihini çok iyi bilme gibi avantajlar var bu sefer. 
 
Uçuş, Katar Havayollarının yeni rotası, ve bizim için çok büyük kolaylık olan Doha’dan direkt Antalya’ya olarak gerçekleşiyor. 
 
Körfez ülkelerini ve insanların tatil anlayışlarını az çok bildiğimden bu rotanın ne kadar devam edeceğinden şüphelerim vardı.
 
Ancak, Arap pazarında artık o kadar çeşitlilik yakalamaya başladık ki Doha – Antalya uçuşu hem gidiş hem dönüşte dolu idi. 
 
Diğer eş dosttan edindiğim bilgiye göre onların uçtukları zamanlarda da durum pek farklı değilmiş. 
 
Umarım böyle devam eder. 
 
Antalya havaalanından Alanya’ya kadar 2,5 saatlik bir otobüs yolculuğumuz var. 
 
Cam kenarına oturup etrafta neler olup bittiğini daha ilk dakikalardan anlamaya çalışıyorum. 
 
Yol kenarı oteller Alanya’ya yaklaştıkça artıyor. 
 
Trafikte gördüğümüz araç sayısı kadar otellerin park alanında da bir o kadar araç var. 
 
Ve o kadar çok farklı plaka var ki, Antalya’nın plakasının ne olduğunu kestirmek çok zor. 
İnsanlar kendi araçlarıyla seyahat edebiliyorlarsa ve bu araçlar İstanbul, Bursa, Şanlıurfa, Kayseri, Ankara gibi nispeten uzak şehirlerden geliyorsa, demek ki kendi aracınla seyahat Türkiye’de çok ekonomik. 
 
Zaten benzin de 6.95 TL. Dolar ile 1 USD civarı yapıyor. 
 
Benzinin sudan ucuz olduğu bölgelerde yaşıyor olmanın etkisiyle, en son kur artışlarına rağmen benzinin litre fiyatının 1 USD olması yine de pahalı gibi gözüküyor. 
 
Arkadaşlar, ÖTV, pompa fiyatına yansıtılmayan vergiler vesaire deseler de bunları anlamak zor geliyor.
‘’Sudan ucuz’’ deyimini hatırlamışken, su almak için bir büfeye uğruyorum. 
 
Neredeyse 1 yıl önceki ziyaretimde su sadece 50 kuruş iken şu an 1 TL olmuş durumda. 
Ve bu artış her kalemde geçerli. Yavaş yavaş arttığından belki de, ülkede yaşayanlar hissetmiyor olabilirler ancak senede bir sefer gittiğiniz zaman, neyin ne kadar pahalandığını çok daha iyi kavrayabiliyorsunuz. 
 
Ancak, ülkemize gelen turist, her ne kadar kalitesinden şikayetçi olsak da (belki de kurdan dolayı her şeyin ucuzlamasından) alış veriş yapıyor.
 
Dikkatimi çeken bir diğer nokta da bir sene öncesine kıyasla (Alanya bölgesi gözlemi) bir çok cafe, restoran, yemek mekanlarının açılması. 
 
Özellikle Atatürk caddesinde iki – üç iş yerinden birisi yemek üzerine olmuş. 
 
‘’Hani kimse otelinden çıkmıyordu?’’ sorusu akıllara geliyor. 
 
Demek ki Türk halkının alışkanlıkları değişmiş ve artık ev yerine dışarıda yemek yiyen bir toplum haline geldik diye düşündürüyor insana. 
 
Üçüncü ve gerçeğe en uygun gelen nedeni ise; yine plansızlıktır. Birkaç iş yeri, bir sezon iyi iş yaptı diye diğer sezon herkesin aynı işi yapması da olabilir. 
 
Ülkedeki turizm camiasının turistin kalitesinden şikayet edip, kaliteli turist getirmeyi dillendirdiğini sık sık duyarsınız. 
 
O zaman yerli de olsak kaliteli bir turist olup, araba kiralayıp birkaç şehir görelim diye yola çıktık. 
 
Ama o da ne? 
 
Kırmızı ışıkta durmayanlar, hız limiti içerisinde gitseniz de daha hızlı gitmeniz için sizi taciz edenler, yaya yol vermeyenler…
 
Hatta Konya’dan geçerken yaya geçitinde, yayaya yol verme gafletinde bulundum. Arkamdaki bayan sürücünün korna ve el kol hareketleriyle sanki dünyanın en ağır suçunu işlemiş bir insanmışım gibi tepki gördüm. 
 
Kuş gözlemi meraklısı olduğum için üşenmedim, yaklaşık 5 kg. gelen fotoğraf makinemi de yanımda sürükledim. 
 
Hayalim Ankara’ya giderken Beyşehir’de durup Türkiye’nin de birkaç kuşunu arşivime eklemekti. 
 
Ancak daha Beyşehir gölünü görünce hayal kırıklığına uğradım. Bir göl, bir şehir için büyük lütuf olan bir çekim merkezi ancak bu derece kirletilebilirdi. 
 
Zaten kuşlar da sığ sularda değil, gölün ortalarında kümelenmişlerdi. 
 
Madem öyle, insanlarla yaşadıkları için daha yakından görüp fotoğraflayabilirim diye parkta gezinmeye karar verdim. 
 
Sığırcık, saksağan gibi yaşadığım bölgelerde olmayan kuşları fotoğraflarım en azından diye düşünmüştüm ama yanılmışım. 
 
Salalah ve Umman’ın hatta Körfez Ülkeleri’nin büyük bölümünde yaban hayatta dahi kuşlara çok fazla yaklaşabiliyorsunuz. 
 
Bunun sebebi de kuşların insanoğlunu bir tehdit olarak görmemeleri. 
 
Ancak Türkiye’de şehir kuşları, şehirde doğmuş ve büyümüş kuşlar dahi o kadar ürkek ki daha siz onlardan tarafa adım attığınızda ürküp kaçıyorlar. 
 
Trafik ve kuşların bu davranışı dahi, insanların çevrelerine, diğer insanlara ya da hayvanlara verdikleri değerin göstergesidir. 
 
Mevlana’nın felsefesi ile hoşgörünün şehri olan Konya, şehircilik bakımından başarılı gözüküyor. Bazı şeylerin hakkını da vermek gerek. 
 
Benim açımdan sevindirici olan diğer bir nokta, Mevlana Türbesi’ne gittiğiniz zaman turist gruplarını görmek oldu. 
 
Koreli, Japon turist grupları gibi Rus turistleri de görmek mümkün.
 
Ama turiste daha alışkın değil Konya halkı sanırım. 
 
Neden mi?
 
Çünkü türbenin en yakınındaki turistik bir mekanda çay 2 TL. 
 
Babamdaki tepki. ‘’2 TL mi? Alanya’da 2 TL mahalle kıraathanesinde veriyoruz. Böyle turistik bir yerde 5-6 TL’den aşağı içemezsin.’’ 
 
Konya’daki kısa turun ardından akraba ziyareti için yola devam ediyoruz. 
 
Hiç planlamasak da 30 Ağustos’ta Ankara’dayız ve bu özel günü Anıtkabir’de geçirelim diyoruz. 
 
Ancak Anıtkabir’e girmek ne mümkün?
 
Öncelikle, girişler diğer kapıdan diye koca bir spor kompleksinin etrafını yürüyoruz. 
 
Ama hala giremiyoruz. Protokol geldiği için, halk alımı durdurulmuş ve tören bitene kadar güneşin altında bekliyoruz. 
 
Tam kapıları açacaklar derken bir de haremlik selamlık olarak ayrılıp ayrı kapılardan alınıyoruz. Buna tepki verenler az değil tabi ki. 
 
Bir halk gününün, halka eziyet olarak kutlanmasını hangi turiste nasıl açıklayabilirsiniz? 
 
Neyse, seyahat sona geliyor ve geri dönüş yoluna çıkma zamanı.
 
Ancak dönüş yolunda yine aynı trafik saygısızlığı var. 
 
Kendi hakkı olmayan şeridi kullananlar kendi canlarına değer vermedikleri gibi başkalarının da canını hiçe sayıyorlar. 
 
Kuşlar, sokak hayvanları, trafik, insanlar şehirlerin gizli kodlarıdır. 
 
Bakarak bir şehrin bir ülkenin kalitesi hakkında fikir sahibi olabileceğiniz, turistinizden önce kalitesini arttırmanız gereken kendi elinizdeki değişkenlerdir. 
    
 

10-09-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
sabrisabret
15-09-2018 13:48
BİZİM TURİZMCİ VE YAZARLARI ANLAMAK ÇOK ZOR.
Yurdışını gezip gelen Sanatçılar, Politikacılar, Turizmciler, İşadamları ve Yazarları sanki bana göre neredeyse hepsi HAİN veya Devlete-Millete faydası olmayan kişiler diye düşünüyorum. Çünkü neredeyse hepsinin rahatı yerinde gördüklerini bile Medyada anlatmaya gerek duymuyorlar. RAYLI SİSTEMİ olmayan 45 derece sıcak CEHENNEM ANTALYAnızı Turist ne yapsın? Sizin KAZIK Taksi, otobüs, Domuş ve Jigola Hamutçularınızı Turist ne yapsın? Bırakın Avrupayı, Amerika ve Rusyayı ÇİNe bile gitseniz Çince konuşmanıza gerek kalmadan Raylı Sistemle İstediğiniz yere ve Şehire gidebilirsiniz. ZENGİN TURİST Antalya gelmez ve ancak bu 40 sene GERİ KALMIŞ belden Aşağıya Marka yapmış Antalyanıza işsiz, fakir Turistler gelir.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar