20.02.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - YAVUZ ATAÇ
2 Yorum | Yorumlar
MATA HARİ VE LİLİ MARLEEN İSTANBUL'DA

 

 
İstanbul Beyoğlu’ndan, Galata’ya aşağı inen ara sokakların başında bir meyhanedeyim. Garson, mekânın müdavimidir. Geçen cuma 86 yaşına bastı diye söylediği yaşlı bir amca “eskiden burada madam Lili varyete yapar müşteriler nefis Alman birası içerdi” diyor. 
 
Tam karşısında oturan onun yarı yaşında entelektüel kıyafetli bir kişi “Üstadım, madam Lili’nin dönemini bilmiyorum ama 80'li yıllarda burası kesin pavyon olarak iş yapmıştır. Çünkü mekânın orta kısmında sahneyi andıran ensiz yuvarlak bir çıkıntı var” dedi.
 
Masada oturan üçüncü kişi ise kafasını kaldırıp, el kol hareketleri ile “Bu çıkıntı üzerinde madam Lili varyete yapmış olamaz ama Mata Hari meşhur egzotik danslarını etmiş olabilir” diye konuştu.
 
Mata Hari’nin ismini duyan masamızdaki tur operatörü müdürü, “Ne konuşuyorlar?” diye sordu. Yıllar önce Almanya’nın San Pauli şehrinde çalıştığını söyleyen garson. “Burada Lili Marleen ile Mata Hari’nin sahneye çıkmış olduğunu anlatıyor” dedi. 
 
İş tamamen çorbaya dönmeden. Hiç bir kanıtı olmayan, saçma sapan hikayeler diyerek. Mata Hari’nin, Orient Express ile Paris’ten geldiği ve Pera Palas otelinde konakladığı bir iki yerde yazıyor ama ‘ey öküz, Lili Marleen bir şarkı be..’ dedim.
 
Sözleri Birinci Dünya Savaşı’nda Rus Cephesi’nde savaşan bir Alman asker tarafından yazılmış. Şarkının asıl ismi “Lambanın altındaki kız”. İlginçtir İkinci Dünya Savaşında popüler olan bu şarkıyı hem Alman hem de müttefik askerler çok sevmiş.
 
Atilla Ilhan ise ‘Lili Marlen Türküsü’ adını verdiği şiirin bir bölümünde cephede savaşırken bu şarkıyı dinleyen askerleri anlatıyor. Ahmet Kaya tarafından bestelenen şiirin “marş söylemeden önce ölmek bize yakışmaz” sözleri o zamanlar gençlerin dilinden düşmezdi. 
 
Neyse, bizim turizmin kanaat önderleri “Avrupa’dan ‘nitelikli’ turisti çekmek için İstanbul’un hikayesi olan bir şehir olması gerekiyor” diye konuşuyorken. Herhalde masallar uydurun diye söylemediler.
 
Zaten oradan, buradan yapılan alıntılar yüzünden İstanbul’a geldiği söylenen Ernest Hemingway’in Pera Palas otelinde mi? Yoksa Grand Hotel de Londres ’de mi konakladığına hala karar vermiş değiliz!
 
Bugüne dönecek olursak. Dan Brown'un ‘Cehennem’ adlı romanından uygulanan film daha da enteresan. Doğrudur. Bu film mutlaka turistlerin gözünü yeniden Ayasofya'ya çevirmesini sağlamıştır ama Dandolo’nun replika mezar taşını da Ayasofya’nın nerdeyse tam ortasına koydu.
 
Geçen hafta Ayasofya’da sekizgen bir mermerin üzerine konulmuş mezar taşını arayan iki Koreli kıza rastladım. Üst kata galeriye çıkmalarını söyledim. “Ama filmde tam buradaydı” diye söylediler..
 
Kızlara anlatmadım ama üst kat, galerideki mezar taşı ile ilgili asıl çelişki 19. yüzyılda Ayasofya’nın restorasyonu yapan Fossati Kardeşlerin taşa Henricus Dandolo’nun ismini kazarak “Deisis Mozaiklerinin “karşı duvarının önüne koyduğu şeklinde.
 
Yani üst kattaki mezar taşı bir replika bile olmayabilir!
 
Zaten masamızdaki acente müdürünü dolaştıran rehber; 1205 yılında ölmüş olan Dandolo’nun mezarı, taşın altında mı yoksa dikili olarak duvarda mı diye bir soruyla karşılaşınca. Asıl mezarın aşağıda olduğunu söylemiş. Herhalde ‘Cehennem’ filmini izlemiştir?.. 
 
Galiba son yıllarda yaşanan 'güvenlik kaygısı' sebebiyle İstanbul’un artık tarihi ve kültürel bir şehir olması yetmiyor? Avrupa’ları çekmek için yeni hikayeler yaratılıyor. Yani İstanbul’un ruhunu öldürdük şimdi mekanların hafızasını değiştirmeye kalkıyoruz!
 
Zaten şehrin eski dokusunu, fiziksel görünümü koruyan kaç semt, mahalle, sokak kaldı ki? Sahi Avrupa’nın tarihi şehirlerin sokak isimleri acaba değişiyor mu? Biz ise cadde, sokak isimlerini bırakın. Rus salatasını bile Amerikan salatası yapmış bir milletiz.
 
Memleketin en önde gelen akademileri ise sayfalarına kuruluş amacı olarak. Kültür, sanat, estetik ve çevre bilinci gelişmiş, özgür ve eleştirel düşünebilen çağdaş sanatçı, mimarlar ile tasarımcılar yetiştirmek olduğunu söylüyor?..   
 
Ne yapalım? İntihar etmeyeceksek içelim bari diyerek kadeh mi kaldıralım?..
 

17-10-2018 14:55
Önceki Yazıları
SARAYDAN KIZ KAÇIRMA HİKAYESİ
10-02-2019 21:30 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZMDE SORUN SADECE FİYAT MI ?
02-03-2018 18:02 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Deniz...
19-10-2018 10:41
İstanbul
Güzelim silüete parazitler gibi girmiş olan gökdelenleri geçiyorum, zevk yoksunu restorasyonları, köylü kurnazı esnafı görünce elbette gelmez bir daha gelen turist de. Biz istediğimiz kadar pazarlayalım, şaheserimizi bozuyorlar bile isteye. Oysa ki bizim hiçbir şeyimiz yoksa, bol bol hikayemiz vardır. Elinize sağlık.
EthemEsendemir
18-10-2018 12:48
Eline saglik ustad
Yavuz abi, her zaman sasirtirken hem guldurup hem de dusunduruyorsun. Canim Istanbul sehri. Bir yerlerde gorusmek dilegi ile. Eline saglik.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar