19.11.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


UcakBileti.com Yurtiçi ve yurtdışı en ucuz uçak bileti seçenekleri ucakbileti.com adresinde.


Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
TURİZMCİLER YASAKLARI VE KORUMACILIĞI SAVUNAMAZLAR

 

 
serbest rekabeti diğer sektörlerden daha fazla savunmaları gereken turizmcilerin, kamu yatırımlarını finanse etmek amacıyla giderek arttırılan vergiler karşısında sessiz kalmaları, basit indirimlerle enflasyonun düşüreleceğine inanır gibi davranmaları, ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.
 
Önce enflasyonla topyekün mücadele için tatil dahi yapmadıklarını açıklayan ilanlar yayınladılar. Yandaş medya söyleşilerinde; Turizm Sektörünün iktidarın ekonomik politikalarını desteklediğini, üstüne basa basa vurguladılar. 
 
Almanya ve Hollanda ile aramız düzeldi, erken rezervasyonlarda olağanüstü artışlar var, Turizm ekonomiyi kurtaracak dediler. Ustalıkla birbirine karıştırılmış sayılara dayanarak, günübirlikçiler ile yurtdışında yaşayan TC Yurttaşlarını da dahil ederek, büyük artış yakalandığını öne sürdüler. 
 
Ama eskilerin dedikleri gibi, sezon sonunda takke düştü ve kel göründü.
 
Sonunda anlaşıldı ki, gelir ile  turist sayılarındaki artış arasında büyük farklar var. Ve gelir sadece % 1 artmış. Kısaca; fiyatlar alabildiğince aşağı çekilince gelenlerin sayıları artmış ama ekonomiye söylendiği gibi büyük katkısı olmamıştı.
 
Üstelik banka kredilerini geri ödemedeki tıkanıklık da henüz aşılamamış. Kredilerin geri ödenmelerindeki zorluklar sürüyor.
 
Umutlar gelecek sezonda. 
 
Oysa gerçek durumumuz beklentileri doğrulamıyor.  Genel ekonomiyi düzenleyen temel politikalarda köklü değişikliklere gidilmezse, daha çok sezon bekleriz.
 
AKP İktidara geldikten sonra; Uluslararası sermayenin belirlediği kurallara göre sınırları -Ecevit Hükumetinin ekonomiyi teslim ettiği- Kemal Derviş tarafından çizilen ekonomik politikaları, beklenenden daha sıkı önlemlere başvurarak uyguladı.
 
Uluslararası piyasalarda dolaşıma sokulan trilyonlarca dolarlık kaynakları, benzer ülkelerden daha yüksek fazile borçlanmayı temel alan bir yaklaşımdı bu.
 
Bilinçli bir politikayla yürürlüğe sokulan bu model ile önce yerel para birimleri aşırı güçlendirildi. Ardından yerli üretimin bu haksız rekabet karşısında, kar getirmediği görülerek, ülkenin özellikle sanayide üretme yeteneği ortadan kaldırıldı.
 
Fabrikaların arazileri çok katlı beton görgüsüzlüğüne teslim edilirken, ucuz ithalat ile sağlanan canlılık yeni dağıtım kanallarının kurulmasını gündeme getirdi. 
 
Ülkenin neredeyse her yanının AVM’lere kesmesi bu yüzdendir.
 
AKP bu durumun kuşkusuz farkındaydı. Ama belli ki, sürdürülebilir olamayacağını göremedi ya da görmek istemedi. 
 
Ve asıl büyük hatasını bu ortamda; dış finansmanla desteklenen ithalattan alınan vergileri, gerçek gelir kaynağı gibi değerlendirmekle yaptı. 
 
Sürekli gündeme getirdiği büyük ve geri dönüşü pek dikkate alınmamış, görkemli yatırımlara yöneldi.
 
Daha önce verimsiz bulunduğu için uluslararası finansman sağlanamayan, Osman Gazi Köprüsü gibi yatırımlara ve  trafik yoğunluğu düşük otoyollara, termik santrallare yöneldi. 
 
İlk bakışta Yap,İşlet, Devret formülüyle girişilen bu işler, kamuoyuna devletin kesesinden tek bir kuruş çıkmayacak yatırımlar olarak sunuldu. Henüz ayrıntıları ve gerçek maliyeti kamuoyu tarafından tam bilinmeyen İstanbul’un 3.Havalimanı bu konuda verielecek en çarpıcı örnektir.
 
Akıl almaz garantiler verilerek, aceleyle hizmete alınan bu kuruluşların vermedikleri hizmetlerin karşılığını hiç sektirmeden almaları, ileride YİD formülüyle yatırım konularını araştırmak isteyecekler için iyi bir araştırma konusu olacağa benziyor.
 
Serbest rekabeti bütün sektörlerden daha fazla savunmaları gereken turizmcilerin, geri dönüşleri kuşkulu kamu yatırımlarını finanse etmek amacıyla, giderek arttırılan vergiler karşısında sessiz kalmaları, basit indirimlerle enflasyonun düşüreleceğine inanır gibi davranmaları ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.
 
Kalıcı ve dünyadaki gelişmeleri izleyen modeller üzerinde çalışarak, yenilikler önermek yerine, içlerinden bazı meslek kuruluşu yöneticilerinin; eskilerde kaldığını sandığımız bir takım korumacı yöntemleri, katıldıkları televizyon programlarında ve gazete söyleşilerinde savunmaları son derece hatalı ve ileride sektöre telafi edilemeyecek  zararlar verebilecek gelişmelere yol açabileceğe benzemektedir.
 
Savunulan korumacılık ve yasaklamaların sektöre vereceği zararları bir sonraki yazıda ele alacağız.
 
(devam edecek)
 

05-11-2018 10:40

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar