22.07.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
KİRALIK OTOMOBİL-2

 

 
Önceki yazıda kiralık otomobil sektörünün krizden çıkabileceğine değinmiştik.
 
Gerçekten çıkabilir mi? 
 
Köklü destek sağlanarak, akılcı yöntemlerle bu krizden çıkış yolları ve kalıcı çözümler bulunabileceğine kuşku yok. 
 
Ama önce, alacaklı bankaların paniğe kapılmadan, bu sorunu ortalama 3 yıl içinde en az zararla atlatabileceklerini baştan kabul ederek, bu gerçekliğe uygun davranmaları şart.
 
İlk adım; alacaklıların benimseyecekleri bağımsız bir denetim kuruluşunun, şirketlerin hesaplarını inceleyerek, mali durumlarını tesbitleriyle atılabilir. Böylece kur farkları nedeniyle doğan nakit açıkları ve daha öncesinden gelen özkaynak yetersizliği belirlenir,
 
Bu şirketlerin portföylerindeki sözleşmelerin kalan sürelerine göre doğacak alacakları, değerlenerek mevcut borçları yeniden yapılandırılabilir. Ancak, sorunun nereden kaynaklandığına farklı açılardan bakarak, çözüm aramak koşuluyla.
 
Kanımca sorunun kriz öncesi ortaya çıkmaya başlayan bölümü; özkaynaklar ile yeni araç satın alınması yoluyla borçlanılan miktar arasındaki oransızlıktı.  Pazar payını büyütürken karlılığı operasyondan değil, ikinci el araç satışından elde etmeyi hedefleyen, ekonomideki sarsıntıları hesaplamak yerine, fiyat indirimi ile rakiplerine üstün geleceğini sanan bir yaklaşım sonucu ortaya çıkan bir durumdu bu.
 
Doğrusu uluslararası kriterlere göre belirlenmiş oranların çok üzerindeki borçlanmalar, bazı şirketleri zorlamaya başlamıştı.
 
Henüz bu güçlüklere çözüm bulunamamışken, ekonomideki kriz sonucu Liranın hızlı değer kaybıyla şirketlerin ellerindeki araçların değerleri bir kez daha dramatik biçimde düşünce sorunlar ağırlaştı.
 
Bu durumda araç değerlerini kağıt üzerinde alınacak önlemler ile yükseltmek mümkün olamayacağına göre neler yapılabilir onlara bakalım.
 
Öncelikle Ekonomi Bakanlığının yaptığı türden hatalara düşülmemeli. Örneğin bu şirketlerin aktiflerinde bulunan araçların değerlerini bir kez daha- aynı takvim yılında 3.kez- düşüren yeni araç alımlarında ödenecek KDV ve ÖTV oranlarını düşürmek gibi, 
 
Bu uygulama başlangıçta vergi kaybı ve otomotivcilerin baskıları yüzünden tepki görebilir, ama eldeki yaklaşık 400 Bin aracın değer kaybının, banka ve diğer alacaklıları fazlasıyla zorlayacağı da görmezden gelinemez. 
 
Son vergi kolaylıklarının ardından kaç araç satıldı tam bilmiyorum ama yaklaşık 400 bin araçlık filo çok önemli bir değer ifade ediyor. Otomotivcilerin bu sayıyı görmezden gelmeleri söz konusu olamaz.
 
Gelelim radikal önlemlere..
 
Varlık Fonu benzeri bir yapılanma; denetimden geçen şirketlerin hisselerini alarak, sözleşmelerden doğacak alacaklarına karşılık tahvil çıkararak, bunların mali yapılarına taze kaynak aktarabilir.
 
Belirlenecek süreler içinde ayakta kalacak olanlar dışındakiler, güçlü olanlarla birleştirilerek, sözleşme bitiminde tasfiye edilirler.
 
Geçiş dönemi olarak adlandırılabilecek bu süreç içinde, özellikle leasing yapacak şirketlerin, belirli sermaye büyüklüklerine sahip olmaları ve düzenleyici bir üst kurul – regulatory body- tarafından denetlenmeleri koşulu aranmalıdır.
 
Bankacıların kendi alanları olarak gördükleri, otomotivcilerin ise bireysel satışlarda rekabetten kaçındıkları için ne kuş ne de deve tanımına rahatlıkla girecek, bize özgü; mevcut “operasyonel kiralama” konusu böylelikle çözüme kavuşabilecektir.
 
Bu dönemde TOKDER’in işlevi de gözlerden ırak tutulmamalıdır. 
 
Gönüllü birlikteliğe dayalı kurulan TOKDER yönetimi büyük bir sektöre dönüşen kiralık araç konusunda, toplu çıkarları her kademede savunan güçlü bir meslek örgütüne dönüşebilir.
 
 
 
 
 
 
 

19-11-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar