17.12.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
1 Yorum | Yorumlar
TURİZM SEKTÖRÜNDE YÖNETİM İHTİYACI VE TÜRKİYE TURİZM GELİŞTİRME FONU ÇÖZÜMÜ

 

Son günlerde ekonomide kamu kaynaklı yeni fon oluşumlarını görmekteyiz. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da turizm sektörünün yatırım ve tanıtım ihtiyaçlarının karşılanması için bir fon kurma yoluna gittiği görülmektedir.
 
Kamu fonların ortak amacı ise ülkenin kalkınması için gerekli görülen yatırım projelerine finans sağlamaktır.
 
Aslında ekonomimizin kalkınması amacıyla sektör bazında projeleri hayata geçirmek için geçmişte kamu bankaları kurulmuştu. Tekstil sektörü için Sümerbank, madencilik için Etibank, KOBİ’ler için Halkbank, konut sektörü için Emlakbank vs. Turizm sektörü için ise 1954 yılında Cumhurbaşkanımız Sn. Celal Bayar’ın önderliğinde Demokrat Parti Hükümetinin takdire şayan uzak görüşlülüğü ile turizm sektörünün kalkındırılması amaçlı olarak T.C. Turizm Bankası A.Ş.’nin kuruluş kararı alınmıştı.
 
Bankanın kuruluşuna geçildiğinde bırakınız Türkiye’yi neredeyse Dünya’da kitle turizmi yoktu. Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere 1950 yılında 25 Milyon olan uluslararası turist sayısı 2017 yılında 1,323 Milyona çıkarak beklentileri de aşmıştır.
 
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü 2030 yılında uluslararası turist sayısının 1,800 Milyona çıkmasını öngörmekte iken şimdi öngörüler 2 Milyar ve üzeri turist olarak revize edilmektedir. Sonuç Menderes Hükümetinin turizm konusunda ne kadar uzak görüşlü ve yenilikçi (yaratıcı) olduğunun net bir göstergesidir.
 
Kaynak: UNWTO
 
 
Sektörel kamu bankaları sadece sektördeki yatırımcılara finansman sağlamıyordu, neredeyse olmayan sektörlerin altyapılarını da kuruyorlardı. Ayrıca kendileri bizzat yatırımcı ve işletmecilerdi. İşletmeci oldukları için de ülkeye en ileri teknolojileri getirmeye çalışıyorlardı. Yatırım yapıp önce İşi öğreniyor sonrada özel sektöre öğretiyorlardı.
 
Turizm Bankası da otelden-tatil köyüne, oberjden-motele, kampingden-kampa, marinadan-seyahat acentesine kadar sektörün her alanında yatırımcı ve işletmeciydi.
 
Biryandan da turizm destinasyonları ve merkezleri oluşturmaya çalışıyor, kanalizasyondan-içme suyu teminine, çöp arıtmadan-deniz deşarjına, kayak tesisinden-tarihi eser restorasyonuna sektörün ihtiyacı olan her yatırıma koşuyordu.
 
Böylece sektöre her alanda yeni teknolojileri getiriyor ve insanları eğitiyordu.
 
Sonuçta TURBAN ekolü dediğimiz yatırım ve işletmecilik standartları ortaya çıkarılmıştı. Türk Turizm sıfırdan başladığı yolda Dünya 6.’lığına kadar ulaşarak Dünya çapında bir kalkınma projesi başarısı göstermiştir.
 
Türkiye’nin yaşadığı 2001 finansal krizi sonucunda, kamu bankaları dahil olmak üzere, bankalara getirilen bankacılık dışı faaliyet kısıtlaması kamu bankalarının zaten azalan sektör içinde oyuncu olma rolünü tamamen bitirmiştir. Sonuç olarak sektörlerde yapılması gereken, fakat yeterince karlı görülmeyen birtakım yatırımlar finansman ya da yatırımcı bulamamış, bunlar gerçekleşmeyince de özel sektör yatırımları azalmıştır.
 
Örnek vermek gerekirse turizm Bankasının zamanında gerçekleştirmiş olduğu Antalya destinasyonunun benzeri olan Tarsus destinasyonu oluşturulamamıştır.
 
Şimdi kurulmak istenen fonlar ile sektörlerin ihtiyacı olan yatırımlara destek sağlanmak istenmektedir. Türkiye Turizm Geliştirme Fonu da bunlardan biri olacaktır. Fon geçmişte Turizm Bakanlığının yan kuruluşu olan Turizm Bankasının işlevlerini üstlenecek gözükmektedir.
 
Öyleyse fon nerelere yatırım yapmalıdır? Önemli soru budur. Son yıllarda Dünya uluslararası turizmi ortalama %4,1 olan büyüme hızını artırarak %5 düzeyine getirmiştir. 2017 rakamı inanması güç bir rakam olan %7’dir. Aşağıdaki grafikte Türkiye’ye gelen uluslararası turist sayıları gözükmektedir.
 
 
 
YILLAR Gelen Turist Sayısı Yüzde Değişim %
2003   16 463 623  
2004   20 753 734 26
2005   25 045 142 21
2006   23 924 023 -4,5
2007   27 239 630 14
2008   31 137 774 14
2009   31 759 816 2
2010   32 997 308 4
2011   36 769 039 11
2012   37 715 225 2,5
2013   39 860 771 6
2014   41 627 246 4,5
2015   41 114 069 -1,2
2016   30 906 680 -25
2017   37 969 824 23
Kaynak:T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
 
 
Görüldüğü gibi son 14 yılda Türk turizmi ortalama %6,95 büyümüştür. Uçak olayına kadar 2003-2015 arası büyüme hızı %9,14’dür ki Dünya ortalamasının iki katıdır. Turizme zarar veren uluslararası politikadan kaynaklanan turizm için olumsuz politik gelişmeler yaşanmasaydı 2017 turist sayımızın 54 Milyon, 2018 yılı turist sayımızın ise 59 Milyon olması mümkün olabilecekti.
Önümüzdeki yıllarda bir aksilik olmaz ise Dünya uluslararası turizminden hızlı büyüyeceğiz demektir. Bu durumda turistik tesis yatırımlarında da paralel bir artış olacaktır. Özellikle Antalya ve Muğla destinasyonları yoğun yatırım alacaklardır. Antalya’da zaten sıkışan kıyı bandı iyice zorlanacaktır. Özellikle havaalanına yakın merkezlerde konaklama tesisi yatırımı ve beraberinde konut yatırımları artacaktır.
 
Antalya ve Muğla’daki bu baskıyı azaltmak için Tarsus destinasyonu hızla realize edilmelidir. Kurulacak fonun birinci yatırım önceliği bu bölge olmalıdır. İkinci proje ise Antalya ile Tarsus arasında yapılacak raylı sistem yatırımı olmalıdır. Büyük destinasyonla yeni destinasyon arasındaki etkin ulaşım yatırımların verimli dağılmasını sağlayacaktır. Üç havalimanını (Antalya, Gazipaşa ve Yeni Adana Havalimanı) ve turizm merkezlerini birbirine bağlayan etkin bir ulaşım havaalanlarından uzakta olan tesislerin geceleme fiyatlarını yukarı çekip verimliliği artıracaktır.
 
Tarsus destinasyonu için kurulması için gerekli olan otel yatırımlarına yaklaşık 20 Milyar TL harcanacaktır. (100.000 yeni yatak). Altyapı için ise yine 15 Milyar TL civarında yatırım gereklidir (yol, kanalizasyon, su, konut, kamu binaları, parklar vs.). Havalimanı ve demiryolu bağlantısı ayrı bir bütçe konusudur. 
 
Fonun bu projelere sağlaması gereken katkı ne olmalıdır sorusu gündeme gelecektir.
 
Antalya ve Muğla yapılırken verilen en etkin iki destek arazi tahsisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Pirimi idi. Tahsisin bir maliyeti yok ama tahsis başına alınan ücretten Fona bir getirisi olabilir. KKDP desteğiyse yapılan otel yatırımının sabit yatırım tutarının yaklaşık %20’sine tekabül etmişti. Türkiye için yatırımlara ödenen rakam 743 Milyon $ idi. Tarsus destinasyonunda yapılacak 100 bin yatak için yine KKDP benzeri bir teşvik öngörülürse bu rakam 3-3,5 milyar TL olacaktır. Diğer altyapı projelerine verilecek destekle 5 Milyar TL civarında bir harcama gerekecektir. Bu destek projelerin gerçekleşmesi için katalizör görevini görmeye yeterlidir. Elbette bu finansmanın karşılığını fon daha sonra tesislerden verilen hizmet bedeli olarak geri de alabilir. Çünkü olmayan bir kapasite ekonmiye katılacaktır.
 
Son günlerde ekonomide kamu kaynaklı yeni fon oluşumlarını görmekteyiz. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da turizm sektörünün yatırım ve tanıtım ihtiyaçlarının karşılanması için bir fon kurma yoluna gittiği görülmektedir. Kamu fonların ortak amacı ise ülkenin kalkınması için gerekli görülen yatırım projelerine finans sağlamaktır.
 
Aslında ekonomimizin kalkınması amacıyla sektör bazında projeleri hayata geçirmek için geçmişte kamu bankaları kurulmuştu. Tekstil sektörü için Sümerbank, madencilik için Etibank, KOBİ’ler için Halkbank, konut sektörü için Emlakbank vs. Turizm sektörü için ise 1954 yılında Cumhurbaşkanımız Sn. Celal Bayar’ın önderliğinde Demokrat Parti Hükümetinin takdire şayan uzak görüşlülüğü ile turizm sektörünün kalkındırılması amaçlı olarak T.C. Turizm Bankası A.Ş.’nin kuruluş kararı alınmıştı. Bankanın kuruluşuna geçildiğinde bırakınız Türkiye’yi neredeyse Dünya’da kitle turizmi yoktu.
 
Aşağıdaki grafikte de görüldüğü üzere 1950 yılında 25 Milyon olan uluslararası turist sayısı 2017 yılında 1,323 Milyona çıkarak beklentileri de aşmıştır. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü 2030 yılında uluslararası turist sayısının 1,800 Milyona çıkmasını öngörmekte iken şimdi öngörüler 2 Milyar ve üzeri turist olarak revize edilmektedir. Sonuç Menderes Hükümetinin turizm konusunda ne kadar uzak görüşlü ve yenilikçi (yaratıcı) olduğunun net bir göstergesidir.
 
Sektörel kamu bankaları sadece sektördeki yatırımcılara finansman sağlamıyordu, neredeyse olmayan sektörlerin altyapılarını da kuruyorlardı. Ayrıca kendileri bizzat yatırımcı ve işletmecilerdi. İşletmeci oldukları için de ülkeye en ileri teknolojileri getirmeye çalışıyorlardı. Yatırım yapıp önce İşi öğreniyor sonrada özel sektöre öğretiyorlardı. Turizm Bankası da otelden-tatil köyüne, oberjden-motele, kampingden-kampa, marinadan-seyahat acentesine kadar sektörün her alanında yatırımcı ve işletmeciydi. Biryandan da turizm destinasyonları ve merkezleri oluşturmaya çalışıyor, kanalizasyondan-içme suyu teminine, çöp arıtmadan-deniz deşarjına, kayak tesisinden-tarihi eser restorasyonuna sektörün ihtiyacı olan her yatırıma koşuyordu. Böylece sektöre her alanda yeni teknolojileri getiriyor ve insanları eğitiyordu.
 
Sonuçta TURBAN ekolü dediğimiz yatırım ve işletmecilik standartları ortaya çıkarılmıştı. Türk Turizm sıfırdan başladığı yolda Dünya 6.’lığına kadar ulaşarak Dünya çapında bir kalkınma projesi başarısı göstermiştir.
 
Türkiye’nin yaşadığı 2001 finansal krizi sonucunda, kamu bankaları dahil olmak üzere, bankalara getirilen bankacılık dışı faaliyet kısıtlaması kamu bankalarının zaten azalan sektör içinde oyuncu olma rolünü tamamen bitirmiştir. Sonuç olarak sektörlerde yapılması gereken, fakat yeterince karlı görülmeyen birtakım yatırımlar finansman ya da yatırımcı bulamamış, bunlar gerçekleşmeyince de özel sektör yatırımları azalmıştır.
 
Örnek vermek gerekirse turizm Bankasının zamanında gerçekleştirmiş olduğu Antalya destinasyonunun benzeri olan Tarsus destinasyonu oluşturulamamıştır.
 
Şimdi kurulmak istenen fonlar ile sektörlerin ihtiyacı olan yatırımlara destek sağlanmak istenmektedir. Türkiye Turizm Geliştirme Fonu da bunlardan biri olacaktır. Fon geçmişte Turizm Bakanlığının yan kuruluşu olan Turizm Bankasının işlevlerini üstlenecek gözükmektedir.
 
Öyleyse fon nerelere yatırım yapmalıdır?
 
Önemli soru budur. Son yıllarda Dünya uluslararası turizmi ortalama %4,1 olan büyüme hızını artırarak %5 düzeyine getirmiştir. 2017 rakamı inanması güç bir rakam olan %7’dir. Aşağıdaki grafikte Türkiye’ye gelen uluslararası turist sayıları gözükmektedir.
 
Görüldüğü gibi son 14 yılda Türk turizmi ortalama %6,95 büyümüştür. Uçak olayına kadar 2003-2015 arası büyüme hızı %9,14’dür ki Dünya ortalamasının iki katıdır. Turizme zarar veren uluslararası politikadan kaynaklanan turizm için olumsuz politik gelişmeler yaşanmasaydı 2017 turist sayımızın 54 Milyon, 2018 yılı turist sayımızın ise 59 Milyon olması mümkün olabilecekti.
 
Önümüzdeki yıllarda bir aksilik olmaz ise Dünya uluslararası turizminden hızlı büyüyeceğiz demektir. Bu durumda turistik tesis yatırımlarında da paralel bir artış olacaktır. Özellikle Antalya ve Muğla destinasyonları yoğun yatırım alacaklardır. Antalya’da zaten sıkışan kıyı bandı iyice zorlanacaktır. Özellikle havaalanına yakın merkezlerde konaklama tesisi yatırımı ve beraberinde konut yatırımları artacaktır.
 
Antalya ve Muğla’daki bu baskıyı azaltmak için Tarsus destinasyonu hızla realize edilmelidir. Kurulacak fonun birinci yatırım önceliği bu bölge olmalıdır. İkinci proje ise Antalya ile Tarsus arasında yapılacak raylı sistem yatırımı olmalıdır. Büyük destinasyonla yeni destinasyon arasındaki etkin ulaşım yatırımların verimli dağılmasını sağlayacaktır. Üç havalimanını (Antalya, Gazipaşa ve Yeni Adana Havalimanı) ve turizm merkezlerini birbirine bağlayan etkin bir ulaşım havaalanlarından uzakta olan tesislerin geceleme fiyatlarını yukarı çekip verimliliği artıracaktır.
 
Tarsus destinasyonu için kurulması için gerekli olan otel yatırımlarına yaklaşık 20 Milyar TL harcanacaktır. (100.000 yeni yatak). Altyapı için ise yine 15 Milyar TL civarında yatırım gereklidir (yol, kanalizasyon, su, konut, kamu binaları, parklar vs.). Havalimanı ve demiryolu bağlantısı ayrı bir bütçe konusudur. 
 
Fonun bu projelere sağlaması gereken katkı ne olmalıdır sorusu gündeme gelecektir. Antalya ve Muğla yapılırken verilen en etkin iki destek arazi tahsisi ve Kaynak Kullanımını Destekleme Pirimi idi.
 
Tahsisin bir maliyeti yok ama tahsis başına alınan ücretten Fona bir getirisi olabilir. KKDP desteğiyse yapılan otel yatırımının sabit yatırım tutarının yaklaşık %20’sine tekabül etmişti. Türkiye için yatırımlara ödenen rakam 743 Milyon $ idi. Tarsus destinasyonunda yapılacak 100 bin yatak için yine KKDP benzeri bir teşvik öngörülürse bu rakam 3-3,5 milyar TL olacaktır.
 
Diğer altyapı projelerine verilecek destekle 5 Milyar TL civarında bir harcama gerekecektir. Bu destek projelerin gerçekleşmesi için katalizör görevini görmeye yeterlidir.
 
Elbette bu finansmanın karşılığını fon daha sonra tesislerden verilen hizmet bedeli olarak geri de alabilir. Çünkü olmayan bir kapasite ekonmiye katılacaktır.
 

 


29-11-2018 01:30

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
HaydarAKSU
29-11-2018 11:14
çok çok doğru tespitler için teşekkürler
Sayın Kayhan T.ÖZEN bey, Harkulade bir analiz. DOĞRU TESPİT. DOĞRU SONUÇ. Ve de benim özellikle ATATÜRK SENİ SEVMEK İBADETTİR dediği için rahmetle yad ettiğim 3ncü Cumhurbaşkanı Celal BAYAR ın Sektörümüze katkılarını hatırlatmakla da Turizm Tarihine olumlu katkılar yapmışsınız. TEŞEKKÜRLER,selamlar
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar