16.01.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
8.RESORT KONGRESİ

 

 
8.Resort Kongresi zengin içeriği ve her yıl artan ilginin etkisiyle, oldukça başarılı geçti. Ankara’nın ilgisizliği yerine sektörün ve özellikle Antalya’nın yöneticileri; turizm ekonomisinin  nabzını tutmaya çalıştılar. Nedense muhalefet partileri Antalya’nın en önemli sektörünün bu çalışmasında yoklardı.
 
Geçtiğimiz sezon yüksek doluluk oranları ve artan ziyaretçi sayılarına karşın, geleceğe ilişkin kaygılarını ancak aralarında yaptıkları özel söyleşilerinde seslendiren turizmciler, iki konu üzerinde yoğunlaşıtılar. 
 
Önümüzdeki 2019 sezonu nasıl geçecek ve ellerine aceleyle tutuşturulan, “Turizmi Geliştirme ve Destekleme Fonunun” çalışmalarını düzenleyecek taslak metin.
 
Gelecek sezona ilişkin iyimser beklenti doluluk ve talep açısından olumlu, ancak fiyatların gerçekçiliği açısından belirsizdi.
 
Kongrenin ana konuşmacısı; son yıllarda İngiltere Pazarının güçlü oyuncusu haline gelen Jet2 Holidays’in CEO’su, şirketinin büyüme rakamlarını haklı bir övünme ile anlatırken, Brexit sonrası Avro karşısında değer kaybeden Pound nedeniyle uğradıkları güçlüklere değindi. Sözleri bir anlamda sakın fiyatarttırmayın der gibiydi. İspanya pazarından Türkiye’ye yönelik trafiği arttırdıklarından söz etti ama fiyatların düşüklüğünü gündeme getirmedi.
 
Geçtiğimiz yıl Rusya Pazarını ilk sıraya yükselten, bu ülkedeki Türk Kökenli iki Operatörün üst yönetcileri çok net bir ifadeyle, 2019 Yılında Rusya’dan artış değil, azalma beklenmesi gerektiğini gerçekçi ifadelerle dile getirdiler.
 
Kongre kulisindeki diğer tartışma konusu; Bakanlığın işlevlerini üstlenmek amacıyla kurgulanan Geliştirme ve İstikrar Fonunun, bir yandan teşvikle ayakta tutulmak istenen turizm sektörüne ne kadar yük getireceği idi.  Sanırım bu konu önümüzdeki günlerde herhalde uzun boylu tartışılacaktır.
 
Ancak bir anlamda konaklama vergisi olarak adlandırılacak bu fonun gelirlerinin, zorda olan sektörden aktarılacak kaynaklarla oluşturulmasının sakıncaları bir yana, gerçekten yararlı biçimde kullanılacağına ilişkin kuşkular şimdiden oluşmaya başladı diyebiliriz.
 
Örneğin, konuşmasını dinlediğim; yeni Tanıtma ve Pazarlama Genel Müdürünün heyecanla paylaştığı düşüncelerinin, meslekte profesyonel olmadığı için, gerçekçi bilgilere dayanmadığı ortadaydı.
 
Genel Müdür; elde turist profiline ilişkin yeterli veri olmadığını, sadece sayılar bulunduğunu ve bu yüzden bir pazarlama stratejisi oluşturmakta zorlandıklarını söyledi. 
 
Genel Müdür bir yandan kısa sürede görevlendirdikleri pazarlama gruplarının eğitildiğini, veri toplama konusunda yoğun mesai harcadıklarını söylerken, şaşırmadım diyemem.
 
Belki bürokraside daha önce görev yapmayışından ya da turizm sektöründe çok yeni olmasından kaynaklanıyordu bu yargısı. Oysa gerçek elde istenilenden çok daha fazla veri bulunduğuydu.
 
Emniyet Genel Müdürlüğü ile fırsat bulup temas edebilse, belgeli ya da belgesiz bütün konaklama tesisilerinde geceleyen her yerli ya da yabancı turistin, cinsiyet, yaş, yaşadığı kent ve uyruğu dışında, Türkiye’ye kaç kez geldiğine ilişkin bilgilere ulaşması işten bile değildi.
 
Üstelik yapılan harcamaların –özellikle- kredi kartlarına ilişkin, örneğin BKM’den hangi ülke turistinin günün hangi saatinde neleri satın aldığını öğrenmesi de mümkündü.
 
Belki Bakanlık kamu ve özel sektör kuruluşlarından bu tür bilgileri sağlayarak, karar vericilere yararlı hizmetlerde bulunabilirdi. Ama anlaşılan başka bir yol izleyeceklerdi.
 
Ama bu yaklaşımın, Türkiye gibi hala umutlarını büyük operatörlerin potansiyeline mahkum gibi davranan bir ülkede; daha çok “bireysel seyahat” edecek ziyaretçi profilini yönlendirmeye dönük olduğunu da görememişlerdi.
 
Görmedikleri bir başka gerçek daha vardı. Aynı Bakanlık henüz gündeme gelmemiş olsa da, bireysel ziyaretçiyi gözden çıkarmak anlamına gelecek bir takım kararları da hayata geçirmeye hazırlanıyordu.-Bu konuya gelecek yazıda değineceğiz-
 
Fon kurulması ve sağlanacak kaynaklarla pazarlama yapılacağının düşünülmesi ise çok hatalı bir yaklaşımdı.
 
Bakanlık Bölgesel ve ülkesel tanıtımı elbette sektör ve yerel yönetimlerle birlikte tasarlayabilir, reklam ve tanıtım yapabilirdi. Ama pazarlama kavramının nasıl uygulanacağı konusu, sanırım dinleyicilerin de kafalarını karıştırdı.
 
Bakanlık pazarlamayı üstlenirse, satışları kimler yapacaktı?  Bu halde seyahat acentelerinin işlevleri nasıl düzenlenecekti? Uçuşlarına destek verilen operatörler ne yapacaklardı? Daha çok soru var ama şimdilik burada keselim.
 

30-11-2018 12:47

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar