17.12.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - Erdal ÇELİK
4 Yorum | Yorumlar
TÜRBÜLANSTAN ÇIKAN TÜRKİYE TURİZMİ

 

 
Türkiye’nin milli gücü en yüksek olan TURİZM  sektörü,
 
2015 in son çeyreğinde girdiği ve 2016 da iyice sallanıp “aman Allah’ım ne oluyor, düşecek miyiz yoksa?” dedirten, 2017 in ortaların kadar süren ve bu tarihten sonra  az da olsa rahatlayıp, söz edilen başlangıçtan beri “kötü iklimde devam eden yolculukta  girdiği sert türbülans” tan, 2018 de ancak çıktığı /çıkabildiği / gerçeğini hepimiz kabul edebiliriz. 
 
1990 yılından beri içinde olduğum, Türkiye turizm tarihine bakıldığında, hiçbir krizin 2 yıldan daha fazla sürmediği gerçekliği ile, Körfez Krizi – Yakın coğrafyamızdaki savaşlar – ekonomik krizler –terör faaliyetleri –  kuş gribi – domuz gribi gibi birçok badireyi atlatan Türkiye turizmi hiç bu kadar sert bir düşüş ve geriye gidişi yaşamamıştı.
 
Kişi başı gelirde  750 USD ile  Hindistan’ın ardından 13. 14. sırada yer değiştiren  Türkiye, 
40 Milyon turist sayısı ile dünya turizminde 6.7. sırada yerini alarak, 2018 yılı için açıklanan ziyaretçi verileri,
Türkiye turizminin yeniden yükseliş trendine girdiğini gösteriyor. 
 
Bu iki yıllık süreçte devletin turizme verdiği, hava limanı, benzin, uçak, istihdam hedefleri, resmi tatilleri uzatma vb. alanlarda verdiği destekler ile katkı / verdiğini / vermek istediğini / inkar edemeyiz.  
 
Yaşanan süreçte Rusya olmadan Türkiye turizminin tadı tuzu olmayacağı, en azından onun yerine koyabileceği yeni bir pazarın henüz olmadığı / olmayacağı / olamayacağı / gerçeğini de test eden Türkiye turizmcisi, devlet ve hükümetler arası “sen kimsin ki”  gibi restleşmelere rağmen , sektörün tüm katmanları, garsonundan, şoförüne ve rehberine kadar, top yekûn Avrupalı turiste  karşı iyi niyetini  göstermeye devam etmiştir.
 
Sektör temsilcilerinin gösterdiği bu iyi niyet ve 
Avrupalıların da Türkiye’deki olumlu hizmetten vazgeçemedikleri,
iki unsurun birleşmesinden güzel bir geri dönüş elde eden Türkiye   
İran ve İsrail gibi alternatif pazarları da bu iki yıllık süreçte geliştirdi.
 
Şahsi düşüncem, ki sahil turizmcisinin ortak fikri, hala keşfedilmemiş pek çok değere sahip olan Antalya ve çevresinde, deniz ve kum ile pek işi olmayan, daha çok yemek, içmek ve alışveriş yapma eğiliminde olan Ortadoğulu turistlerin başta büyük kentlere ve Anadolu merkezlerine odaklanmaları yönünde bir anlayış desteklenmeli ve geliştirilmeli şeklindedir.
 
Yakın yada uzak fark etmeksizin, sahip olduğu derin potansiyeli asla ihmal etmeden  Rusya ile her zaman dost kalarak, nüfusu yaşlansa da, dünya turizminde önemli bir pay sahibi olan Avrupa’yı her daim  baş tacı yaparak, bu gün gelinen noktada önümüzdeki yıllara  emin adımlarla yürüyen ve güvenle bakan turizm sektörünün gelecekte yeni bir kriz yaşamayacağı garantisi de yoktur. 
 
Gelinen noktada kişi başı geliri arttırmanın peşinde olan Türkiye nin yeni  turizm bakanın, “göreve gelir gelmez yaptığı açıklamalar ile gözünü diktiği” ki kendi yarattığı markalarda da bunu çekirdek proje olarak denemiş  ve başarmış bir bakış açısı ile,  “yüksek harcama yapan ülke turistlerine yönelme”nin  ihtiyaç olduğu kaçınılmazdır.
 
Kişi başı geliri 700 – 750 USD arasında gelip giden Türkiye turizmi, 2 bin doların üzerinde harcama yapan  Çinli turistleri ağırlamak için her türlü gelişime hazır olmalıdır.  Çinli turistler 8 bin km mesafedeki Avrupa’ya gittiğine / gidebildiğine / göre  7 bin km mesafedeki Türkiye’ye daha rahat gelebilirler. 
 
Türkiye de istihdamını en çok artıran ve yoksulluğun, eşitsizliğin azaltılmasında önemli rolü olan turizm sektörü 2018 kara bulutları altına alarak, artık “açık ve güneşli bir havada yoluna devam edeceği” resmini vermiştir. 
 
Bu resmin oluşmasında, güler yüzlü hizmet elemanları, iyi yemek ve geniş alanlara kurulu otellerinin kaliteli odalarının yanı sıra, geçmişten bu güne gelene kadar sahip olduğu birikim ve deneyimin önemli bir payı vardır.  Ama tek başına bu yeterli değildir. Uluslararası siyaset,  diyalog, demokrasi, adalet, toplumsal iklim vb. maalesef etkin ve etkili rol alıyor turizmde.
 
Sıkıntılı bir durum yaşamaz isek,  2019 başta olmak üzere onu takip eden sıralı yıllarda Türkiye’nin turizm performansının daha iyi olacağına kesin gözü ile bakabiliriz. 2019’da 50 milyon turist bandını zorlayacağımızı, hatta aşabileceğimizi tahmin ediyorum.
 
Yeni Turizm bakanı Sn. Mehmet ERSOY’ un da  “sektörün içinden biri olması, turizmin sorunları  ve gerçeklerinden  hareket ederek  alacağı kararlar sayesinde yaratacağı olumlu sinerji ile şüphesiz ki  büyük bir avantaj elde edecek olan sektör” ün, Sn. ERSOY un uzun soluklu bir bakanlık görevi olması halinde, turizm tarihimizde önemli gelişim ve değişimlerin yaşanacağının yanı sıra kalıcı izler yaratılabileceğini düşünüyorum.
 

30-11-2018 12:57

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
MetinOkçu
02-12-2018 08:18
Güzel günler
Sn.Celik Anadolu ya gitsin dediğiniz Arap ve o bölgeden gelen turistler Karadenizin yaylalarına da gelmeye başlayıp dogal güzellikleri tahrip edip çevreyi kirletmeye başladılar. Yayla turizminin, kirletmeden ve dogayi bozmadan gelişmesine katkı verecek olan yazılarınızi da okumaktan memnun oluruz.
ŞerafettinAltay
01-12-2018 15:21
Alkış
Sn.Çelik, ağzınıza sağlık. Anlayanlar için güzel bir yazı kaleme almışsınız.
OktayCELEBİ
01-12-2018 11:28
Son iki yılın güzel bir özeti olmuş
Erdal Bey, yazinizi keyifle okudum. Umut ederiz ki bahsettiginiz gibi mantıklı ve olumlu gelişimler olur.
ŞeydiSARI
01-12-2018 09:54
Tebrikler
Erdal Bey güzel analiz ve tesbitleriniz olmuş. Tebrik eder yeni yazılarınızın devamını dileriz.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar