17.12.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
1 Yorum | Yorumlar
EL SALLAMAK YERİNE UÇAĞA BİNMEK

 

 
Eskiden iktidar değişikliklerinin hemen ardından başlatılan kalıplaşmış bir uygulama vardı.. Seçimle iş başına gelen Enerji Bakanı göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Güneydoğu’da zengin petrol yataklarına rastlanırdı.
 
Vesayetle (!) yönetildiğimiz dönemlerdi.. 
 
Kimimize göre geride kaldı o günler. 
 
Şimdi tayinle gelmiş, siyasal hiç bir sorumlulukları olmayan Bakanlarımız, sınırları çizilmiş alanlarında; düşüncelerini kamuoyu ile paylaşıyorlar.
 
Kültür ve Turizm Bakanımız da diğer Sayın Bakanlar gibi mesleki birikimine dayalı görüşlerini açıklıyor. 
 
Basında yazılanlara bakılırsa başta Başkanları olmak üzere TÜRSAB’ın yeni Yönetimi de bu görüşleri benimsiyor. 
 
Tam bir uyum söz konusu diyebiliriz.
 
Örneğin, uluslararası rezervasyon ağlarının Türkiye’de çalışmaları arzulanmıyor.
 
UBER’in İstanbul’da plaka tekeli tarafından engellenmesine ilişkin, özel sohbetlerindeki karşı görüşlerini, kamuoyu ile paylaşmamaya özen gösteriyorlar.
 
Taksim Meydanını işgal etmiş, ArapTuristleri birer av gibi bekleyen, koruma altındaki taksiciler konusunda, ya da özellikle İstanbul Havalimanında, aralarında TÜRSAB üyelerine ait transfer araçlarına da zorbalık yapanlara ses çıkarmıyorlar.
 
Turizm sektörünün geleceğini etkileyecek kararlara ilişkin görüşlerini de saklıyorlar.
 
Örneğin Bakanlığın kendi etki alanını daraltan; geçmişte işletme belgesi verdiği birinci sınıf lokantaları kapsam dışı bırakma kararına karşı yorum bile yapmıyorlar. 
 
İlk bakışta kamuoyunda fazla  önemsenmeyen bu gelişmenin, son dönemde Bakan ve TÜRSAB Başkanı tarafından dile getirilen; “Yeni Turizm Tasarımı” projeleriyle ile çok yakından ilgili olduğunun altını çizelim.
 
Toptancılık adını vereceğimiz bu yaklaşımın, sektörün geleceğini konvansiyonel yöntemlerde aradığı çok açık.
 
Aslında dikey örgütlenme modeli olarak tanımlayacağımız bu modelin, turistler ile çevredeki sosyo –ekonomik yaşamı ayıran, kültürel etkileşimi ortadan kaldırıcı etkisi, -en hafif deyimle- dikkate dahi alınmıyor. 
 
Aslına bakılırsa dikkate alınmayan sadece bu değil. 
 
Sektörden gelen en küçük bir eleştiri de hoş görülmüyor.
 
Ülke mükemmel yönetiliyormuş, farklı kültürlere, inanç ve anlayışlara en üst düzeyde hoşgörüyle yaklaşılıyormuş gibi,  salma çıkarmayı andıran vergi toplama yöntemleriyle fonlar kuruluyor. 
 
Karşı çıkanlara aba altından sopa gösteriliriliyor. Örneğin Bakanımız seçilmiş olmayışının verdiği cesaretle, “ya bu uçağa binersiniz, ya da ardından el sallarsınız” diyor.
 
TÜRSAB’ın da bu rüzgardan etkilendiğini seziliyor.
 
Birlik yeni kurulacak seyahat acentelerinden 400.000.-Lira giriş ödentisi almaya hazırlanıyor. Bu arada önceden belge almış olanlara da bir parmak bal çalarcasına, artık teminat istenemeyeceği söyleniyor. 
 
Belge işlemlerini tamamlayanlar da yasalara aykırı biçimde bekletiliyorlar.
 
Yüksek giriş ödentileriyle –herhalde- geçmiş yönetimin verdiği söylenen 500 Milyon lirayı aşkın zararı da yeni üyelere ödetmenin derdindeler.
 
Oysa TÜRSAB; üye girişini engellemek yerine çok daha farklı girişimlerde bulunabilirdi. 
 
Haksız rekabete, tekelleşmeye karşı çıkarak üyelerinin haklarını daha etkin koruyabilen bir TÜRSAB Yönetimi, bu koşullarda seyahat acenteliği mesleğine daha fazla katkı sağlamaz mı? 
 
Keşke uçağa binmek yerine el sallasalardı. 
 
 

07-12-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
07-12-2018 14:42
Harika
Mükemmel bir yorum olmuş, ellerinize fikrinize sağlık Bahattin Bey.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar