27.06.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - SEHA AKSÜ
2 Yorum | Yorumlar
YEREL SEÇİME GİDERKEN BELEDİYELERDEN 10 TALEP

 

Belediyeden Beklentiler :
 
Şe’hremininden Mutâlebât, Hevesât , Hâcât !
 
Bilindiği gibi birkaç ay sonra Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Bizde bu konuyu tarihsel gelişimi ve yerel yönetimler ile turizm ilişkileri açısından inceleyelim dedik.
 
Bir sistemler bütünü olarak kentler son derece karmaşık, kontrol etmenin çok güç ya da olası olmadığı, kültürel çeşitliliğe sahip, doğal ve yapay öğeleri bünyesinde barındıran alanlardır. 
 
İlkçağlardan günümüze kadar ilk şehir planın yapıldığı Sümer uygarlığından bu yana değişen ve sürekli gelişen kentlerin sosyal ve kültürel mirasa sahip çıkarak yeni oluşumlara adım atması insanların bu bir arada yaşama isteği şehirleri meydana getirmiştir
 
Cevat Şakir Kabaağaçlı o kendine özgü üslubuyla şöyle der: 
 
“Rasyonel sayılan “fonksiyonel” şehircilik dünyada ilk kez, İ.Ö Beşinci Yüzyıl’da Anadolu’da filizlenmiş ve gelişmiştir. İ.Ö Beşinci Yüzyıl’da Miletoslu Hippodamos fonksiyonel ya da rasyonel ürbanizmi icat etmiştir” der. Hippodamos’tan yaklaşık 100 yıl önce yaşamış olan Herodot, Babil kentinde sokakların bir bölümünün nehre paralel, bir bölümünün ise ona dik olduğunu yazar.
 
Aslında  Babil’deki Hippodamos Şeması’nın tarihi daha gerilere, Kral Hammurabi’nin egemenlik dönemine, yani İ.Ö. 2000’lere, bir başka deyişle Hippodamos’tan yaklaşık 1.500 yıl öncesine uzanmaktadır. 
 
Şehirlerde bazı kurallara göre yerleşim yapılmaktadır. Günümüzde şehirler, kısaca tarım dışı faaliyetlerin yapıldığı yerler olarak tanımlanır. İlkçağlardan günümüze şehirlerin meydana gelmesiyle bu yerleşimleri düzenlemeye belli formatta, kurallara ve yasalara uygun olarak tasarlamaya ihtiyaç duyulmuştur. 
 
Eski Yunan (cite) ve Roma (municipe) şehir tarzı bugünkü belediyecilik anlayışının temellerini teşkil eder.
 
Roma şehrini ifade eden “Municipe” terimi bugünkü İngilizcedeki “municipality” (belediye) teriminin kökenidir.
 
Ortaçağ boyunca ve Yeniçağ’a kadar geçen süre içerisinde, Avrupa’da belediyeciliğin önemli gelişmeler kaydettiği söylenemez. Gerçek dönüşüm 18. yüzyılın sonunda  Avrupa’nın Fransız ve Sanayi Devrimi ile geleneksel tarım toplumundan, sanayi toplumuna geçmeye başlamasıyla yaşandı. Kentlerin sanayinin merkezi olarak ortaya çıkması ve buralara
 
köylerden yoğun göç olması yeni bir dönemin başlangıcıydı. 19. yüzyılda kentler önceki dönemlerden farklı olarak, yoğun nüfus, çarpık kentleşme, hava kirliliği, alt yapı yetersizliği gibi sorunlarla karşılaştılar. Bu sorunların çözümüne yönelik arayışlar ve çabalar, Avrupa belediyeciliğini derinden etkiledi ve yerel yönetimlere yeni bir anlam kazandırdı.
 
Batı dünyası ile karşılaştırıldığında gerek ekonomik, gerekse sosyal statüler açısından sınıfsal farklar (Aristokrasi, Burjuvazi) oluşmasına izin vermeyen İslam toplumlarının kurup geliştirdikleri şehirlerde önemli farklar bulunmaktaydı.
 
İslam dünyasındaki şehirlere örnek olarak Bağdat verilebilir. Uzun yıllar Abbasi halifelerinin başkent olarak kullandıkları bu şehir, ticaret yollarının üzerinde ve tarıma  elverişli bir bölgedeydi. Asurlulardan beri bilinen dairevi şehir geleneğini ordugâh şehir stili ile birleştiren Araplar; çarşı, medrese ve evleri bir plan dâhilinde yerleştirmişler ve mesleklere göre bir düzenleme yapmışlardı. Bu tip şehirlerde “ihtisap emini” bir nevi belediye başkan “şurta” da zabıta olarak işlev görmekteydi. Söz konusu şehircilik anlayışı Osmanlı şehirciliğini de etkileyecektir.
 
Anadolu’nun Türkler tarafından fethini takip eden süreçte, yeni şehirler kurmak yerine mevcut yapılara yeni fonksiyonlar verilerek işe başlanıldı, ardından yeni ve orijinal mimari eserler ortaya çıktı. Selçuklularda belediye işlerinde birinci derecede yetkili kadı idi. Osmanlılar da aynı geleneği devam ettirdiler.
 
Süreç içerisinde Osmanlılar kendilerine özgü bir kent yapısı meydana getirdiler. 
 
Belediye kelimesi Arapça “baladi” ????  "kente ait olan, kentsel" sözcüğünden türetilmiştir. Arapça sözcük Arapça “bld” kökünden gelen “balad” ???  "şehir, devlet" sözcüğünün nispet halidir. Bu sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen politeía πολιτε?α z sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca pólis π?λεις  "müstahkem yer, kent" sözcüğünden türetilmiştir
 
Belediye başkanı olarak kullanılan şe’hremini kavramı ise Farsça “Şehir” ve Arapça “Emin” kelimelerinden türetilmiştir.
 
“Şe’hreminleri 1. Osmanlı Devleti'nde 1839 da ki Tanzimat’a kadar saray ve devlet yapılarının onarımına, haremin gider ve aylık işlerine bakmakla yükümlü kimse. 2. Tanzimat’tan sonra şehrin emanet edildiği “Şehremanetinin” başında bulunan kimse, belediye başkanı” olarak adlandırılabilinir.
 
Kuruluşundan 1850’li yıllara kadar Osmanlı devletinde bir belediye örgütlenmesi yoktu.
 
Devletin görmesi gereken belediye hizmetleri vakıflar aracılığıyla görülüyordu. Bunlar arasında su işleri, temizlik ve aydınlatma işleri, parklar ve bahçeler, mezarlıklar, yol ve altyapı hizmetleri, halk sağlığını koruyucu çalışmalar olarak sayılabilir.
 
Bu tip hizmetler için halktan vergi toplanmaması, devletin bu işler için para harcamaması ve hizmetlerin halka parasız olarak sunulması olumlu yanlar olarak sayılabilir.
 
Belediye hizmetlerinin görülmesinde kadıların büyük bir rolü vardı. Bunların başında esnaf ile ilgili konular gelmekteydi. Esnafı kadılar karşısında meslek örgütü olan loncalar temsil ederdi. Kadıların esnafla ilgili en önemli işi narh meselesiydi. Devlet, fiyatların artmasını kontrol altında tutarak tebaasını korumak istiyordu. Kadının belediye işlerini görebilmesi için idari işlerde ve zabıta alanında yardımcıları vardı. Bu konuyu bu günkü ortamda zabıta açısından tekrar incelemek gerekir.
 
Osmanlı'nın taşra şehirlerinde, modern şehirle ilgili kurumlaşmaya Paris örnek alınarak 8 Ekim 1864 tarihli vilâyet nizamnamesiyle başlandı. Bu nizamnameye göre il ve kaza merkezlerinde seçimli üyelerden kurulan 'Şehir Meclisi' bulunacaktı. Ancak uygulamada ilk başlarda nasıl bir çalışma düzeni olacağı ve hukuki yaptırımları pek belirtilmediği için çalışmalar sonuç yönünden bir dilek ve temenniden öteye geçemedi. İlk belediye örgütlenmesi 1868 de İstanbul da yapıldı ve il 14 belediye idaresine ayrıldı.
Günümüze gelirsek; belediye eski tabirle turizmin  ” Mütemmim Cüzü”dür. Yani ayrılmaz parçasıdır! 
 
Turistler her zaman yabancı uyruklu ve sağlıkları tam kişiler olmadığı gibi, ille de grup ile gelip rehberlerle gezen insanlar değildirler.
 
Özellikle internet üzerinden her türlü rezervasyonun yapılabilme olanağı turist formatını ve talep yapısını değiştirmiştir. İndividüalist denilen turist tipi özellikle şehir turizminde tüm dünyada her geçen gün artmaktadır. Bu yeni yapılanma turizm – belediye ilişkilerini daha da önemli bir hale getirmektedir.
 
Türkiye’de turizm gelişecekse, bu, merkezi yönetimin belirleyeceği politikalardan ziyade yerelden başlayacak eyleme geçmeyle mümkün olabilecektir. 
 
 “Yerel yönetimler merkezi idareden aldıkları yetki ve görevler çerçevesinde turizm faaliyetlerinde bir aktör konumunda bulunmaktadırlar.
 
Gerçekte turizmin sahnelendiği yerel yönetim bölgelerinde; yerel yönetimlerin özel sektör, sivil toplum kuruluşları, yerel halk ve merkezi idare ile birlikte sadece aktör değil aynı zamanda bir yönetmen konumunda bulunmaları durumunda turizmin ülke ve bölge ekonomisine katkılarını arttıracakları ve kaynakların korunmasına daha faydalı olacakları tartışmasızdır.” 
 
Turizmin belediyeden taleplerini soyut ve somut olarak iki başlık altında değerlendirebiliriz.
 
Talep edilen ihtiyaçların bazıları hem soyut hem de somut kavramlar altında değerlendirilebilinir. Yani her talepte kesin bir ayırım söz konusu değildir.
 
Bu sebeplerle belediyelerden talep edilen soyut kavramların başında koordinasyon gelir. Karmaşık bir bütün olan şehir yaşamında belediyelerin turizmle olan ilişkisi de aynı oranda çeşitli ve karmaşıktır.
 
Somut talepleri şöyle sıralayabiliriz:
 
1- Temizlik: Bir kentin temizliği hem estetik hem de hijyenik açıdan çok önemlidir. Belediye hem evsel, hem de sanayi atıklarını bertaraf etmekle ve şehrin meydan, cadde ve sokaklarını periyodik olarak süpürmek, yıkama yani temiz tutmak zorundadır. Bir kentin temizliği o kenti ziyaret edenler için çok önemlidir.
 
2-  Estetik: Kent ziyaretçisinin etkilendiği olayların başında gelir.
 
Bu estetik sadece ön plan (foreground)  denilen yerleşimin konumlandığı çevrenin peyzaj özelliklerinde değil aynı zaman kentin arka planı (background) nın da da önemsenmelidir. Geri plan ve ön plan yapılarında malzeme olarak kent yakın çevresindeki doğal kaynaklardan yararlanılmalı ve kentsel görüntüde bir doku estetiği ve bütüncül bir armoni yakalanmalıdır.
 
3- Peyzaj: Bu estetikten yoksun yeni uygulamalara tepki olarak da güzel kent: “city beautiful”, bahçe kent: “garden city, endüstriyel kent: “industrial city”, pratik kent : “city efficient” gibi yeni kentsel yaklaşımlar gündeme gelmiş ve gerek kentsel yapılanma gerekse çevre ve kent estetiği bağlamında bir çözülme ve çelişkiler dönemi yaşanmıştır.
 
Kentsel imaj / görüntü ve estetik değerler açısından irdelenecek olursa peyzaj bütünlüğü içinde kenti oluşturan öğelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
 
Peyzaj ve çevresel değerlendirmede kullanılan arazi formu (landform), bitkisel materyal (plant material), yapılar (buildings), döşemeler (pavement), peyzaj yapıları (site structures), su öğeleri (water) de kentsel çevreleri oluşturan önemli öğelerdir. Bana göre bunlardan en dikkati çeken su kültürüdür. İstanbul’u örnek olarak alır isek en görkemli hazineleri arasında yer alan 100 çeşme ve sebilin hakkında İ.B.B Kültür A.Ş. tarafından 2014 yılında bir yayın oluşturulmuş olmasına rağmen bu günkü durumları denetimsiz ve acınacak haldedir.  Yine başta İstanbul olmak üzere fıskiyeli havuzlar yok denecek kadar azdır. Bunlar hem estetik açısından güzel hem de havayı oksijenleştirme açısından faydalıdır. 
 
 4- Ulaşım: Kentsel ulaşım, kentsel yaşamın yaya ve taşıt hareketlerinden, arazi kullanımına kadar ulaşım alt ve üst yapılarına ilişkin bir bileşenidir. Kente gelen turistin her zaman organize hareket ettiği düşünülmemelidir. Her geçen gün iletişim olanaklarının çoğalması ve hızlanması ile bireysel turist artmaktadır. Bu sebeple organize bir toplu taşıma çok önemlidir.
 
İkinci önemli bir konu ise kendi araçları veya organize olarak otobüslerle gelen turistlerin cazibe merkezlerine yakın olarak indirilip, bindirilmesini sağlayacak geçici ve süreli park alanlarıdır. Eski bir turist rehberi olarak belirmem gerekir ki bu sorun İstanbul,
Ankara, Konya, Antalya hatta İzmir’de tahammül sınırlarını zorlamaktadır. Üçüncü ulaşım konusu ise taksilerdir.
 
Taksicilik ve turizm amaçlı taşıma araçlarının kıstasları belirlenmeli, yerel yönetimler tarafından denetlenmeli ve caydırıcı cezai müeyyideler oluşturulmalıdır.
 
En büyük sorun Türkiye’de her taşıt sürücü belgesine sahip olanın başka hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan taksicilik yapabilmesidir. Gelişmiş ülkelerde taksi şoförü olmak için en büyük engel şoförlerinin yerel bilgilerinin kontrol edildiği özel sınavlardır. Taksi şoförü testinde şehrin bölgeleri, büyük caddelerin, otoyolların veya otoyolların yeri ve bağlantısı, ayrıca iki nokta arasındaki en kısa mesafeyle ilgili sorular da sınavın bir parçasıdır. Taksi sürücüsü cazibe merkezleri, kamu tesisleri, oteller ve diğer iyi bilinen noktalar hakkında bilgi sahibi olmak zorundadır. Bu tamamıyla belediyenin tasarruf ve yetki alanında olan bir konudur.
 
5-  Türkiye’deki birçok kentte maalesef meydan, cadde ve sokak tabelalarına bakarak yol bulmak zordur. Turistler için bazı kentlerde basılmış olan kent planlarında cadde ve sokak isimleri olmasına rağmen bunu alan uygulamasında bulmak zordur. Bu küçük teneke plakaları yapmak ve asmak bu kadar zor mudur?
 
6-  Turizmin belediyeden en can alıcı beklentisi denetimdir.
 
Belediye denetim görevini belediye zabıtaları eli ile yapar.
 
Bu denetimlerin başında a) Turistlerin de kullanımında olan umuma açık hamam, restoran, büfe gibi mahallerdeki sağlık koşullarının ve açıkta yiyecek satışı yapan yerlerin hijyenik açıdan ciddi olarak denetlenmesi; b) Ülkelerinde kullandıklarından başka yabancı bir para birimi ile alış veriş yapan insanların buna hemen uyum sağlanması beklenemez. Bu arada özellikle yiyecek içecek sektöründe belediyenin daha evvelce belirlediği bir standart vardır.
 
Örneğin etler pişer iken yaklaşık olarak çiğ ağırlıklarının üçte birini kaybeder. Bu sebeple restoranlarda sunulan 1 porsiyon kırmızı et pişmiş olarak 100-120 gram, tavuk-hindi eti 120-140 gram, balık 150-200 gram olmalıdır; c) Başta oteller olmak üzere kullanıma açılmış işletmelerin başta yangın olmak üzere diğer afetlere karşı öngörülebilir korunma alt yapısına sahip olup olmadığıdır.
 
7- Koruma: Kentlerin belli kesimlerinde yer alan tarihi ve doğal değerleri gelecek kuşakların da yararlanması için her türlü yıkıcı, saldırgan ve dokuncalı eylemler karşısında güvence altına alınmasıdır.
 
Yerel yönetimlerin sahip olduğu, turizme de hizmet eden kültür varlıklarını korumaya yönelik 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin (b) fıkrasındaki belediyelerin “kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun korunması hizmetlerini yapabileceğine” ilişkin takdiri yetki daha geniş bir kapsama çekilmelidir.
 
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 12 nci maddesinin 6.fıkrası gereğince emlak vergisi üzerinden kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi amacıyla yüzde 10 oranında tahsil edilen Taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına harcanmalıdır.
 
8- Çevre koruma, hem çevre hem de insan menfaati için doğal çevrenin hükümet, bireysel veya organizasyon tarafından düzenlenen koruma eylemidir. Aşırı tüketim, nüfus ve teknoloji baskısı nedeniyle, biyofiziksel çevre bazen kalıcı olarak bozulmaktadır.
 
Çevre kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır. Bu ekosistemi bozma eylemleri; kirlenme şeklinde tabir edilmektedir.
 
Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.
 
Turizm açısından önemli olan çevresel kirlilikler Hava Kirliliği Atmosferde toz, duman ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi, “Hava Kirliliği” olarak nitelenmektedir.
 
Su Kirliliği Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır. Ülkemize gelen turistlerin çoğu kendi ülkelerinde içme suyunu  şehir şebekesinden yani evlerindeki musluklardan temin ederler. Bu ülkemizin bir çok şehri için mümkün değildir.
 
Fakat yıkanılacak suyun da mikrop kapmamak için temiz olması gerekir. Ayrıca sanayi atık sularının derelere deşarj edilmesi, evsel atık suların ve kanalizasyon sularının arıtılması gerekmektedir. Maalesef bir sürü deniz cenneti tatil beldelerimizdeki gerçek durum korkutucudur.
 
Ses Kirliliği Yoğun şehir yaşamında özellikle tatile gelmiş insanların istirahat vakitlerinde yayılan motorlu araç, makina sesleri, inşaat, eğlence, bazı dini-sosyal aktiviteler, maçlar diğer kişilerin yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebilecek gürültü kaynaklarıdırlar. Bunlara Bodrum’daki eski Halikarnas disko ve İstanbul’daki eski Reina disko en belirgin örnektir. Işık Kirliliği Işık kirliğinin sebepleri lazerler ve gereksiz aydınlatmalardır. Işık kirliliği gece havada aşırı aydınlık oluşmasıdır.
 
Aşırı aydınlık ve hareketli ışıklarla yapılan reklam panoları insanlara olduğu gibi tüm canlılara da zarar vermektedir. 
 
9-  Marka oluşturma: Markalaşma tüketicilerin gözünden kendine özgü ve de dayanıklı algılar yaratma sürecidir. Bir marka kişisellik, özgünlük, beğenilirlik ve birçok şeyin bileşim ile birbirine sarılı olan kalıcı ve eşsiz iş kimliğidir. Markalaşma akılda kalıcılık, bağlılık, bilinirlik, seçkinlik imajı, büyüme, daha az pazarlama harcamaları ile tüketicinin daha az risk algılamasını sağlar. Kent yönetimi bu konulara yönelmeli ve katkı verecek eylemlerde bulunmalıdır.Yerel yönetimlerce düzenlenecek festivaller, konserler, sosyal/kültürel/ sportif etkinliklerle tanıtım yapılmalı ve söz konusu tüm etkinlik ve faaliyetler ses getirecek içeriklerle sunulmalı, etkinlik takvimleri önceden çıkarılmalı ve duyurusu tüm mecralarda yapılmalıdır. 
 
Bütün bunları yazarken Ankara Kuğulu parkta süs havuzundaki kuğuların seneler evvel avlanıp, yendiğini bilerek yazıyorum.
 
Seçilecek yeni belediye başkanlarımıza başarılar diliyorum ve yazıyı Ziya Paşa ile bitiriyorum  
 
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
 
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
 

04-02-2019 07:11
Önceki Yazıları
KARA TREN
25-02-2019 13:42 | Yorumlar
22-01-2019 15:38 | Yorumlar
HERŞEY DÂHİL, ALKOL HARİÇ
14-01-2019 13:11 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
bayramcarti
05-02-2019 05:34
istanbul
sevgili hocam , taksicilerin ve esnafın turisti kazıklamasını önlemek gerekiyor bide taciz etmeleri var tabi uberin yasak olması utanc verici ,sultanahmette disko yok istanbulda denize girilecek temiz yer pek yok yılbaslarında benim bildiğim bir kutlama yok dizilerde daha cok ulkemizin reklamı oluyor ama devletin birsey yaptıgını görmüyoruz sultanahmet gibi turistık yerlerde misafire sokaklarda tur satıp kazıklıyorlar nasıl diyeceksiniz havaalanı için shuttle servis aliyor parasını veriyor ama arac gelmiyor ya da private arac aliyor shuttle geliyor otellerde calisan personel az maasa cok calistiği için ıyı davranmıyorlar gelen misafirlere siz olsanız boyle ulkelere gelirmisiniz bide bu sene short olayı cıktı oteller surekli shortta bunu birilerinin engellemesi lazım turist para verip oda alıyor otele geldiğinde bugun sizi baska otelde konaklatalım yarın bizde kalırsınız diyoruz yani hocam turist havaalanına adım attıgında sorunlarla ugrasmaya basliyor niye burayı tercih etsin. Kazıklanma korkusu ,rezervasyon yaptığı otelde oda bulamama korkusu tacize uğrama korkusu bide tramwaylarda cuzdanını veya cantasını caldırma korkusu var bu olay son 2 sene ıcınde bu bolgede cok arttı sizinle dusuncelerimi ve kendimce turistlerin problemlerini paylasmak istedim.
tanjud
04-02-2019 10:42
Harika
Ellerine sağlık Hocam
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar