23.04.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
ŞİRKET GİBİ Mİ, ŞİRKETİ İÇİN YÖNETMEK Mİ?

 

 
Son dönemde verimli ve hızlı sonuç almak için siyasal yöntem haline getirilmeye çalışılan, kamuoyu oluşturma amaçlı bir kavram gündemde: Kamuyu şirket gibi yönetmek. Kaçınılmaz olarak  turizm sektörünü de etkisi altına alıyor.
 
Aslında yapısal özellikleri nedeniyle uluslararası normlara uygun serbest rekabet koşullarının en çok geçerli olduğu sektör turizmdir. Bu yüzden kamu ya da özel sektör etkisiyle oluşabilecek haksız rekabet uygulamalarına karşı en duyarlı kesimi turizmciler oluştururlar.
 
Son günlerde yürütülen 1618  sayılı TÜRSAB yasasını düzenleme çalışmaları, her ne kadar mesleki kamuoyuna açık sürdürülmese de, ileride sektörde yoğun tartışmaları gündeme taşıyacağa benziyor.
 
Kısa bir hatırlatma yaparsak; Türsab; sektörün 1972 yılında yasa ile kurulan ilk ve tek meslek örgütüdür. Üyeleri genel kurulda gizli oy ve açık sayım yöntemiyle, iki yıl görev yapacak organlarını seçerler. Görevdeki yönetim kurulunun iş başına geldiği son seçimlerde, yasal sürenin dolmasına bir gün kala alınan çok tartışmalı erteleme kararı dışında, Birlik tarihinde- askeri yönetimler dahil- üyelerinin iradelerinin baskılandığı hiç bir dönem yaşanmamıştır. 
 
Sözünü ettiğimiz ertelemenin Birliğe mali açıdan milyonlarca dolara mal olduğu gerçeğini şimdilik bir yana bırakarak, TÜRSAB Yasasına dönelim. 
 
Garip bir rastlantı sonucu; 1618 sayılı yasanın 12 Mart’ın -başka bir deyişle baskıcı bir dönemin- ürünü olduğunu da not ederek, önceki yönetim döneminde yasalaşan son değişikliklerin yangından mal kaçırırcasına sonuçlandırıldığını ve Birliğin “esnaf odaları” ile aynı kategoride değerlendirildiğini de ekleyelim.
 
Salt bu yüzden yürürülükteki yasada yeni bir düzenlemenin gerektiği açık. Kaldı ki, bilişim sektöründe Türkiye ve dünyadaki şaşırtıcı gelişmeler, ülkemizde seyahat acenteliğini köklü bir dönüşüme zorluyor. 
 
Demokrasilerde yasal düzenlemeler; ilgili kesimlerin görüşlerine başvurularak, toplumun- kuşkusuz mesleklerin- çıkarları, kamu vicdanı, genel ahlak ilkeleriyle uyum içinde ve geniş biçimde tartışılarak yasalaşır. Tanımlanmış bir sürecin sonunda yasama organına getirilen yasa tasarısı Meclis’te kabul edilir ve Cumhurbaşkanının imzasının ardından yürürlüğe girer.
 
Gündemdeki 1618 sayılı yasanın değişiklik çalışmaları sırasında , seyahat acenteliğinin genel çıkarlarının gözetilerek, mesleki etkileşim içinde bulundukları, temsil yeteneğine sahip kuruluşlardan bilgi alınması doğaldır. 
 
TÜRSAB bu örgütlenme içinde geçerli idare hukuku normlarına dayalı hiyerarşiye göre, görüşlerine başvurulması gereken kurumların en başında yer alır. 
 
Bakanlığın yasa taslağı hazırlanırken, TÜRSAB’ın önerilerini dikkate alarak davranması ve bunların hayat geçirilmesine aracılık etmesi -eskilerin deyimiyle- “eşyanın tabiatına” uygundur.
 
Ancak son anayasa değişikliklerinin ardından, atanarak göreve başlayan Kültür ve Turizm Bakanımızın içinden geldiği sektörün en yetkili temsilcisi konumundaki  TÜRSAB’ın, seçimle gelen yönetiminin görüşlerini dikkate almadığı gözleniyor. 
 
Mesleğin bütününü temsil iddiaları bulunmayan dernekler ve -daha ileri giderek- hisselerinin çoğunluğu kendisine ait şirketlerin profesyonellerinden, görüşler alınmasına ilişkin ısrarcı olduğu söylentileri karşısında, bazı soruları sormanın kaçınılmaz olduğu ortada.
 
Çok uzun yıllar boyu seyahat acentesi sahipliği yapmış, TÜRSAB’ta Genel Sekreterlik ve üç dönem Başkanlık görevi üstlenmiş, Sayın Bakanımızın bugün oturdukları koltukta, daha önce bulunan meslekten gelen ilk seçilmiş Turizm Bakanı kimliğimle, geleceğe not düşmek ve siyaset kurumunun haksız ithamlarla karşılaşmasını önlemek adına, Sayın Ersoy’un aşağıdaki soruları yanıtlamasını, hatta yalanlamasını talep etme isteğim umarım yanlış anlaşılmaz.
 
Yasa şirketlerinin lehine mi tasarlanıyor?
 

-Yeni yasa taslağının; yaklaşık 8000 üyeli mesleğin genel çıkarlarını bir yana iten, az sayıda ve ezici çoğunluğu Sayın Bakana ait şirket/lere koanklama tesislerimizde “tek satıcılık” yoluyla, haksız rekabete neden olacak biçimde tasarlandığı, doğru mudur?

Bakanın uluslararası rezervasyon portallarına karşıtlığının altında ne var?

-Doğrudan tüketiciye ulaşılmasına olanak veren uluslararası rezervasyon ağlarına erişimin yasaklanmasını savunan, bu kuruluşları “digital kapitülasyon” peşinde olmakla suçlayacı beyanların nedeni, çoğunluk hisseleri Sayın Bakana ait şirketler adına haksız rekabet oluşturma amaçlı olabilir mi?

Haksız rekabet ile ilgili Bakanlık görüşleri neden sektörle paylaşılmıyor?

-Yürürlükteki “Rekabet Kanunu” çerçevesinde sahip olunan pazar payının, yasada öngörülen hadleri aşması karşısında, haksız rekabeti önleyecek hükümlere ilişkin, Bakanlık görüşleri sektör ile paylaşılmış mıdır?

Otellere transfer yetkisi mi veriliyor?

-1618 Sayılı Yasada, seyahat acentelerine tanınan münhasır hak niteliğindeki havalanı-otel transferlerinin, konaklama işletmelerince de üstlenilmesine izin verildiği, doğru mudur?

 

 


15-04-2019 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar