16.07.2019
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - AYŞE BAYKAL
TESETTÜR OTELLERİ : KRİZDEN ETKİLENMEYEN TEK ALAN

 

Gün geçtikçe sayıları artan muhafazakâr otellerle ilgili bir yazı dizisi hazırlamak istedim. Yazı dizimi dört bölüm halinde yayımlayacağım.
 
Bugün genel bir değerlendirme yazısı okuyacaksınız.
 
Sonraki yazıda, uzun yıllar muhafazakâr tatil yapan bir kadın arkadaşımızla yaptığımız söyleşimiz var.
 
Sonrasında ise, muhafazakâr otel ve villa konseptiyle ilgili söyleşilerimiz olacak.
 
“KRİZDEN TEK ETKİLENMEYEN İSLAMİ OTEL HİZMETİ VEREN KURULUŞLARDIR”
 
Konu belki size magazinsel gelebilir lakin hiç öyle değil. 2017 yılında Türkiye’de yapılan bir online fuarı yazmıştım. İslami otellerle ilgili fuarın organizatörü Gökmen Özdemir’le bir söyleşi yapmıştık. Bana şöyle demişti “Turizm sektöründe krizden etkilenmeyen tek alan İslami otel hizmeti veren kuruluşlardır. Talep o kadar fazla ki, fiyatlar yüksek olmasına rağmen etkilenmiyor.” Öyle ki bu talep 2016 yılındaki Rusya krizi ve terörden etkilenen bazı otellerin muhafazakâr otel konseptine dönüş yapmalarına da neden olmuştu.
 
Muhafazakâr otel veya tatil, kadın ve erkekler için ayrı havuz hatta bazılarında ayrı plaj hizmeti veren alkolsüz otel konseptine deniyor.
 
Otellerin kadın-erkek ayrı havuz hizmeti vermesi ve alkolsüz olmasının yanı sıra İslamî değerlere göre hizmet vermesi de gerekiyor. Gerçi “İslamî değerler” kavramını bir hayli esnettik ama bu başka bir yazı konusu.
 
SAYILARI 350’Yİ AŞTI
 
Sayıları her geçen gün artan muhafazakâr oteller günümüzde biraz şekil değiştirmeye başladı. Mesela otel konseptinin yerini villa konsepti almaya başladı. Otelde, ayrı havuzlarda eğlenen ve bu durumdan memnun olmayan ailelerin imdadına yeni girişimciler yetişti. “Villa konaklama” hizmeti ile ailelerin bölünmeden havuz keyfi yapmalarına imkân tanıyan bu konsept bir hayli rağbet görüyor.
 
2002’de sadece beş muhafazakâr otel hizmet verirken, bugün rakam 350’yi aşmış görünüyor.
 
O günden bugüne hizmet ve kalite anlayışında çok şey değişti. Değişmeyen tek şey ise muhafazakâr otel hizmeti veren otellerin diğer otellerden fiyatlı olması!
 
Sanırım bunun sebebi; Türkiye’deki muhafazakâr kesimin artan alım gücü, Avrupa’da yaşayan Türklerin ülkelerindeki bu otelleri tercih etmesi ve bunlara eklemlenen Ortadoğulu ailelerin tatil için Türkiye’yi ve bu otelleri tercih etmesi.
 
Muhafazakâr otel müşterilerinin büyük çoğunluğunu yurtiçi pazarı oluşturuyor. Ayrıca bu otelleri sadece tesettürlü olanlar tercih etmiyor.
 
Fiyatları sebebiyle bu otellere gidemeyen ailelerin başka tercihleri de var elbette. İstanbul’da yaşayanlar için Yalova’ya bağlı Esenköy ilçesi bir hayli rağbet görüyor. Burada konaklamalar ev kiralama şeklinde oluyor. Kadınlara ait plajlara ücret karşılığında giriliyor. Plajlar denetimli, özellikle fotoğraf çekilmemesi konusunda sık sık uyarı yapılıyor. Esenköy’de yaz akşamları bir hayli kalabalık oluyor. Genç kızların ve erkeklerin eğlendiği canlı müzik yapılan mekânlar var. Buralarda erkek-kız karma olarak eğleniyorlar.
 
Bunun dışında Armutlu Tatil Köyü de yaz aylarında tercih edilen mekânlar arasında. Site içinde daire konaklama şeklinde hizmet veriyor. Kadınlara özel plajının yanı sıra havuz olanağı ve aktiviteleri var (havuz ve aktiviteler ücretli). Gerek daireler gerek ortak kullanım alanlarında temizlik ve hijyen çok iyi.
 
Buralara da gidemeyen kadınlar için alternatif günü birlik gidilen “Kadınlar Plajı” var.
 
Muhafazakâr otel konsepti ülkemizin hemen hemen her bölgesinde var. Yalova ve Alanya başı çekiyor. Yalova Arapların tercih ettiği ilimiz diye bilinse de Alanya ve Antalya da Arapların yoğun ilgisini çekiyor. Türkiye’nin Müslüman bir ülke olması Arapların tatil için ülkemizi tercih etmesinde en büyük etken.
 
Muhafazakâr otel havuz ve plajlarında bazı kadınlar, dini hassasiyetleri sebebiyle -kadınlara ait olsa da- mayo ve bikini giyilmesine karşı çıkıyor. Bazıları ise bikini ve mayo modasını yakından takip ediyor. Bugüne kadar kimsenin kimseye -bakışlar dışında- karıştığına şahit olmadım.
 
Otel veya tatil beldesinde sık sık tartışılan iki husus vardır;
 
Belli bir yaş üstündeki erkek çocukların havuza veya plaja alınmamasına annelerinin yaptığı itirazlar.
 
Ben kendimi çekiyorum, diye ısrarla fotoğraf çekmek isteyen kadınlara yapılan itirazlar.
 
DENİZ, TATİL HERKESİN HAKKI
 
Bir tatil anımı anlatarak yazıma son vermek istiyorum.
 
2000’li yılların başıydı. Arkadaşlarla tatil yapalım istedik. Ailelerimizi zar zor ikna ettik. “Nereye gitsek” diye sorduk soruşturduk. Marmara Adası’nın Gündoğdu köyünde kadınların denize gireceği yer var dediler, biz de gittik. Yaşlı bir Seher Teyze vardı, evi denizin hemen yanındaydı. Evini kiraladık. Küçük, sakin bir köydü. Kadınların denize girebileceği yer dedikleri yerde denize girmemiz mümkün değildi, mahremiyeti yoktu. Haşema -aslında bir marka olsa da tesettür mayosunu ifade etmek için kullanılıyor- ile de girmek istemedik. Orada yaşayan bir köylüden rica ettik, ücreti mukabilinde bizi sabah bir koya bırakıyor, akşam da alıyordu. Bir gün yine gittik koya. Tam denize gireceğiz, kadın ve erkeklerin olduğu iki yat yaklaştı. Kendilerinden, bizim gidecek başka yerimiz olmadığını başka bir koya gitmelerini rica ettik. Gitmediler… Cep telefonları da çekmiyor ki arayalım, bizi alsınlar. Akşama kadar öylece oturduk. Allahtan teknenin sahibi bizi almayı unutmadı da altı kız koyda kalmadık. (Düşünüyorum da aynı şartlarda bugün cesaret edemezdim bu şekilde tatil yapmaya).
 
Velhasıl deniz, tatil herkesin hakkı… Bu sebeple inancından dolayı kadınların haşema ile veya özel plajlarda denize girme isteğine saygı gösterilmesi gerekiyor. Bu talebe masumiyet ötesi bir anlam yüklenilmesini çok yanlış bulduğumu da eklemek istiyorum. (Sözcü)
 

28-06-2019 11:50
Önceki Yazıları

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar