Efes Karşılama Merkezi İnşaatında Yeni Tarihi Bulgular: Uzmanlardan “İnşaatı Durdurun” Çağrısı
UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti sınırları içerisindeki Karşılama Merkezi Projesi’nin inşaat alanında yeni tarihi buluntulara rastlandı. Davalık olan ve inşaat çalışmaları devam eden projede, yaklaşık 60 santimetre derinlikte seramik kalıntıları tespit edildi. Uzmanlar, kalıntıların Geç Roma/Bizans dönemine (4.–7. yüzyıl) ait olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, alanda acilen jeoradar çalışması yapılması ve proje ile inşaat faaliyetlerinin durdurulması çağrısında bulundu.
İzmir Yenigün Gazetesi’nden Aslı Solmaz’ın haberine göre, 26 Haziran’da gerçekleştirilen bilirkişi keşfi sırasında ortaya çıkan buluntuların, daha derin seviyelerde başka taşınır veya taşınmaz kültür varlıklarının bulunabileceğine işaret ettiği belirtildi. EGEÇEP’in (Ege Çevre ve Kültür Derneği) başvurusu üzerine gerçekleştirilen keşifte, mahkemenin atadığı bilirkişilerin yanı sıra Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi temsilcileri Zülfikar Erhan ve Cafer Cıkcık ile EGEÇEP Bilim Kurulu üyesi jeofizik yüksek mühendisi Erhan İçöz de incelemelerde bulundu.
“I. Derece Arkeolojik Sit Alanında Yapılaşmaya İzin Verilemez”
Uzmanlar, Efes Karşılama Merkezi’nin bulunduğu alanın I. Derece Arkeolojik Sit statüsünde olduğuna dikkat çekerek, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5 Kasım 1999 tarihli ve 658 sayılı ilke kararını hatırlattı.
Söz konusu kararda I. Derece Arkeolojik Sit alanları, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olarak tanımlanıyor. Bu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemesi ve bilimsel amaçlı kazılar dışında kazı yapılmaması öngörülüyor.
Uzmanlara göre, bilirkişi keşfinin ardından inşaat faaliyetlerinin hızlanması, beton platformların oluşturulması ve yaklaşık 80–100 santimetre derinliğinde hendekler açılması, bu koruma ilkeleriyle çelişiyor.
Seramik Kalıntıları Geç Roma/Bizans Dönemine İşaret Edebilir
Keşif sırasında açılan hendeklerde yaklaşık 60 santimetre derinlikte seramik parçalarının tespit edildiği belirtildi. Uzmanlar, söz konusu buluntuların Efes Limanı’nın kapanma süreciyle ilişkilendirilen Geç Roma/Bizans dönemine ait olabileceğini ifade etti.
Daha önce gerçekleştirilen jeoarkeolojik çalışmalara da atıf yapan uzmanlar, bu dönemde liman çevresindeki dolgu tabakalarında seramik, tuğla ve kiremit parçalarının bulunduğuna dikkat çekti. Efes’te dini yapılar ve depoların inşa edildiği bu döneme ait seramik kalıntılarının, bölgenin tarihsel gelişimi açısından önemli veriler sağlayabileceği belirtildi.
“Önce Jeoradar Çalışması Yapılmalı”
Uzmanların en önemli taleplerinden biri, inşaat faaliyetleri ilerlemeden önce jeoradar ve diğer jeofizik yöntemlerle yeraltının araştırılması.
Yeraltı görüntüleme tekniklerinin arkeolojik alanlarda yüzeyin altında bulunan taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının tespitinde yaygın biçimde kullanıldığı belirtilirken, Türkiye’deki ilgili mevzuatta da I. ve II. Derece Arkeolojik Sit alanlarında gerekli durumlarda jeofizik ve jeoradar çalışmalarına yer verildiği hatırlatıldı.
Uzmanlar, Efes gibi UNESCO Dünya Mirası statüsüne sahip bir alanda bu tür araştırmalar yapılmadan inşaat faaliyetlerinin sürdürülmesinin telafisi mümkün olmayan hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Önerilen yönteme göre, tüm alanın kazılarla araştırılması yerine, öncelikle yapılması planlanan yapıların oturum alanlarının jeofizik yöntemlerle incelenmesi gerekiyor. Araştırmalar sonucunda taşınır kültür varlıklarına rastlanması halinde bunların müzelerde koruma altına alınması, taşınmaz kültür varlıklarının ise korunması veya belgelenerek üzerinin yeniden örtülmesi öneriliyor.
2013’te De Aynı Alanda Jeoradar Çalışması Gündeme Gelmişti
Haberde ayrıca, 2013 yılında jeofizik mühendisi Süleyman Sırrı Seren tarafından Avusturya Kazı Evi’nde gerçekleştirilen bir konferansa dikkat çekiliyor. Dönemin Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı, Selçuk Efes Müze Müdürü Cengiz Topal ve İlçe Turizm Danışma Müdürü Mehmet Falakalı’nın da katıldığı konferansta, söz konusu bölgede daha önce jeoradar ölçümleri yapıldığı ve bazı bulgulara ulaşıldığı bilgisinin paylaşıldığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, geçmişte elde edilen verilerin de değerlendirilerek yeni araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini savunuyor.
Alanda Göl Ve Bataklık İzleri De Bulunuyor
Keşif sırasında alanın bir bölümünün geçmişte kurumuş göl veya bataklık niteliğinde olduğuna ilişkin gözlemler de rapora yansıdı. Seramik buluntularının bu bölümde de görüldüğü belirtilirken, arazinin önemli ölçüde tahrip edildiği ifade edildi.
Uzmanlar, olasılıkla gölü kurutmak amacıyla açılmış bir drenaj kanalının üzerine bazı yapıların inşa edilmiş olabileceğini belirterek, mevcut uygulamanın alanın arkeolojik niteliği açısından ciddi risk taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Bilirkişi Raporu Bekleniyor
Efes Karşılama Merkezi Projesiyle ilgili mahkemenin atadığı bilirkişilerin hazırlayacağı rapor da bekleniyor. Yeni buluntuların bilirkişi değerlendirmesine nasıl yansıyacağı ve projenin geleceğini nasıl etkileyeceği önümüzdeki süreçte netleşecek.
Uzmanlar, özellikle jeoradar çalışmalarının gecikmeden gerçekleştirilmesini ve çalışmalar tamamlanıncaya kadar inşaat faaliyetlerinin durdurulmasını istiyor.
Kaynak ve fotoğraf: Yenigün







Lütfen Bekleyin.