• 08 Mart 2026
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizmin Görünmeyen Yüzü: Kadın Emeği

Bu haberi dinleyin
08 Mart 2026 Turizmin Görünmeyen Yüzü: Kadın Emeği

Bir otele giriyoruz. Odamız tertemiz, çarşaflar bembeyaz, kahvaltı masası özenle hazırlanmış, resepsiyonda güler yüzlü bir karşılama var. Tatil boyunca “hizmet kalitesinden” söz ediyoruz. Ama o hizmeti kimin ürettiğini çoğu zaman sormuyoruz. Çünkü turizmin parlayan vitrininde gördüğümüz şey oteller, plajlar ve tatil paketleri oluyor; o vitrinin arkasındaki görünmez emek ise çoğu zaman kadınlara ait bulunuyor.

Yarın 8 Mart, yani Dünya Kadınlar Günü, tam da bu görünmeyen emeği hatırlamak için önemli bir gün oluşturuyor. Turizm sektörü dünyada kadın emeğinin en yoğun olduğu alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Ancak bu yoğunluk çoğu zaman güç, statü ve gelir anlamına gelmiyor.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ne güzel bir açıklama yapmış. Eresin yaptığı açıklamada, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yerinin güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu vurgulamış.

Yeter mi? 

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verileri açık bir tablo ortaya koyuyor: Dünyanın birçok bölgesinde turizm iş gücünün büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Otellerde oda temizliğinden mutfak hizmetlerine, resepsiyondan çamaşırhanelere kadar sektörün en zahmetli işlerinin önemli bir kısmını kadınlar yürütüyor. Buna karşın kadın çalışanlar çoğunlukla sektörün en düşük ücretli ve en düşük statülü işlerinde yoğunlaşıyor.

Turizm işletmelerinin yönetim kadrolarına bakıldığında ise tablo hızla değişiyor. Büyük otel zincirlerinin yönetim kurullarında, tur operatörlerinin üst kademelerinde ya da yatırım kararlarının alındığı masalarda kadınların sayısı hâlâ sınırlı kalıyor. Başka bir deyişle turizmin yükünü kadınlar taşıyor, ama kararları çoğu zaman başkaları veriyor.

Bir de turizmin resmi istatistiklere bile girmeyen bir emeği bulunuyor… Aile işletmelerindeki kadın emeği. Küçük pansiyonlarda, kırsal turizm tesislerinde, aile restoranlarında ya da sahil kasabalarındaki butik işletmelerde kadınlar günün neredeyse her saatinde çalışıyor. Kahvaltıyı hazırlıyor, odaları düzenliyor, mutfağı yönetiyor, temizlik yapıyor, misafirlerle ilgileniyor. Ama bu emek çoğu zaman “aile işi” sayıldığı için ücretlendirilmediği gibi çoğu zaman kayıt altına da alınmıyor.

Türkiye gibi güçlü turizm potansiyeline sahip ülkelerde bu durum daha da belirgin hale geliyor. Bir köy pansiyonunda sunulan o meşhur “ev kahvaltısı” aslında sabahın erken saatlerinde kalkıp hamur yoğuran, reçel kaynatan, zeytin hazırlayan bir kadının emeğini taşıyor. Bir sahil kasabasındaki küçük restoranın başarısının ardında çoğu zaman mutfağı yöneten bir anne ya da bir teyze bulunuyor. Ama işletmenin tabelasında çoğu zaman onların adı yer almıyor.

Oysa turizm aynı zamanda kadınlar için güçlü bir ekonomik fırsat alanı yaratıyor. Doğru politikalar uygulandığında turizm, kadın girişimciliğini destekleyen, yerel ekonomileri güçlendiren ve toplumsal eşitliği artıran bir sektör haline geliyor. Kırsal turizmden gastronomi turizmine, el sanatlarından yerel ürün üretimine kadar pek çok alan kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendiren yeni kapılar açıyor.

Ancak bunun gerçekleşmesi için turizmi yalnızca turist sayıları ve gelir rakamları üzerinden değerlendirmek yetmiyor. Turizm politikalarının aynı zamanda sosyal adalet ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alınması gerekiyor. Kadınların yönetim kademelerinde daha fazla yer alması, eşit ücret politikalarının uygulanması ve aile işletmelerindeki görünmeyen emeğin görünür hale getirilmesi bu dönüşümün temel adımlarını oluşturuyor.

Ve belki de turizme bir dahaki bakışımızda şunu hatırlamak gerekiyor: Bir otel odasının temizliği, bir kahvaltı masasının bereketi, bir restoran mutfağının lezzeti… Bunların hiçbiri kendiliğinden ortaya çıkmıyor. Turizm sektörünün gerçek omurgasını çoğu zaman görünmeyen kadın emeği oluşturuyor. 

Bu yüzden 8 Mart yalnızca kutlanacak bir gün değil; turizmin arkasındaki o görünmez emeği fark etme ve ona hak ettiği değeri verme çağrısı oluyor. Çünkü dünyayı dolaştıran sektörün en sessiz ama en güçlü taşıyıcıları kadınlar oluyor. 

Kalplerini seyahate açan tüm cesur, yürekli kadınları kutluyorum…

 

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz