• 13 Aralık 2019 02:04
  • 0
  • 6 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

2019 ocak ekim dönemi yeni teşvik belgesi alan otel yatırımları

Bu yazıyı dinleyin
Kayhan Taner Özen 13 Aralık 2019 2019 ocak ekim dönemi yeni teşvik belgesi alan otel yatırımları

Türkiye’ye yönelik turizm talebi büyüyor. Fakat turizm yatırımları özellikle otel yatırımları aynı oranda artmıyor.

Bu durumun sebebini anlamak için önce yeni otel yatırımları için 2019 yılında alınan yatırım teşvik belgelerinin yatırım yerleri, rakamları ve sınıflarına bakmak gerekecektir. Aşağıdaki tablolarda iki önemli destinasyonumuz ve Türkiye geneli yeni yatırım talebi gözükmektedir.

 

Kaynak:Turizmgazetesi.com
 
 
2019 yılı Ocak Ekim döneminde 101 yatırımcı, toplam yatak kapasitesi 31.683 olan 102 otel projesi için yatırım teşvik belgesi almıştır.
 
Türk Turizminin % 15 büyümesinin beklendiği 2019 yılında konaklama tesisi yatırımlarının talepteki artışa paralel bir şekilde artmadığı görülmektedir. Türkiye’ye gelen turist sayısının 2017 yılında %22,8, 2018 yılında %21,4 arttığı da hesaba katılırsa konaklama tesisi yatırımlarında da bir ivmenin yakalanması beklenmektedir. Fakat 2019 yılı ilk 10 ayında alınan yatırım teşvik belgelerindeki kapasiteler durumun beklendiği gibi olmadığını göstermektedir. 
 
İnşa edilmesi öngörülen 31.683 yataklık yeni kapasite mevcut 1.161.940 Bakanlık belgeli yatak ve 519.297 belediye belgeli yatağa oranlandığında %1,88 gibi bir orana karşılık gelmektedir ve gelen turist sayısındaki artışa göre çok düşüktür. Türk Ekonomisinin büyüme oranlarının bile altındadır.
 

Yatırım teşvik belgesi alınan yatak kapasitesinin 17.734’ü (%56’sı) Antalya İline inşa edilecektir. Antalya mevcut durumda 606.535 (Bakanlık verisi) yatak ile Türkiye’deki yatak kapasitesinin %36’sına sahiptir.  2019 yılında alınan teşviklerle kapasitesini %2,92 daha artıracaktır. Turist sayısındaki artışa göre bu rakam Antalya için düşük bir artış oranıdır. Fakat Türkiye’nin Antalya dışındaki illerindeki teşvik alınan yatak kapasitesi artışı olan %1,3 ile karşılaştırıldığında Antalya yatak artış hızını ikiye katlamış gözükmektedir. Yatırımcının gözü normal olarak riskin düşük kazancın ise reel olduğu Antalya’dadır.
 
İstanbul’da 10 projede 1.478 yatak kapasitesi için yeni yatırım teşvik belgesi alınmıştır. Bu durumda İstanbul’daki mevcut yatak kapasitesi olan 204.803 yatağa %0,72 oranında bir yatak artışı eklenecektir. Bu oran Antalya’daki artışın dörtte biri, Antalya hariç
 
Türkiye ortalamasının ise yarısıdır. İstanbul turizme yatırım yapılmayan şehir konumuna düşmüştür.   
Türkiye’ye gelen turist sayısının 2020 yılında da %15’in üzerinde artması beklenirken inşa edilen yeni yatak sayısının beklenen oranda artmamasının nedenleri şunlar olabilir. 
 
Öncelikle, yatırımcılar açısından mevcut kapasite yeterli görülüyor olabilir. Kapasite kullanım oranı Türkiye geneli için %56,4 olarak açıklanmıştır. Kapasitesinin çoğu kıyılarda olan bir ülke için bu oran yüksektir. Dolayısı Türkiye için fazla yatak kapasitesinden söz edilemez.
 
Yatırımcılar turizm sektörüne yatırım yapmayı riskli görmektedirler.
 
Nitekim bu konuyla ilgili Resort Turizm Kongresinde sorulan bir soruya, yatırımcılar büyük bir çoğunlukla bölgesel bir uluslararası krizin turizm sektörünü etkilemesinden çekindikleri yanıtını vermişlerdir. Fakat turist sayısındaki artışlar böyle bir riskin alınması gerektiğini göstermektedir. Sadece Türk Turizmi değil Dünya Turizmi de beklentilerin üzerinde büyümektedir. Her ne kadar turizmi engelleyen faktörler (terörizm, vize, ekonomik yavaşlama vs.) varsa da talep daha güçlü görünmektedir. 
 
Türkiye’deki siyasi/ekonomik gelişmelerin yaratacağı risklerden dolayı yatırımcılar yeni yatırımlara sıcak bakmayabilirler. Bu önerme de çok gerçekçi değildir. Türkiye bir turizm ülkesidir. GSYH’nın ortalama %5’i turizm kökenlidir. İstihdama, özellikle genç, eğitimsiz çalışan istihdamına, katkısı herkesin malumudur. Türkiye’nin politika yapıcıları her ne kadar turizm sektörüne ihtiyacı olan yatırımı yapmasalar da sektörün hayati öneminin farkındadırlar. Yılda yaklaşık olarak 40 milyar $ net girdi sağlayan sektör korunacaktır.
 
Yatırım maliyetleri yüksek, net işletme gelirleri düşük görülebilir. Maliyetin önemli bir kalemi olan faizler için bu durum doğrudur. Bankalarımız pahalı borçlanmaktadır. Yatırım kredileri döviz üzerinden %6-8 faizle verilebilmektedir. İspanya için bu rakam %2-2,5, Fransa için ise %1,5-2 seviyelerindedir. Türkiye’nin kişi başı turizm gelirleri de düşüktür. Dolayısıyla yatırımların maliyet/kazanç oranlarının eskiye oranla bozulduğu bir gerçektir. Fakat artan turist talebi ve artmayan yatak kapasitesi fiyatları yukarı çekecektir. Tek başına bu olumsuzluk turizm yatırımlarını durduramayacaktır. 
 
Yatırım yapılacak bölge/arsa arzındaki kısıtlılık turizm yatırımlarını zorlaştırıyor olabilir. T.C. Turizm Bankası A.Ş.’nin inşa ettiği/ettirdiği Antalya ve Dalaman destinasyonlarından bu yana turizm sektörüne yeni bir destinasyon ya da turizm merkezleri eklenememiştir. Bu iki destinasyonda da arsa arzı kısıtlıdır. Bakanlık tarafından kayda değer yeni tahsisler yapılmamaktadır. Antalya resmi olarak 606 bin yatağa ulaşmıştır, kayıt dışı yatak kapasitesi ile bu rakam 700-750 binlerle ifade edilmektedir. Dolayısıyla yeni bir destinasyon, Tarsus destinasyonu, turizmin hizmetine alınmalıdır. Buraya inşa edilebilecek olan 300-400 bin yatak önümüzdeki 10 yıl boyunca sektörün ihtiyacı olan yatak arzı büyümesini karşılayacaktır. Yatırımcılar böylece daha düşük maliyetlerle yeni oteller inşa edebileceklerdir.
 
Sonuç olarak Türk turizminin yeni yatak arzına ihtiyacı vardır. Talebin de kıyı otellerine yönelik olduğu düşünülürse yeni destinasyon olan Tarsus yatırım olanı olarak harekete geçirilmelidir. Turizm Fonu yeni destinasyonun altyapısına yatırım yapmalıdır. Devlet de yeni yatırımlara ek teşvikler vererek, kredi faizlerindeki yükü azaltma yoluna gitmelidir. Turizm yatırımları sabit yatırımı yüksek projelerdir. Yatırımcıların %60 civarında kredi kullanmaları gerekmektedir. Konut yapımı nasıl teşvik ediliyorsa otel projeleri de devlet tarafından desteklenmelidir.