• 13 Kasım 2011 14:36
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Ateş bacayı sarmadan

Bu yazıyı dinleyin
Bener E. Kavukçuoğlu 13 Kasım 2011 Ateş bacayı sarmadan


Bener E. Kavukçuoğlu 

Jean Paul Sartre bir konuşmasında;

“Bugün Fransa’da okuduğum gazete ile Çin’deki insanın yaşamını etkiliyorum” demiş.

Ne zaman demiş bilemiyorum ama  kendisi 1980 yılında bu dünyadan göçtüğüne göre, daha bizlerin Globalizm / Küreselleşme kelimesi ile tanışmadığımız bir dönemde söylemiş olduğu kesin.

Sartre küreselleşmenin tanımını yapabilecek denli ileri görüşlü bir insan olduğu kadar, aynı zamanda küreselleşmenin  21. yüzyılın parlayan (!) yepyeni bir kuramı olmayıp, zaten yüzyıllardır varolan bir düzen olduğunu da yıllar öncesinden bugünlere iletmiş bir düşünür.

İpek yolunun  bir zamanlarki önemi, Kıbrıs adasının  yüzyıllardır Doğu Akdeniz’de bitmeyen önemi ile  her daim bir savaş nedeni olması, Sanayi Devriminin ardından petrolun varlığının Batılı devletler için Ortadoğu’da “planlı” demokrasi  gibi ulvi (!) bir amacı ortaya çıkarması yüzyıllardır devam  eden küreselleşmenin kendi coğrafyamızdan bakınca görebildiğimiz virajları  .

Doğaldır ki iletişim teknolojilerinin gelişimi küreselleşme olgusunu da aynı parallelikde hızlandırdı.

Bugün sokaktaki vatandaş New York Borsasındaki düşüşün kendisini  - nasıl olduğunu bilmese de -  bir şekilde etkileyebileceğini biliyor artık .  

Yani eskiden savaştan savaşa az da olsa küresel bir  etkileşimi olan büyük insanlık. 

Artık  televizyonların renkli ekranından kendisine anlatılan küresel masallar ile her  gelişmeyi anında yakalayabiliyor.

Masalların ardındaki yüzyıldır değişmeyen gerçek hali ile petrol.

Günümüzde Petrol uğruna ne demokrasiler batıyor, ne demokrasiler kuruluyor. 

Petromokrasi. 

Son bir yıldır Afrika’nın kuzeyinden başlayıp, kapımıza kadar dayanan  petromokratik gelişmeler her ne kadar bugüne değin ucundan kenarından Türk turizminin ekmeğine biraz yağ sürdü ise de , önümüzdeki dönemde nasıl etkileneceğimiz konusu  ciddi bir soru işareti.

Son dönemde tırmanan terör olaylarının Arap Baharı diye adlandırılan karanlık bahar ile bir paralelliği var mıdır?

Suriye’de yaşanan gelişmeler, yeniden çizilmeye çalışılan  Ortadoğu haritasında önemli bir nokta. Ancak gözüken  o ki ,  iktidarın iflas eden “sıfır politika” politikası ile Suriye’deki gelişmeler önümüzdeki dönemde bizi de direkt olarak etkileyecek gibi gözükmekte.

İran büyük olasılıkla yeni Ortadoğu haritasının şekillenmesinde ki son nokta olacak.

Son günlerde basında İsrail’in bir kaç ay içerisinde İran’a saldıracağı yazılıp çizilmekte. İsrail cumhurbaşkanı’nın da bu konuda ki açıklamaları saldırının içeriğini ve zamanlamasını net olarak vermese de bir saldırı olasılığını güçlendirmekte. 

İsrail kökenli, Mossad  ile içli dışlı olduğu  vurgulanan Debkafiles isimli site Obama’nın İran’a dönük bir saldırı konusunda batılı  yandaşlarını 2012 sonbaharında hazır olmaları konusunda uyardığını bildiriyor. 

İran’a yapılacak bir saldırının son noktası bizi ne kadar etkileyecektir bir soru ancak o noktaya kadar geçecek süreçteki etkileri neler olacaktır, bu da önemli bir soru.

Görüldüğü gibi fitil çok uzaklardan ateşleniyor olsa da , ateş, bahar rüzgarının etkisi ile üstümüze üstümüze gelmekte. 

Kapıda bekleyen ekonomik krizi de bunun yanına koyduğumuz da ileriye bakarken önümüzdeki dönemi çok iyi analiz etmemizin gerekliliği ortada. 

Dev aynasında kendimizi seyredip ne denli başarılı olduğumuzu anlatalım ama başarının en kötü olasılıkları da hesaplayarak ve gereken önlemleri zamanında alarak geldiğini de unutmayalım, ateş bacayı sarmadan. 

 

Diğer Yazılar

Stockholm sendromu 28 Mayıs 2020

Turizm yalanları 17 Mart 2020

Boş senaryo 13 Ocak 2020

Yok eden turizm 28 Ağustos 2019

İzindeyiz 29 Ekim 2011

'turkey ' siz turkey 16 Ekim 2011

Nemrut 04 Eylül 2011