• 01 Ağustos 2020 12:47
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Bayramınız Kutlu Olsun

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 01 Ağustos 2020 Bayramınız Kutlu Olsun

 

Eskilerin “pes doğrusu bu kadarı da olmaz” diyerek, hayretlerini gizleyemedikleri her şeyin sıradanlaştığı bir süreci yaşıyoruz. 

Üstelik bu durum salt Türkiye ile sınırlı da değil, Yerkürede olanlar da bizdekilere çok benziyor. Mart ayından bu yana özellikle turizm sektörüne bir kabus gibi çöken “pandemi”, tek başına bu olanların nedeni değil. 

Dünya henüz tam anlamıyla kestirilemeyenyeni bir dönemece olanca hızıyla savruluyor.

Üretim merkezlerinin hızla Uzakdoğu ve Hindistan’a kayması, petrolün önemini yitireceğini gösteren çok sayıda belirti, ekonomistleri ve doğal olarak diplomatları alabildiğine meşgul ediyor.

Geçtiğimiz Yüzyılın başlarında “Yeni Dünya”danLondra ve Paris gibi Avrupa’nın büyük merkezleriyle yapılan telefon görüşmelerinin dakikası yüz dolara yaklaşırken, günümüzde internet bağlantıları aracılığıyla neredeyse, bedava. Bağlantı kalitesi ve hız arasındaki farkı yorumlamaya gerek bile yok.

Kuşkusuz bu süreç sonunda insanlığı daha ileri götürecek yeni oluşumları ve insan odaklı paradigmalara ihtiyacı belirginleştirecek. Ancak bu gelişimin kendiliğinden olmayacağı -daha doğrusu olamayacağı- da gerçek.

Dünya ölçeğinde gözlenen gelişmelerin, ülkemizde seyahat acenteliği mesleğinin geleceğini tehdit eder biçimde etkilediği ortada. Turizm hareketinin bu haziran ayında-geçen yıla göre- yüzde doksanı aşan oranda azaldığı ortamda, “pandemi” öncesi koşullara dönülmesini beklemek hayal görmekten öteyegeçemez.

Seyahat Acenteleri doğal olarak farklı sektörlere sağlanan desteklerin kendilerini de kapsamasını beklerlerken, sadece yurtdışı kaynaklı dört tur operatörünün -840 milyon lira nakdi kaynakla-desteklenmesine anlam veremiyor olmalılar. Her hafta onlarca seyahat acentesinin maillerini okuyorum. İçlerinde en az dört, beşi belgelerini satma çabasındalar.

Süreç içinde iki farklı gelişme dikkatlerden kaçmıyor.

İlki; seyahat acenteliğinin tasfiye sürecinde olduğu varsayımıyla, durumdan yararlanmaya çalışan ve siyasal erki bu amaçla kullanarak, Pazar hakimiyetini pekiştirmeye çalışan “tekelci” anlayış. Salgın döneminde gelişmelere ilişkin hiçbir öngörüsü gerçekleşmeyen, izlenen dış politikanın sektöre vereceği zarar konusunda hiçbir fikri olmayan bu anlayışın karşısında, etkinlikleri anımsanmayacak kadar yetersiz meslek örgütlerinin, bekle-gör dışında hiçbir eylemleri (!) bulunmuyor.

Pandemiden bağımsız olarak gelişen ve onun etkisiyle hızlanan bu olumsuz değişimin, ülkemizdeki seyahat acentelerini tasfiye sürecine soktuğu gerçeğini birilerinin ifade etmesi, daha doğru bir deyişle; “kral çıplak” demesi kaçınılmaz hale geliyor.

Basit yardımlarla, belge satışına izin vermek ya da belgeleri rehin ederek, ucuz kredi paketleriyle atlatılacak kadar basit değil, kapıda bekleyen tehlike.

Thomas Cook , Hertz gibi yüzyıllık kurumların tasfiye oldukları bu ekonomik kasırga döneminde;uzmanlık alanlarında yoğunlaşamadıkları, kalıcı ya da sürekli iş ortaklıkları yoluyla kendi geleceklerini aramadıkları sürece, ömrümün en güzel yıllarını severek verdiğim, seyahat acenteliği sektörünün de ayakta kalma olasılığı çok zor.

TÜRSAB’ın Ayasofya konusundaki suskunluğunu, İktidarın yeniden cami olarak hizmet vermesi yönünde aldığı kararı eleştirmeyişini bir yana bırakalım. 

Namaz dışı ziyaretler sırasında düzenleme önermekteki yetersizlikleri, belki yönetimin de meslekten umudunu kestiğini göstermiyor mu?

Her türlü olumsuzluğa karşın, bayramlar umutlanmak için sığındığımız dönemlerdir. 

Bayramınız kutlu olsun.