• 05 Mayıs 2020 03:07
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

çanlar kimin için çalıyor

Bu yazıyı dinleyin
Yavuz Ataç 05 Mayıs 2020 çanlar kimin için çalıyor

 

 
Yazımın başlığı, İstiklal Caddesinde dolaşırken tesadüfen bulduğum kitabın ismi, yazarı ise dünya edebiyatının önemli isimlerinden Ernest Hemingway. Konusu, İspanya iç savaşı sırasında bir Amerikalının, faşizm karşıtı gerillalara katılması ve onlarla yaşadıkları. Yazar daha sonra gerçek başyapıtı olan 'Yaşlı Adam ve Deniz'i kaleme alır, 1953 yılında Pulitzer ödülünü. 1954 yılında ise Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanır.
 
Harbiye’de, Boğaziçi ve İnönü Stadyumu manzaralı büyük bir otelde, fuzuliyapılan bir toplantıdançıkmıştım. Nevizade sokağında bulunan Yorgo’nun, Krependeki İmroz Meyhanesine uğradım. Yapılan toplantının konusunu bile unutmuştum, notlarıma göz atınca şunu gördüm. Türkiye’de Cazibe Merkezleri Yaratmak!
 
Zaten 1950'den beri partilerimiz, üniversitelerimiz ve araştırma merkezleri benimsedikleri ideolojiler doğrultusunda, cazibe merkezi oluşturmak için uydurmadıkları kavram kalmamıştı.
 
Belli bir kesim ise Paris’in "Euro Disney" sinden tutun da, nerdeyse Londra’nın London Eye’ini (benzer bir proje olan "Wheel of İstanbul" çizimini kendi gözümle gördüm), yapma fikirlerini ön plana çıkarıyordu. Genel olarak baktığımızda ise konuşulan rakamlar milyonlarca dolarlar ile anılıyordu...
 
Oysa dünyanın birçok şehrinde Hemingway’ in adı başlı başına bir cazibe merkezi. Bizde ise nerdeyse herkes hakkında bir şeyler yazılmış ama Hemingway’ in İstanbul günlerini anlatan bir roman yok?.. Bunun sebebi ise belkide Hemingway’in Kurtuluş Savaşı sırasında İngiltere ve Yunanistan'ı desteklemesi. Mustafa Kemal'e bakışı, yanlış değerlendirip gereken önemi vermemiş olması şeklinde açıklana bilinir.
 
Hemingway’in öykülerinde ise zaman zaman Türkiye’nin de adı geçmektedir.  Türkiye’de yayınlanan eserlerinin arasında ise Toronto Daily Star gazetesine gönderdiği makalelerden, derlenip toparlanan "İşgal İstanbul’u ve İki dünya savaşından mektuplar" yer almaktadır.
 
Ama dünyanın neresine giderseniz gidin efsaneleşen bölgelerin, şehirlerin, semtlerin, sokakların, hatta bir mekânın bile, bir nesne ile özleşmiş olduğunu ve turizmde birer çekim gücü olarak kullanıldığını görebilirsiniz. Milyonlarca dolarlar harcamadan...
 
Ernest Hemingway’in gazeteci olarak yaşadığı Paris’te takılmış olduğu, Ritz Otel'deki barın adının Hemingway olmasına şaşırmamak gerek. Klasik tarz koltuklar, ahşap kaplama duvarlar, bir kösesi Hemingway kütüphanesi ve tüm duvarlarda Hemingway fotoğrafları … (Hemingway 'in gözdesi adı altındaki martini tarifi burada olduğu gibi, nerdeyse tüm dünyada uygulanmaktadır.)
 
Almanya'nın güneybatısında bulunan Schwarzwald bölgesi, ülkenin en cazip doğal güzelliklerine sahip olmakla birlikte, Avrupa’nın çok sevilen tatil yerlerinden biridir. Bölge, doğa yürüyüşü açısından oldukça zengindir. Burada dolaşırken birçok restoran ve cafelerde Hemingway ismine rastlarsınız. Ama en önemlisi "Ernst Hemingway Yolu" olarak adlandırılmış bir yürüyüş rotasının, özellikle tüm rehber kitaplarında tavsiyeedilmesi.
 
Bugün bölgeye yürüyüş için gelen Amerikalıların hayli fazla olması göze çarpmaktadır.
 
Hem de,Hemingway ve arkadaşlarınaSchwarzwald, Triberg’de bir pansiyon sahibinin"Ausländer" diye hitap edip, sizlere oda falan yoksöylenmesinerağmen.
 
Pamplona sehri, Boğa Güreşleri ve özellikle San Fermin Festivali, İngilizce konuşulan ülkelerin nerdeyse tamamında Hemingway'in İspanya'ya ve boğa güreşine olan sevgisi yüzünden tanınmıştır. SanFermin Festivaline her yıl yarım milyon kişi katılmaktadır. Bölgeyi ziyaret eden turistlerin birçoğu, yapmış olduğu turlarda Pamplona’ninsehir merkezindeki Hemingway’in uğrak yerlerinden biri olan CafeIruna’ya mutlaka uğramaktadırlar. 
 
Venedik şehir rehberlerinde, ziyaretçi ünlüler konusunda, bir ada köyü olan Torcello hakkında bilgi verilirken. 11. yüzyıldan kalma kiliselerin, mozaik döşemelerin, katedral ve bir zamanlar piskoposun kaldığı önemli kasaba olmasına rağmen, öncelik olarak Hemingway’in burada kalmış olduğuna yer verilir. Kenya’nın Malindi şehrinde yemek yediği restoranlardan bir tanesi şimdiki adıyla "TheOld Man &TheSea" de turistlerin ilgi odağıdır. 
 
Havana'nın turizm pazarlamasında Hemingway'in ciddi bir yeri vardır, uğrak yerlerinden olan barlar ve kaldığı otel mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde yer alır. La Floridita da ise Hemingway' in yirmi yıl boyunca neredeyse çıkmadığı bar ve oturduğu tabure ise hâlâ boş tutuluyor; ayrıca barda bir de Hemingway heykeli var. 
 
Şüphesiz bu yerler sadece bazıları..
 
Yunanlı yazar FrediYermanos "Tereza" isimli romanında, Tereza’nın Hemingway'in sevgilisi, Picasso’nun modeli olduğunu ve Atatürk'le bile karşılaşmaları anlatır (Yanılmıyorsam kitabının promosyonu için Can Dündar bile Atatürk'ün tokatladığı kadın veya bir Yunanlı kadının biyografisinden romanlaştırılmış seklinde makale yazmıştı).
 
FrediYermanos, MelinaMerküri’nin kendisine bu romanı yazmasını söylemiş olduğunu belirtiyor. Peki MelinaMerküri kimdir? Ünlü bir aktris, siyasi eylemci ve zamanında Yunanistan Kültür Bakanı. Merküri’nin başrol oynadığı ve uluslararası üne sahip filmin ismi ise "Topkapı" dır. 
 
Yunanlıların, Türk kahvesinin ardından Hemingway’ide, özellikle yazarlarımızın yardımlarıyla,İstanbul’da konaklamadı çünkü Atina`da kalmıştı diye sahiplenmesi, sakın kimseye şaşırtıcı gelmesin...