• 05 Haziran 2021 14:38
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Çeşme Yarımadası’na dokunmayın

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 05 Haziran 2021 Çeşme Yarımadası’na dokunmayın

Geçtiğimiz 4 Haziran Cuma günü İzmir’de; TMMOB’nin Kent Konseyleri ve Büyükşehir Belediyesi ile birlikte düzenledikleri etkinlikte, Çeşme Yarımadasındaki son gelişmeler tartışıldı.

Dünya’da; turizmin tarihindeki en kötü döneminden geçtiği bu salgın sürecinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının yerel yönetimleri hiçe sayan yaklaşımıyla gündeme getirilen, sözde turizm gelişim projesi, aslında kötücül rant devşirme eğiliminin tipik bir örneği.

Ortada henüz uzmanlarca hazırlanarak, tartışmaya açılmış bir doküman yok. Sadece basit bir kroki üzerinde, İzmir- Çeşme otoyolunun kuzeyi ile güneyinde gösterilen iki bölgenin, ticari ve konut alanları inşaatına açılması var. Yerel yönetimler ve STK’lar ile paylaşılan tek bilgi bu.

Konuyla ilgisiz bir girişimcinin Bakanlık kararı açıklanmadan kısa süre önce kurduğu şirkete, hizmet alımı yoluyla verilen, projedeki potansiyel yatırım alanlarını belirleme işinin kapsamı devlet sırır gibi saklanıyor. 

Ekolojisi sınırlı su kaynakları ve yerleşik nüfusunun azlığı nedeniyle, çok farklı özelliklere sahip Yarımada’da, Bakanın açıkladığı gibi 20 Golf sahası, marinalar ve oteller inşa edilmesi, Çeşme ve çevresini asla bir çekim merkezi yapmayacaktır. Tam tersineBölgeyi turizm amacı kullanılarak, kısa sürede lüks konutlar yoluyla rant devşirme alanına dönüştürecektir. 

Özellikle yeterli suyu sağlayacak kaynakları olmayan Bölgede, bırakın 20 golf sahasını planlamayı, bundan söz etmek bile asıl amacın turizmin gölgesine sığınılarak, rant üretmek olduğunu gözler önüne sermeye yetiyor.

Salgın sürecinde Dünya Turizmi ortalama yüzde yetmişe yakın oranda gelir kaybetti. Genel eğilimin görece küçük ölçekli tesislerde, insanların kendi kontrollerinde sağlayacakları hijyene ağırlık verdikleri gerçeği göz önüne alındığında, asıl amacın turizmi geliştirmek değil, yarımadanın imar rantı yoluyla yağmalanması olacağı anlaşılıyor.

Ortada tahsis yoluyla büyük ölçekli bir varlık transferinin tasarlandığını gösteren belirtiler de var. Örneğin, sözde turizm yatırımları amacıyla imara açılacak arazilerin yüz ölçümü, Yarımada üzerindeki kullanılabilir toprakların % 55 ‘ini oluşturuyor. Daha önemlisi; bu arazinin % 97’lik bölümü kamuya ait.

Yukarıdaki oranlar ilk başta yandaş olduğu kuşkusuz bir kişiye verilen keşif işlemleri dikkate alındığında, gerçek amacın Çeşme Yarımadasındaki kamu arazilerine son günlerin moda deyimiyle “çökme” olduğunu açıkça gösteriyor.

Bu projenin gerçek amacı turizmi geliştirmek olamaz.

Çeşme Yarımadasına talebin gerçek nedeni, bölgenin doğası ve sakinliğidir. Şimdiki halini ve  üzerinde yaşayan insanların günlük yaşamlarını değiştirecek her türlü girişim, Bölgeyi yaşanılmaz hale getirecektir. 

“Alaçatıport” adı verilen gayrimenkul yatırımının, turizme katkı yapıyor gerekçesiyle büyütülmesi sonucu, çevredeki hakim rüzgarların yönlerinin değişmesine neden olduğu ve geçtiğimiz aylarda aniden ortaya çıkan hortumdan ne denli zarar görüldüğü henüz belleklerden silinmedi.

Doğa; sonunda kendisine yapılan haksızlıkların intikamını alıyor. 

Ama bu kez İzmir’de ortaya konan sivil inisiyatif ve Büyükşehir Belediyesinin ısrarlı takibi, bu projenin hayata geçirilmesini önleyecek güçte görünüyor.

İzmir’liler bu yağmaya karşı çıkmalılar.