• 03 Eylül 2020 20:55
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Eğirdir Gölü günden güne kuruyor

Bu yazıyı dinleyin
Bener E. Kavukçuoğlu 03 Eylül 2020 Eğirdir Gölü günden güne kuruyor

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Isparta Temsilcisi emekli akademisyen Erol Kesici, Eğirdir Gölü’nün son 10 yıl içerisinde aşırı kayıpla birlikte su seviyesinin 6-7 metreye kadar düştüğünü belirterek, “Göl kritik su seviyesinin altına inmektedir” dedi.(basın)

Beyşehir gölü kuruyor!

Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Milli Park statüsündeki Beyşehir Gölü, canlı  çeşitliliğinin azalmasının ardından su sorunu ile de karşı karşıya. (basın)

Konya’daki Düden Gölü kurudu

Beslendiği su kaynaklarının kesilmesi üzerine Düden Gölü ve Küçük Göl tamamen kurudu. Flamingo başta olmak üzere 185 kuş türüne ev sahipliği yapan gölü su kuşları da terk etti.(basın)

Tuz Gölü de kuruyor

Türkiye’nin ikincibüyük gölü ve flamingo cenneti olan Tuz Gölü giderek küçülüyor. (basın)

Bu haberler yıllardır basınımızda çıkan, ama ana sayfada pek yer almayan, belki de daha çok arka sayfalarda yer alan haberler. 

Yazılı basınımızda genel olarak sondan bir önceki sayfa spor haberlerini içerdiği için gazetemizin okunacak son harfi de  o sayfanın sonunda biter.

Okuyanlarımız da var mutlaka, ama istisnaları ayrı tutarsak, onlar da derin bir “vahh” çekerekbirazdan unuturlar bu konuları. 

İklim değişikliği ve getirdiği kuraklık, aşırı tarımsal üretim bu doğal varlıklarımızın yok olmasının en  önemli nedenleri. 

İkinci  dünya savaşı sonrasında özellikle zenginleşen batı toplumlarının daha çok katılımı ile diğer türlerini ezerek gölgede bırakan kitle turizmi 1960 lı yıllardan  1980 li yıllara değin sınırsızca gelişir. 1980 li yıllarda ise artık bu sınır tanımazlığın  dünyada yarattığı su kirliliği, erozyon,aşırı avlanma, ormanların ölümü, deniz yaşam alanlarının yok oluşu vb gibi olumsuzluklar kitle turizminin tartışılmasına neden olmaya başlar. 1980 li yıllar… Bizim kitle turizmine cankurtaran simidi  niyetine sarıldığımız  yıllar. Hala da aynı simitle karaya çıkmaya çalışıyoruz ama, asıl olması gereken, yüzmeyi daha öğrenemediğimizin farkında değiliz.   

Gerçi sektör ve üniversiteler aralıklı da olsa ortak çalışmalar yürütüyorlar  kuşkusuz, ancak çalışmanın iki tarafında da ortak  nokta maalesef salt kişi sayısı. Eğer arada kitle turizminin olumsuz etkileri üzerine yapılmış çalışmalar var ise, yapan turizm akademisyenlerinden  özür diliyorum ancak ben şu ana kadar bu konu üzerinde hazırlanmış akademik bir çalışma bulamadım. 

40 yıldır dilimizden düşmüyor: Deniz, Güneş,Kum üçlüsünü aşmalıyız. Tüm doğal, kültürel kaynaklarımızı arsızca tüketirken nasıl aşacağız?

Yaşanan pandemi döneminde ne kaybettik herkes konuşuyor, ama kazandıklarımız neler,  onu hiç  konuşmuyoruz. 

Bir soru ile noktalayalım :

Flamingoları izlemeye gelen bir kuş gözlemcisi mi  bu ülkeye, doğasına, çevresine zarar vermeden daha çok para bırakır, yoksa Herşey dahilbir  otelde 24 saat tükenmeden ama tüketerek  yiyip için bir turist mi? 

Diğer Yazılar

Halı ve kültür 25 Eylül 2020

Otel miyiz hastane mi 09 Ağustos 2020

Stockholm sendromu 28 Mayıs 2020

Turizm yalanları 17 Mart 2020

Boş senaryo 13 Ocak 2020

Yok eden turizm 28 Ağustos 2019

Ateş bacayı sarmadan 13 Kasım 2011

İzindeyiz 29 Ekim 2011

'turkey ' siz turkey 16 Ekim 2011