• 25 Eylül 2020 08:56
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Halı ve kültür

Bu yazıyı dinleyin
Bener E. Kavukçuoğlu 25 Eylül 2020 Halı ve kültür

Yıllar öncesi, ABD’de bir sanat galerisine girmiştim. 

Galeri’nin sahibi Sanat tarihi profesörü, İtalyan kökenli bir bayan. Türkiye’den geldiğimi duyunca konu hemen İstanbul’a geçti. İstanbul’u hiç görmediğini,  ama en çok görmek istediği şehirlerden biri olduğunu anlatıyordu. 

Onu dinlerken gözüm yerdeki kilime takıldı. 

Benim evimde bulunan bir kilim ile nerede ise aynı idi. 

Şaşkınlıkla “ gerçekten hiç Türkiye’ye gitmediniz mi?” diye sorduğumda banao kilimin Amerikan Yerlileri’ne bizim deyişimizle  Kızılderililere ait olduğunu söyledi. 

Kızılderililerin yüzyıllar önce Asya’dan Kuzey Amerika  kıtasına geçtiklerini hepimiz biliyoruz. Hatta bazı iddialarda onların da Türk kökenli oldukları savı da tartışılan bir konu. Konumuz onların Türk  olup olmadıkları değil.

Ancak ortak bir kültürün parçaları olduğumuz da kesin. 

Kültür kavramının bugün 100 ün üzerinde tanımı yapılmıştır. Kavram öylesine geniş ve farklılıklar içermektedir ki bilim insanları bu kavramı tek bir tanım altında birleştirememişlerdir.

Çok farklı tanımları olmakla birlikte, bu tanımların içinde  ortak özellikler bulunmaktadır. Semboller de bu ortak özelliklerden biridir. 

Semboller Köksal Alver’in ifadesi ile “nesne,sözcük(dil/kelime), işaret, mimik, jest gibi araçların kullanılması ile oluşur. Sembol, bir şeyi anlatmak , onu göstermek için başka şeyi aracı kılar.”

Yaşamımızda gördüğümüz, kullandığımız onlarca sembol var. Sembollerin en etkin kullanıldığı yerlerden biri de halılardır. 

Sanat en basit anlamı ile insanın kendisini dışa vurması olarak tanımlanabilir.  

Bu dışa vurumda ki en önemli etken kişinin içinde yaşadığı sosyo-kültürel ortamdır. Halı sanatı da bu sosyo – kültürel alt yapının ilmiklerle ve renklerle  dışa vurumudur. Bu dışa vurumda kullanılan sembollerde de o  yörenin geçmişinden gelen ve  yaşam ortamında gelişen  bir kültür saklıdır. 

Doç. Dr. Murat Aksoy halılar ile ilgili bir çalışmasında bu sembolleri “… gördüğümüz  halılar, kilimler, ve mezar taşarındaki damgaların hiçbiri cetvelle hesaplanarak değil, geleneksel  bilgilerle yapılmıştır.” diye tanımlar ki doğrudur. 

Sonuç itibarı ile halı bir kültürdür. Bir yörenin, bir bölgenin, bir ülkenin duygularının , geleneklerinin yansımasıdır.  Halı satın alanlar da az çok bu kültürel yansımayı bilerek alırlar. 

Alırlardı……

Dün halı satın alanlar ile bugün çarşılarda ucuz sahte t-shirt alan turistler arasında kültür anlayışı olarak uçurumlar olduğu kesin. Bugün, hele ki Herşey Dahil sistem içerisinde dolaşımda olan turistlerin geldikleri bölgenin/ülkenin kültürüne dönük bir ilgileri bulunmamaktadır. Zaten öyle bir beklentileri de yoktur. 

Eskiler turizmin ilk yıllarında turistik yörelerimizde varolan sıra sıra halı dükkanlarını anımsarlar. Halı satın alan turistler halı dükkanlarına girer, halılar hakkında bilgi alırlardı. Halı da alırlardı. Sonra yavaş yavaş halı alan turistler gelmemeye başladı. Onların yerine sahte t-shirt alanlar gelmeye, çarşılarda da bu ürünleri satan dükkanlar çoğalmaya başladı. 

Herşeyimetalaştırdığımız  gibi turisti de para olarak gören bizler, “zengin turist gelmiyor” diye şikayet ederken bir şeyi hiç görmedik: 

Paralı turist değil, giden kültür anlayışlı turistti 

Ve önce halı dükkanları kapandı. 

 

 

 

Diğer Yazılar

Otel miyiz hastane mi 09 Ağustos 2020

Vatan sağolsun 09 Temmuz 2020

T+U+R+İ+Z+M = P 15 Haziran 2020

Stockholm sendromu 28 Mayıs 2020

Turizm yalanları 17 Mart 2020

Boş senaryo 13 Ocak 2020

Yok eden turizm 28 Ağustos 2019