• 09 Nisan 2021 18:30
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Hangisi daha fazla zarar verdi?

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 09 Nisan 2021 Hangisi daha fazla zarar verdi?

 

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kriz yüzünden, turizmin gerçek durumu sektör dışındaki çevrelerde de merak uyandırıyor. 

Turizmin salgın sürecinde ödemeler dengesine katkısının azalacağı korkusu yaygınlaşıyor..

Gerçekten ahbap- çavuş ilişkisiyle beklentileri yükselten, yarı resmi açıklamalarda anlatılanlardan çok farklı bir çıkmazda turizmciler.

Sektörün gerçek durumunu ortaya koyma amacıyla, ciddi bir araştırma yapılmadı henüz. Ancak Bakan Ersoy’un politikalarının sektöre verdiği zararın, Covid-19’dan daha ağır olduğu kesin.

Pandemi; sektördeki bazı ticari kuruluşların kamu kaynaklarından yararlanmaları için fırsata dönüştürüldü.

Geçtiğimiz sezon öncesinde milyonlarca dolar özel olarak seçilmiş bir kaç yabancı operatöre, çok uygun koşullarla aktarıldı. 

Ziraat Bankasının kaynakları , ülkeye gelecek turistler için -bir anlamda- ön ödeme amaçlı kullanıldı. 

Sonuç hüsran oldu. 

Operatörlerden bazıları bu sübvansiyon sayesinde, beklenen sayıların hayli altında ziyaretçi getirebildiler. Bazıları ise hiç. Bu operasyon için sağlanan yüz milyonlarca liranın çok azıyla, işletmeler ve sektör çalışanları desteklenseydi, bugün çok daha farklı konuları tartışacaktık.

Bakanın geçen yılki ön görüleri de yanlıştı. 

Sezonun nisanda başlayacağı varsayımı tutmadı. Dünya’daki gelişmeler yerine içeride sanal bir başarı beklentisiyle zaman kaybedildi.

Üstelik sektörün görüşü alınmadan çıkarılan, gerçekçi olmayan bir yasayla yüksek bütçeli “Turizm Geliştirme Ajansı “ (TGA) kuruldu. Giderlerini karşılamak için turizmcilerden alınacak kaynak, yaşanılan kriz ortamında, işletmelerin tepesinde Demoklesin kılıcı gibi sallanıyor. Ya da sallandırılıyor.

Bu sezona yönelik Bakanın dile getirdiği varsayımların da, hayalciliğin ötesinde hiçbir dayanakları yok. 

Zaman ilerledikçe tutmayan beklentiler, bu yüzden sürekli yenileniyor. 

Kamuoyuna erteleme haberleri veriliyor. 

Örneğin geçtiğimiz Mart ayında beklenen girişler, nisana alınıyor. 

Ama boşuna. 

Nisan ortalarına gelinirken hiçbir hareket gözlenmiyor..

Bakanın gayretli çalışmaları yok mu? 

Haksızlık etmeyelim elbette var. Sektörün en eski ve köklü kuruluşu, üstelik kendi şirketinin de üyesi olduğu TÜRSAB’ı, etkisizleştirmek için var gücüyle çalışıyor.

Görevdeki yönetimin son seçimlerin ardından, eski yönetim hakkındaki başvurusu üzerine Bakanlık Müfettişlerince hazırlanan raporlara ilişkin işlem yaptırmıyor. Ama iş başındaki yönetim için -neredeyse- her ay ayrı bir soruşturma açtırıyor.

Örneğin sahte müze biletleri konusunda, sorumlular hakkında işlem yapmak ve yargıya başvurmak yerine, Lütfü Kırdar Kongre Merkezinin işletmesini Türsab’tan almak için uğraşıyor.

Bakan Ersoy salgının dünya ölçeğinde zirve yaptığı bir ortamda, alınan önlemlerin yetersizliğine ilişkin tartışmalar ayyuka çıkmışken Moskova’ya gidiyor. Yanında Dışişleri Bakanı da olacakmış.

Geçen yıl Rus operatörlere para verip sonuç alamayınca, şimdi kendileri gidip Rus Yöneticilerden destek isteyecekler galiba.