• 10 Nisan 2020 12:32
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Karantina günleri

Bu yazıyı dinleyin
Yavuz Ataç 10 Nisan 2020 Karantina günleri

 

Corona-virüsü nedeniyle birçoğumuzun evde kaldığı şu günler herhalde en çok turizm duayenlerinin işine yarıyor. Çünkü “Turizmde artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” diye şeker gibi bir deyim buldular. 
 
İçlerinden birisi “O kadar zekiyim ki, bazen söylediğim şeylerden tek bir kelime bile anlamıyorum” diyormuş. Ama devlet büyüklerimiz sakın tasalanmasın. Çünkü bu kafayla bizim turizmde hiçbir şey değişmez, bunlar kaldığı yerden devam eder. 
 
Oysa eline bir kitap alıp okumak, araştırıp ve üretmek için en güzel zaman. Çünkü bizim işimiz hem seyahat hem de yeme & içme, farklı olabilir ama yine de bir nevi ‘her şey dahil’ turizm.
 
Yeme-içme demişken. Milattan 350 yıl önce yaşamış, ilk yemek kitabının yazarı gurme, şair Archestratus, Hedypatheia (Lüküs Hayat) adlı eserinde, Akdeniz ve Ege kıyılarını dolaşarak en iyi yiyeceklerin neler olduğunu, nerede bulunduğu, nasıl pişirileceğini ve dikkat edilmesi gereken noktalar için tavsiyelerde bulunmaktadır.
 
Şiir tarzında yazılmış olunan ‘bölümlerin’ ne yazık ki tamamı günümüze kadar ulaşmamış ama bulunan sayfaların çoğunluğu deniz ürünleri üzerine olduğunu için tüm balıkların pişirilmeden önce mutlaka tatlandırılması gerektiğini söylüyor. Yalnız yasamış olduğu İtalya’nın Sicilya adasının, Syracuse kentindeki insanların balık yemeklerine peynir ve sirke ekleme alışkanlığından hiç memnun olmadığını dile getirmeyi de unutmuyor.
 
Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağının çevresinde kurulu Ephesus kentinde görülen en önemli deniz ürünleri arasında yerli halkın ‘Ioniskos’ adını verdiği balık için (Kefal) fırında pişirilmesini ve ne kadar büyük olursa olsun, bütün olarak sunulmasını. Akrep balığını ise (İskorpit) birkaç baharat, yağ ve tuzla bir çömlek içinde pişirilmesini tavsiye ediyor.
 
Palamut’a gelince şöyle anlatıyor. Gökyüzünde “Ülker” belirlendiği zaman yani sonbaharda, istediğiniz şekilde hazırlayabilirsiniz.. Ama lezzetli olması için incir yaprakları, zeytinyağı ve mercanköşk gerekiyor. İncir yapraklarına sardıktan sonra ip ile bağlayın sonra sıcak küllerin altına saklayın ama dikkat edin fazla pişmesin. İyi olmasını istiyorsanız, Byzantion’dan alın...” 
 
Bunun yanı sıra Byzantion çevresinde tutulan çipuranın diğer bölgelere göre iri olduğundan söz edip kimyon, tuz ve yeşil zeytinyağına buladıktan sonra topraktan yapılan bir fırının içerisinde pişirmenin en iyi yöntem olduğunu söylemektedir.
 
Uskumru mevzusunu ise tam olarak çözemedim. Amfora (toprak, küp) içinde kürlenmiş, üçüncü günün sonunda çıkartılmış, yarı tuzlanmış bir balık parçası falan diyor. Fazla uzatmadan biz buna Bizans yapımı ‘Uskumru Salamura’ yapımını anlatıyor diyelim.
 
Eğer Bizans'ın ünlü kutsal şehrine gelirseniz, mevsiminde mutlaka orkinos biftek yemenizi tavsiye ediyor; çünkü çok iyi ve çok yumuşak diyor. Bunun yanı sıra Haliç körfezinin yunus balığı, ıstakoz, ton balığı, kılıç balığı, palamut, uskumru, midye ve kırmızı ve gri barbunya için ideal bir yer olarak belirtiyor.
 
Antik cağın en kaliteli şarabının Lesbos (Midilli) adası şarapları olduğunu anlatan bu arkadaş, balıkların en iyi nerelerde yakaladığını, mevsimlerini ise yıldızların gökyüzündeki pozisyonlarına göre söylüyor. Örneğin: Ülker ortaya çıktığında diyor. 
 
Meraklısı için şunu söyleyeyim. İstanbul, Efes, Caria, Lydia, Bosporus ve Pontus (Karadeniz)`in yanı sıra Sinope (Sinop), Chalcedon (Kadıköy), Eretrai (Çeşme), Teos (Seferihisar), Miletus, Teichioussa (Akbük) ve Iasus (Milas), Parium ile Abydus (Çanakkale) gibi antik şehirlerimiz adı geçmektedir. Yani haftalık gurme turları için muhteşem bir rota hazırlanır.
 
Neyse. Tam keyfime bakalım diye düşünürken gözüm televizyona takıldı. Kabul ediyorum. Mutlaka her insanın ayrı bir görüşü olacaktır. Ama herifin biri nedenlerden birkaçı falan diye söylemiyor. İnceledim, araştırdım. “İspanyol gribi, Osmanlı imparatorluğunun sonunu getirmiştir” dedi.
 
Ama Ernest Hemingway olmadan karantina günleri anlatılmaz. 1920 yılı, İspanyol grip salgını sırasında Güney Fransa'da karantinaya alınan İrlanda asıllı Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald mektubunda şunları söylüyor.
 
“Sokaklar bom boş. Görünüşe göre şehrin büyük bölümünde herkes mahallelerine çekilmiş, haklı olarak. Şu anda, tüm kamusal alanlardan uzak durmamız gerekir. Hemingway’e söylediğim gibi meyhanelerden bile.. Ama o kolumdan çekip karnıma bir yumruk attı, ellerini yıkayıp yıkamadığını sordum. Yıkamamıştı. Çünkü en inkârcı, odur. Neden mi? Hala virüsün sadece bir grip olduğunu düşünüyor. Onun kaynaklarını merak ediyorum. 
 
Yetkililer ise bir aylık ihtiyacımız olduğundan emin olmamız için bizi uyardılar. Zelda ve ben kırmızı şarap, viski, rom, vermut, absint (rakıya benzer bir içki), beyaz şarap, sherry, cin, bira ve konyak stokladık, tabi gerekirse. Lütfen bizim için dua edin.”