• 18 Aralık 2019 12:00
  • 0
  • 8 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Kosher'den helal'e sertifikasyon hikayesi

Bu yazıyı dinleyin
Nizamettin Şen 18 Aralık 2019 Kosher'den helal'e sertifikasyon hikayesi

 

Dinsel öğretiler üzerine yazı yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor.
 
Günümüzde medeniyetler/inançlar çatışmasının belli çevrelerce körüklendiği, sosyal hayatta insanların birbirini ötekileştirdiği bir dönemden geçiyoruz.
 
Toplumda ekonomik sınıflaşma yerini inanç kutuplaşmasına ve din sosuna bulanmış yeni ekonomik sömürü düzenine eviriliyor.
 
Bu yazıyı hazırlarken gördüm ki; dini iançlar ve ritüeller sadece birbirini tekrar etmiyor onların sosyal hayatta pratiğine müdahale eden din adamları ve kurumları birbirini adeta kopyalıyorlar.
 
Bu yazının son hüküm cümlesi şimdi en başta yazayım istiyorum;
 
Müslüman topluluklarda son 40 yılda oluşturulmaya çalışılan”Helal Sertefika” olayı Yahudiliğin Koşer Sertefika olayının kopyasıdır.
 
Bu kopyalama daha da ileri taşınarak tüm sosyal hayatın detaylarına uygulanmaya çalışılmaktadır.
 
Dünyada diri tutulmaya ve yaşatılmaya çalışılan 2 ümmet fikri var; Yahudi / Beni İsrail ve İslam / Ümmeti Muhammet.
 
 Yahudi toplumu uzun tarihsel süreçte kendi toprakları dışında azınlık olarak yaşamalarından dolayı inançlarını, din adamları hahamların baskısıyla sert kurallara boyun eğmek zorunda kaldılar.
 
Bir kapalı toplum olarak  Endülüs’ten Amerika’ya, Güney Afrika’dan bugünkü İsrail’e varıncaya kadar bu baskı devam etti.
 
Yahudiler, Müslümanlıkta olduğu gibi mezheplere tam olarak ayrılmamışlardı ama onlarda kendi içlerinde farklı gruplar oluşturdular.
 
Ortodoks Yahudiler denen grup Tevrat kurallarına sıkı sıkıya bağlı yaşam sürdürmekte direnen ve Koşer kurallarını harfiyen uygulayanlardır.
 
Dahası, dinen yenmesi uygun gıdalar kuralını ileriye taşıyarak hahamların onayladığı yiyecek ve ihtiyaç malzemelerinin sadece kullanılması gerektiğini kabul etmektedirler.
 
Muhafazakar Yahudiler ise koşeri gelenek olarak kabul etmekle kişisel tercihi ön planda tutmaktadırlar.
 
Laik Yahudiler ise koşer uygulamasını sağlık açısından göz önünde bulundurmaktadırlar.
 
Şimdi size bu konuda ilginç bir inceleme  yapmış olan Prof.Ali Osman Kurt’un “Yahudilikte koşer ve koşer ekonomisi” başlıklı yazısında bazı paragraflar aktaracağım.
 
“günümüzde ekonomik alanda koşer, özellikle ultra-Ortodokslar için, gıdalardan başka, lokanta ve otellerden uçak ve otobüs firmalarına; sim kart ve kredi kartından internet servisi ve bilgisayar yazılımlarına; kılık-kıyafetten şampuana; tuvalet kağıdından çocuk bezine kadar her alana teşmil edilmiştir.
 
Bu sayede dindar Yahudiler atacağı her adımda hahamın onayını almaya çalışmaktadır.
 
Bugün İsrail'de yalnızca ultra-Ortodosklara yönelik 400 veya 450 dükkanın, en az 100 tane de onlar için ayrı stant açan iş yerinin olduğu kaydedilmektedir.
 
İsrail havayolları "El Al" özelleştirildikten sonra bile, ultra-Ortodoks müşterilerini kaçırmamak için Cumartesi günleri uçuş·yapmamaktadır.
 
Aynı şekilde "Egged" otobüs firması, belirli güzergahlarda kadın ve erkekleri ayrı bölümlerde veya ayrı otobüslerde taşımaktadır.
 
Öyle ki dindar Yahudiler, otobüslerde bu kurala uymayan yolcuları zaman zaman tartaklamakta; ülke genelinde kadın ve erkekleri karışık taşıdığı için İsrail hükümetini "mürtetler rejimi" olarak nitelendirmektedir.
 
Bunlardan başka, sim kart, kıyafet, su, votka, bira, lokumş, ekerleme ve pekmez gibi pek çok ürün ve hizmete koşer sertifikası verildiğini görüyoruz.
 
Mesela, İsrail' de cep telefonları için özel bir koşer sim kart çıkartılmıştır.
 
Normal telefonlarla dakikası 9.5 sente konuşulurken, bu kartla dakikası 2 sentten daha ucuza konuşulabilmektedir.
 
Buna karşılık, Cumartesi günü koşer sim kartla konuşmanın dakikası/cezası, yüz kattan fazla artırılarak, 2.44 dolara çıkmaktadır.
 
U OJ CA' dan (Amerika Ortodoks Yahudi Cemaatleri Birliği) tarafından ürünlerin koşer kurallarına uygunluğunun denetlenmesi ve belgelendirilmesi için ayrı bir kurum ortaya çıkmıştır.
 
Koşer acenteleri ve denetçileri. Buralarda, rabhaniler denetçi olarak görev yapmaya ve rabbani kurumlar ise bu sayede bir kazanç elde etmeye başlamıştır.
 
Bu kişiler, aldıkları ücret karşılığında, gıdaları dine uygunluk yönünden denetlemekte, uygun bulunanları koşerleyip belgelendirmektedir.
 
Koşer gıda arayan müşteriler, denetçi tarafından verilmiş belirli bir patent veya etikete belgelendirildiği" ifade edilmektedir .
 
Aynı acente tarafından Rus votkası Stolniçkaya'ya koşerizni verilirken, Efes Pilsen Türkiye Hahambaşlığı'ndan koşer sertifikası alarak Yahudilere uygun bira üretmeye başlamıştır.
 
Dünyada çok sayıdaki koşer acentesinden en tanınmış olanları, The Union of Orthodox Jewish Congregatiorıs (OU), The Organized Kashrus Laboratories (OK), Star-K Kosher Certification (Star-K) ve KOF-K Kosher Supervision' dur.ıss ABD ve İsrail'de bir tek ürün için bu acentelere yıllık 10 bin dolar ödenirken, bu işe yeni başlayan Türkiye hahambaşılığı ürün başına yıllık 750 dolar almaktadır.
 
Dünya'da koşer serifika veren acenteler arasındaki rekabet daha iyi anlaşılmış olacaktır.
 
Mesela, çok sayıda ürün denetimi yapan 'Ortodoks Yahudi Örgütleri Birliği' (The Union of Orthodox Jewish Congregations) isimli acentenin, resmi internet sitesinde, koşer yasalarının beslenme ve hijyenik düzenlemeler olmadığı, ancak yine de koşer gıdaların insanı daha sağlıklı yapacağı, koşer olmayan ürünlerin de insan bedeninde ciddi tehlikeler oluşturacağı ifade edildikten sonra, kendi verdikleri logonun, kalite ve temizliğin sembolü olduğunu özellikle belirtmektedir”
 
Yukarıdaki açıklamalardan çok açık anlaşılacağı gibi müthiş bir ekonomik sarmal yaratılmış ve bu hahamlara akıtılan bir çeşme durumuna gelmiş. 250 milyar dolara yaklaşan bu pazarda birilerinin gözünden kaçmamış.
 
 
Gelelim Helal Gıda ve türevlerinin durumuna
 
Helal teriminin uluslararası arenada kullanılması 1997 deki uluslararası "Gıda Kodeksi Komisyonu"  ile başlamıştır.
 
Standart kazandırmak çok kolay olmamıştır çünkü Müslümanlık mezhep farklılığı göstermektedir 
 
Helal gıda uygulaması ve sertifika standartları  Malezya ‘da başlamış ve Malezya bunun tekelini kaybetmemeye  çalışmaktadır .
 
Müslümanların azınlıkta olduğu özellikle gelişmiş ülkelerde bu uygulama tanıtılmış ve hızla yaygınlaşmıştır.
 
Bugün Türkiye bu konuda  Malezya’dan rol çalmaya çalışıyor.
 
Türk Hava Yollarının Özal'lı yıllarda başlattığı yemeklerimizde domuz eti yoktur simgelerini hatırlayacaksınız.
 
O yıllarda Türkiye’de ne bir sertifika gereksinimi ne de bunu veren bir kurum vardı.
 
Üst üste yapılan toplantılar nihayetinde Cumhurbaşkanlığının himayesinde yapılan konferanslar ve fuarlar Gıdadan Kozmetiğe kadar yeni boyutlara laşmıştır.
 
Bugün Helal Gıda sertifikası veren kurumlar çoğalmaya başlayınca  iki yıl önce HAK Helal Akreditasyon Kurumu  kuruldu.
 
Geçen hafta açıklama yapan Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Soylu “ bugüne kadar 10'dan fazla başvuru aldıklarını, kendi alanında çok büyük kuruluşların HAK'tan akreditasyon için talepte bulunduğunu kaydederek, ilk olarak TSE'nin başvuru yaptığını söyledi. TSE'nin verdiği 500'e yakın belge bulunduğunu aktaran Soylu, "Dolayısıyla Helal sertifikasının ulaşacağı ekonomik getiri ve bunun kimlere akacağı düşündürücüdür. milyarlarca dolarlık ürün ve hizmete tekabül eden belgeleri veren 10'dan fazla kuruluştan akreditasyon talebi aldık."
 
"Helal sertifikasının güvenilir olması için HAK'tan akreditasyon alınmalı"
 
İşte bunlar arasında bizi ilgilendiren “Helal Turizm” konusunu haftaya ele alacağım.
 
Not: Koşer veya Kaşer, (İbranice: ????; Sefarad Yahudilerince Kaşer, Aşkenaz Yahudilerince Koşer diye telaffuz edilir), Yahudiliğe göre; yenilmesi ve kullanılmasında dinen bir sakınca bulunmayan helal ürünlerdir. Bunları belirleyen kurallara ise kaşerut ya da kaşrut kuralları adı verilir.
 
Yahudiliğe göre; yenilmesi serbest veya yasak olan hayvanların listesi Tevrat'ta verilmiştir.(wiki)