• 26 Ocak 2021 13:55
  • 0
  • 6 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Küresel salgın ve 2021’de turizm sektörü

Bu yazıyı dinleyin
Kayhan Taner Özen 26 Ocak 2021 Küresel salgın ve 2021’de turizm sektörü

 

Yaşanılan küresel virüs salgınına karşı etkili bir aşı geliştiren Biontech firmasının kurucusu sayın Uğur Şahin yapılacak aşılamalardan sonra Dünya'nın normal hayatına ancak 2021 kışına doğru girebileceğini belirtti. Bu açıklama Türk Turizminin 2021 sezonunu da sıkıntılı geçireceğini göstermektedir.

2020 sezonu Dünya turizminde olduğu gibi Türk uluslararası turizminde de kayıp yıl oldu. Bakanlık verilerine göre Ocak - Kasım arasında 12.034.883 turistin ziyaret ettiği ülkemizde bir önceki yılın aynı ayına göre (42.910.408 Kişi) yüzde72'lik bir kayıp söz konusu.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm örgütü verilerine göre de Ekim 2020 itibarıyla uluslararası turizmde yüzde72'lik bir düşüş gözükmektedir. örgüt 2020 geneli için ise yüzde70'lik bir düşüşü öngörmektedir ki bu durum uluslararası turist sayısını otuz yıl önceki seviyeye gelmesi demektir. Kayıp, 2009 küresel ekonomik krizin Dünya turizmine verdiği zararın on katıdır.

BMDTO, turizmde yaşanan kayıpların Dünya gayrı safi hasılasında 2 Trilyon USD azalma yaratacağı tahmininde bulunmaktadır. Bu rakam 2019 Dünya GSMH'nın yüzde2 sine karşılık gelmektedir. Örgüt 2019 yılının ikinci yarısından itibaren sektörde bir toparlanma beklemekle beraber 2019 seviyesine ulaşmanın 2,5-4 yıl sürebileceğini tahmin etmektedir.

Örgüt Rusya ve Çin'de lokal seyahatlerin 2019 seviyesine yaklaştığını raporlamaktadır. Turizm sektörü için umut veren bu veri, virüs salgınıyla mücadele kazanıldıkça, seyahatlerin eskiye döneceğini göstermektedir. 

            

Fakat uluslararası turizmde salgın sonrası geri dönüş seyahat amacına göre her alanda aynı olmayacaktır. Seyahat amaçları virüsten farklı etkilenecektir.

BMDTÖ 2018 verilerine göre uluslararası turistlerin seyahat amaçlarının dağılımı şöyledir.

 

Seyahat AmacıOran yüzde
Tatil

56

İş

13

Sağlık, Din, Eğitim ve Diğer

27

Belirsiz

4

 

Tatil amacıyla uluslararası seyahat yapan büyük kitle (yüzde56) salgın riskinin ortadan kalkması ile eski alışkanlıklarına kısa sürede geri dönecektir. Bu kitlenin seyahat faturasını kendisi ödemektedir. Türkiye'nin turizm pazarında turist gönderen ülkelerin önde gelenleri olan Almanya, Rusya, Hollanda gibi ülkelerin ekonomilerinde virüs nedeniyle ciddi bir hasar olmamış gözükmektedir ve bu pazarların hane halklarının gelirinde, tatil talebine büyük darbe vuracak, bir gerileme henüz ortaya çıkmamıştır. 

Uluslararası turisti tatil amacına göre ayırdığımızda ikinci büyük kitle olan sağlık, dini amaçlı seyahat, eğitim grubunda ise geri dönüş BMDTÖ'nün de öngördüğü gibi bir kaç yıllık bir zaman alacaktır. Bu gruptaki seyahat ile ulaşılacak amaçlar bireylerin kendi ülkelerinde de ulaşabilecekleri hizmetler olmasının yanında genel ekonomilerdeki iyileşmeler bu alandaki seyahatleri etkiler. Burada uluslararası turizm faaliyetine katılanlar içinde gelişmemiş ekonomilere sahip ülkelerin bireyleri yoğunlukla vardır ve virüs salgını maalesef gelişmemiş ekonomileri daha çok etkileyecektir. Sermaye birikimi olmayan bu ülkeler günlük işlerde çalışan işçi gibidirler ve sistemde meydana gelecek arızadan ilk önce onlar etkilenmektedir. Hac turizmi, eğitim ve sağlık turizmi her ne kadar bireyin ihtiyacı olsa da ekonomik şartlara göre ertelenebilecek taleplerdir.

Uluslararası turizmde yüzde13 oranında kapasite yaratan iş turizmi salgından en çok etkilenen alandır. Bu alanın aşılama başarıya ulaşsa bile geri dönüşü tam olmayacaktır. Küresel salgın ile iş dünyasının çalışma tarzı da değişmiştir. Net ortamında haberleşme, evden çalışma, sanal toplantı, fiziki adresi olamayan firmalar derken iş dünyasında insanların karşı karşıya gelmeden iş yaptıkları büyük bir alan oluşmuştur. Üstelik bu yeni iş yapış şekli maliyetleri de kayda değer oranda düşürmüştür. Uluslararası bir kozmetik firmasının genel müdürünün "Çok değil 10 yıl öncesine kadar uluslararası görüşmelerin dakikası için 8 $ ödeme yapıyorduk, bir uluslararası bölge müdürleri toplantısı uçuşlar, oteller, transferler vs. derken yüz bin $ ile ifade edilen masraf ve bir iş haftasını alırken şimdi neredeyse sıfır maliyetle yapılıyor." söylemi iş turizminin önündeki geleceği ortaya koymaktadır. İş turizminde faturayı kurumlar öder. 2009 küresel finans krizinde sarsılan firmaların masrafları kısması ile ciroları düşen iş turizmine bağımlı şehir otelleri bu yeni krizden de olumsuz etkilenecektir.   

Türk turizmi Dünya turizmine göre daha şanslı bir konumdadır. Sektörün tatil turizmine yönelik yapısı gereği Dünya genelinden daha avantajlıdır. Türkiye'deki turizmin hizmetine verilen yatak sayılarına baktığımızda kriz sonrası toparlanmanın neden daha kolay olacağı açıkça görülebilir.  

Bakanlık verilerine göre Türkiye'de turizm sektörünün hizmetinde (07/01/2021 itibarıyla) 1.763.780 yatak bulunmaktadır. Bunların 1.188.120 adedi Bakanlık belgeli tesis olup içinde 167.168 yatağı yatırım halindedir. Yatırım halinde olan yatakların bir kısmı ise işletmede olup toplam bakanlık belgeli konaklama tesisi sayısı 4.861, tesis başına ortalama yatak sayısı ise 244'dür. Belediye belgeli 8.602 tesiste ise 575.660 yatak bulunmakta olup ortalama yatak sayısı 67'dir. 

 

 

 

            

Görüldüğü üzere tatil turizmine hizmet eden Antalya (645.832 yatakla, toplamın yüzde36,7'si) ve Muğla (192.826 yatakla, yüzde10.9) illeri toplam yatak arzının yüzde48'ini sağlamaktadırlar. İstanbul ve İzmir'in yatak arzının önemli bir kısmının tatil turizmine hizmet ettiği düşünülürse Türkiye'deki toplam yatak arzının yüzde65'nin tatil turizminden gelir elde ettiği ortaya çıkar. Bu gelirin yaklaşık yüzde80'i ise uluslararası turizmden gelmektedir.

            

Küresel salgın krizi sonrası uluslararası tatil turizmi talebinde geri dönüşün hızlı olacağı verisinden yola çıkıldığında Türk turizminin çabuk toparlanacağı ortadadır. Özellikle Antalya, Dalaman Destinasyonları avantajlı gözükmektedir. Nitekim 2020 sezonunda uçuşların açıldığı ülkelerden bu iki havalimanına beklentinin üstünde bir yoğunlukta turist talebi olmuştur. Fakat virüse karşı aşı çalışmalarının sonucu ve aşılamaya paralel açılacak uçuşlarla 2021 sezonunun kaderi belli olacaktır. Görünen odur ki 2021 sıkıntılı geçecek, 2022 ise Türk Turizminin alıştığı yıl olacaktır.

            

Maalesef kültür ve iş turizmine hitap eden İstanbul destinasyonunun durumu daha zor olacaktır. İstanbul'un turizmini kurtaracak olan destinasyonun turizmini yönetenlerin yaratıcılıkları ile oluşturacakları aktivitelerle Şehri cazip hale getirmektir.