• 12 Mart 2020 06:44
  • 0
  • 8 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Orbis, dunia, world, konfederasyon

Bu yazıyı dinleyin
Kayhan Taner Özen 12 Mart 2020 Orbis, dunia, world, konfederasyon
 
 
Henüz ilk çeyreğini yaşadığımız yüzyılın hemen başında ortaya çıkan globalleşme süreci Dünyayı tek bir devlet haline getirdi. Dünya, Çin, ABD ve Rusya olmak üzere, üç ağababa devletin koalisyon ile yönettiği büyük bir devlet oldu.
 
Sistem olarak bir konfederasyona benzeyen yeni Dünya devleti yapısı net bir yasal zemine oturmasa da fiilen ortada durmaktadır. Bilindiği gibi konfederatif devletler dış politika ve savunmada yetkiyi federal devlete bırakan iç işlerinde bağımsız, birleşmiş devletçiklerden oluşan devletlerdir.
 
En bilinen örneği ise Amerika Birleşik Devletleri’dir. Başlarda ABD’yi oluşturan eyaletler içlerinde neredeyse bağımsızken, zamanla eyaletler birçok konuda ayrılıklarını giderip neredeyse federasyon devletlerine dönüşmüştür.
 
Diğer birleşmiş devletlerin oluşturduğu devlet yapısı olan federasyon devletlerine bakarsak, her ne kadar eyaletler ve eyaletlerin bağımsız yönetimi varsa da, esasında bir ulus devlet gibi hareket ederler. Örneğin; Almanya Federal Cumhuriyeti. 
 
Bugün hukuki ve siyasi alt yapısı eksik bir devlet olan Dünya Konfederasyon Devleti ilerde (büyük ihtimal yaşadığımız yüzyıl sonunda) bir federasyon devletine dönüşecektir.
 
Halihazırda yetersiz bir Birleşmiş Milletler hukuku ve siyasi altyapısı ile yürüyen sistem kısa zamanda eksiklerini tamamlayıp evrimleşecektir.
 
Konfederasyona doğru değişim sürecinde orta boy devletler şikayet edecekler (Cumhurbaşkanımızın bugün BM yapısını eleştirmesi gibi), bazıları AB gibi güç birliğine gidip yeni konfederatif devletler kuracak(Almanya, Fransa), içlerinden bazıları bu yapıya itiraz edecek yeni yol arayacak (İngiltere), küçük devletlerin ise gıkı çıkmayıp güçlü bir tarafa yaranmaya çalışacaktırlar.
 
Gerçek ise güçlü olan birkaç devletin konfederasyonu yöneteceğidir. Bu arada yeni devletin de bir adı olmalıdır.
 
Belki bilim dili Latinceden kaynaklı ad Orbis Devleti, Bizim, Arap Dünyasının ve Güney Asya halklarının kullandığı kelimeden Dunia Devleti, başat dil İngilizcenin Cermence’den gelen World Devleti ya da en mantıklısı Hollywood filmlerinde koyulan adı ile Konfederasyon.
 
Adı koyulmamış Konfederasyon yönetimi bugün başa çıkması gereken ilk büyük krizi ile karşı karşıya. Corona Virüsü. Aslında 2009 finansal krizi de büyük bir olaydı ve başarıyla yönetildi. Konfederasyon üyelerinin büyük çoğunluğu finansal sisteme düşük oranda entegre oldukları için az zarar ile kriz atlatıldı. Kalıcı zarar çok az oldu. Önlem olarak yeni mali yapılar ve denetim sistemleri kuruldu. 
 
Corona virüsü krizinde ise şu ana kadar yönetim başarısızdır ve Konfederasyon büyük sıkıntı yaşayacaktır. Nasıl ki mali kriz sonunda bir takım yapılar oluşturulduysa yaşadığımız kriz sonunda da Konfederasyon yönetiminin siyasi ayağında önemli yapı değişikleri olacaktır.
 
Konfederasyonu yöneten koalisyonun (Çin, ABD, Rusya) hataları şunlardır:
 
Çin eskimiş ulus devlet refleksi ile bulaşıcı bir hastalığı lokal bir olay olarak görüp, saklamış, kendi içinde halletmeye çalışmıştır.
 
ABD ve Rusya virüs olayını rakipleri Çin’in sorunu olarak görmüşler ve Çin’i zayıflatacağını düşündükleri için hastalığın yayılmasına ve iyileştirilmesine karşı önlemler almayı düşünmemişlerdir.
 
ABD hemen durumdan siyasi fayda çıkarmak için hamleler yapmıştır. Çin’in talebinin düştüğünü bahane edip petrol fiyatlarını aşırı düşürmüş, Ortadoğu’daki siyasi rekabette Rusya ve İran’a baskı yapma yoluna gitmiştir. 
 
Donald Trump yönetimi yaklaşan seçimlerde düşük petrol fiyatları ile avantaj elde etmeyi planlamıştır. 
 
ABD sürdürdüğü ticaret savaşlarında özellikle Çin’e karşı avantaj elde ettiğini zannetmiştir.
 
Konfederasyon üyeleri Çin’de çıkan hastalığın Çin’de kalacağını zannetmiş, globalleşen Dünya’nın nasıl tek devlet haline geldiğini acı bir şekilde öğrenmişlerdir.
 
Konfederasyon içinde virüse karşı alınan önlemlerin doğruluğu da tartışma konusudur. İlk akla gelen önlem olan seyahatleri yasaklamak yoluyla virüsü kontrol altına almak ne kadar mümkündür?
 
Nitekim bu yönteme rağmen yılda 1,5 milyar insanın bir ülkeden bir ülkeye seyahat ettiği Dünya’da istenilen etkiyi doğurmamıştır. Konfederasyon içinde nerdeyse virüsün görülmediği üye kalmamıştır.  Seyahat kısıtlamasının insanlığa verdiği zarar faydasından çok mudur? Yoksa az mıdır? Elbette bu soruların cevabını zaman gösterecek. Karar vermesi zor bir konu.   
 
Devletlerin içinde alınan aşırı önlemler umuyoruz bu beklenmedik sağlık problemini kısa sürede çözer.
 
Fakat bugün için endişeler ve alınan önlemler beklenmedik seviyelere doğru tırmanmaktadır. İtalya gibi bir G8 ülkesi sınırlarını kapatmış, ABD bir ay Avrupa’ya uçuş yasağı koymuştur.
 
Almanya başbakanı nüfusun %70’nin virüse maruz kalacağını açıklamış, neredeyse bütün ülkelerde spor faaliyetleri, sosyal etkinlikler, eğitim faaliyetleri askıya alınmaya başlamıştır. Ekonomiler nereye gittiği belli olmayan bir yolda ilerlemeye başlamıştır.
 
Yaşadığımız bu ortamda yapılamayacak ilk aktivite ise maalesef uluslararası turizmdir. Dünya Gayrı Safi Milli Hasılasının %10’nu turizm ürettiği gibi her 10 işten biri turizm kaynaklıdır. Dünya ihracatının %7’si, hizmetler ihracatının%30’u turizm geliridir. Sorun büyük bir sorundur ve her devleti, her sektörü olumsuz etkileyecektir.
 
Virüs sorununa iki ay içinde kalıcı bir çözüm bulunamazsa Türk Turizmini ve ekonomisini, dolayısıyla halkını Dünya genelinden çok daha büyük bir sorun beklemektedir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bir dizi önlemler paketi ile Dünya’da yaşanan salgın sorununa çözüm bulacaklarını açıkladı. Bu önlemlerden ilki olarak da otellerin açılış tarihinin Nisan başı değil Mayıs başı olmasını istediklerini beyan ettiler. Antalya’da sezonluk oteller zaten genellikle Mayıs başında açılırlar!
 
Bakanlık sektöre destek vermek zorundadır. Verilecek desteği de turizm motorunun en çok zarar görecek parçalarını öne alarak,
önem sırasına göre vermelidir. Türk turizminde sıkıntı yaşayacaklar ve dolayısıyla destek alacaklar listesi şöyle olmalıdır;
 
Turizm sektörü çalışanları. İşsizlik Fonu kayıtsız şartsız sektör çalışanlarının 2020 gelirlerini garanti altına almalıdır.
 
Seyahat Acenteleri. İş yoksa yaşayamazlar. Sabit giderlerinin bir kısmı desteklenmelidir.
 
Havayolu şirketleri. Uçamasalar da leasingleri ve sabit giderleri ödenmek zorunda, bir finansman mekanizması ile desteklenmeleri gelecek için önem taşımaktadır.
 
Lokal taşımacılar. Bir otobüs, midibüs alıp turizmin servisinde çalışanların kredileri ve sabit giderleri ile asgari aylık kazançları koruma altına alınmalıdır.
 
Sektöre hizmet veren küçük esnaf için yine bir asgari gelir garantisi sağlanmalıdır.
 
Otellerden yeni yatırım yapıp finansal borcu olanlar bu mücbir sebep karşısında bir destek almalıdırlar.
 
Yukarda belirtilen destekler 2000 yılından buyana ekonomiye 500-600 Milyar Dolar girdi sağlayan turizm sektörü için yaşadığımız zor günlerde canı gönülden verilmesi gereken destek kalemleridir.
 
Eminiz ekonomi yönetimi kadirşinas davranıp yeteri kadar desteği turizm sektörüne verecektir. Salgın atlatıldığında ekonomiye en büyük desteği yine Türk Turizmi verecektir.