• 27 Temmuz 2020 01:45
  • 0
  • 1 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Sektör kendi düşünce merkezini kurmalı

Bu yazıyı dinleyin
Nazmi Kozak 27 Temmuz 2020 Sektör kendi düşünce merkezini kurmalı

 

Türk turizmi 1990’lardan bu yana sürekli çeşitli badireler atlattı, atlatıyor. Covit19 yaşananların en kallavisi oldu. Etkilerinin ne kadar devam edeceği ise, belli değil. 

Öyle görünüyor ki, yaşanan bu badireler azalmayacak, muhtemelen de epey artacak. 

Bir düşünün 1990’lardan bu yana yaşananları. Körfez Krizi ile başladı her şey. Ardından terör, 1990’larda Türk turizmini neredeyse esir aldı. Ardından doğal felaketler, sosyal ve siyasal kararlardan kaynaklanan sorunlar. Tam “biraz nefes aldık” denilirken, tekrar tekrar başa dönülmesi…

Dedik ya, bunlar azalmayacak, artacak. 

Önümüzdeki tarihlerde yaşanacaklara küresel ısınmanın getireceği sorunlar da eklenecek. 

O zaman Türk turizminin bir “düşünce merkezi” kurması, oluşturması gerekiyor. Böyle oluşumları dünyada genellikle üniversiteler, bazen de üniversite ile birlikte sektör kuruyor, yönetiyorlar.

Böyle bir oluşumu Türk üniversitelerin kurması zor görünüyor. Bu türden düşünce merkezlerinde hakkıyla görev yapabilecek, az sayıda da olsa akademisyenler var. Ama bir kere bunlar dağınık vaziyetteler, yani farklı üniversitelerde çalışıyorlar. İkincisi de, deneyimlerinden söylüyorum; birkaç “İşbilen” insanı bir araya getirip üniversitelerde böyle oluşumu kursanız da, çalışmalarına izin vermezler. Basit çıkarlarla her türlü engellemeyi peydahlarlar. Başlarına gelmedik kalmaz!

O zaman ne yapılmalı?

Sektör kendi düşünce merkezini kendisi kurmalı. İstanbul veya Antalya merkezli oluşturulacak bu düşünce üretim merkezi, turizm sektörünün mevcut ve gelecekteki olası sorunlarına çareler, çözümler üretmeli. Bir “düşünce üretim merkezi” gibi çalışmalı. Geçen yazımda da yazmıştım; Türk turizm sektöründe oldukça deneyimli, bilgili kadrolar var. Tek yapılacak bunları bir araya getirmek. 

Türk turizm sektörü son yıllarda yaşananlardan bu gerçeği görmüş olmalı.