• 27 Şubat 2020 05:11
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizm üzerinde kara bulutlar dolanıyor

Bu yazıyı dinleyin
Kayhan Taner Özen 27 Şubat 2020 Turizm üzerinde kara bulutlar dolanıyor
 
Türk Turizminin ağırlığı tatil ve kültür turizmi kaynaklıdır. İş, sağlık, eğitim, din gibi diğer turizm dalları da Türk Turizmine önemli katkı verse de işin önemli geliri Kuzeyden Akdeniz’e, Güneyden Marmara ve Karadeniz’e gelen tatil turisti ile neredeyse tüm Dünya’dan aldığımız kültür tatili yapan turistin sağladığı aktivite ve getirdiği gelirdir.
 
Tatil kavramı ise riski sevmez. Savaş, çatışma, isyan, salgın hastalıklar, doğal felaketler ile tatil kavramı bir arada bulunmaz. Turist dediğimiz insan; parasını tasarrufları ile ödeyeceği, kısıtlı tatil zamanını en iyi şekilde geçirmek ister ve riskten kaçınır. Tatil ve harcama planlarını hemen değiştirir.
 
Türk Turizmi ise savaşların, çatışmaların, terörizmin, uluslararası itiş kakışların, doğal afetlerin içinde ortaya çıkartılan, büyütülen ve Dünya 6.’lığına kadar gelen bir mucizedir. Neredeyse dertsiz bir yılı yoktur Türk Turizminin. Irak savaşları, Yugoslavya savaşları, Kafkasya çatışmaları, İran Irak savaşı, İsrail çatışmaları, Suriye iç savaşı, Mısır huzursuzlukları, deprem, ekonomik krizler, ambargolar, uluslararası siyasi kavgalar, seçimler, terörizm. Saymakla bitmeyecek sorunlar. 
 
Öte yandan 1,250.000 Bakanlık belgeli, standardı yüksek yatak kapasitesi ve 550.000 belediye belgeli yatak kapasitesine ulaşmış bir turizm ülkesi. Elbette kapasiteye uygun hava alanları, yollar, şehir altyapıları ve turizme hizmet için entegre olmuş bir sistem.
Üstelik, daha iyi olması yönündeki tüm eleştirilerimize rağmen, oldukça iyi işleyen, dinamik bir turizm yönetim sistemi.
 
Sonuç, yönetimin tüm hatalarına rağmen, toplumun içselleştirdiği turizm realitesi sayesinde, geleceği en parlak olan turizm ülkesi; Türkiye.
 
Türk ve Dünya Turizminde büyüme umutları ile girilen 2020 sezonunda ise beklenmedik bir bela turizm sektörlerini sert şekilde vuracak gözükmektedir. Yeni krizimizin müsebbibi bir grip virüsüdür. Dünya’yı durma noktasına getiren bir paniğe sebep olabilen bir virüs.
 
Halen süren Suriye iç savaşında yüzbinler hayatını kaybedip, milyonlar sığınmacı durumuna düşmüş durumdayken, Irak savaşlarında ölenler milyon mertebesindeyken, Akdeniz’i geçerken ölen ilticacıların sayısı on binler ile sayılırken, büyüyen ve rekorlar kıran Dünya turizmi, henüz sebep olduğu ölü sayısı birkaç bin ile ölçülen bir grip virüsü karşısında, nakavt olacak görünmektedir.
 
Elbette insanlığın 20. Yüzyıl başında yaşadığı İspanyol Gribinden çıkardığı unutulmayacak, acı dolu ders göz ardı edilemez. Fakat insanlığın geldiği bilimsel seviye hesaba katıldığında, günümüz koşullarında Corona Virüsüne karşı kısa sürede bir çözüm bulunacağını öngörebiliriz.
 
Fakat Türk Turizm sezonunun önünde beklemek ile geçecek kısa bir süre maalesef yok. İran Nevruz Pazarı gitti gibi. Plaj sezonuna da 2-3 ay var. Sektörün uğrayabileceği zarar için alınan bir önlem ya da alınacak önlemlerle ilgili bir açıklama henüz yapılmadı. Krizin potansiyel etkileri konusunda yapılan bir çalışma hakkında bilgi de kamuoyu ile paylaşılmadı. Bakanlık ve meslek kuruluşları bir şey yokmuş gibi davranıp, bekle gör politikası izliyormuş gibi görünüyorlar.  
 
Daha önceki krizlerde edindiğimiz tecrübeler çerçevesinde alınacak önlemler üç aşağı beş yukarı tahmin edilebiliyor.
 
Vergilerin ertelenmesi, uçuşlara destek, çalışanlar için SGK prim desteği vd.
 
Fakat kriz ve arkasındaki panik böyle devam ederse Rusya boykotundan daha büyük bir darbenin turizm sektörünü vuracağını varsayabiliriz.
 
Cruise gemilerinde rehin tutulan turistler(Japonya), otelde karantinaya alınan müşteriler (İspanya), sınırdan çevrilen trenler (Avusturya) ve en kötüsü iptal edilen uçuş hatları. Bu ortamda tatil almak isteyene bile tatil satılamaz.
 
Acil bir kriz eylem planı ortaya koyulup;
 
İlk önce turizm çalışanlarının gelirleri garanti altına alınması gereklidir.  İşsizlik fonu hiçbir kriter aramayıp sayısı yüzbinlerle ölçülen turizm çalışanlarına ortaya çıkacak zor süreçte destek vermelidir.
 
Turizm yatırımcılarının finansal riskleri kriz sonuna kadar bankalar ve kamu desteği ile birlikte yönetilmelidir. Hali hazırda turizm sektörü %10’a varan takipteki kredi oranı ile inşaattan sonraki en sorunlu sektördür. (Gel de T.C. Turizm Bankası A.Ş.’ni arama)
 
Türkiye Tanıtım Fonuna toplanacak paralar kriz döneminde reklam harcamaları için değil sektörün acil ihtiyaç duyabileceği operasyonlar için ayrılmalıdır. (Hasta tedavisi, nakli, virüse karşı koruyucu önlemler yatırımı vs.)
 
Turistik bölgelerde verilecek sağlık hizmetinin imajı yüksek tutulmalıdır. İlerde kriz bittiğinde sağlık turizmi verilmiş olan kaliteli hizmet dolayısıyla ortaya çıkacak potansiyelden faydalanıp ekonomiye katkı sağlayacaktır.
 
Umut ediyoruz ki 2020 sezonu beklendiği gibi geçsin ve yukardaki önlemlerin hiç birine gerek kalmasın.