• 22 Mayıs 2020 11:33
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizmde bizi kimse kandıramaz

Bu yazıyı dinleyin
Yavuz Ataç 22 Mayıs 2020 Turizmde bizi kimse kandıramaz

 

Tırnak batma problemi sonrası müdavimi olduğum pedikür salonu, Coronavirüs salgınına yönelik önlemler nedeniyle iki aya yakın bir süre kapalıydı. Tekrar açıldığı gün randevu için uğradım. İşletmenin sahibi 88 yaşında Çinli kadın yüzünde muzipçe bir ifadeyle, "Şehirde onlarca pedikürcü dükkanı varken burasını seçmenin sebebi bizim kızlar mı?" diye sordu. 

 

Salonun içerisinde müşterilerle ilgilenen beş maskeli Çinli kız aynı anda kıkırdamaya başladı. Anlaşılan sorunun ilk muhatabı ben değildim. "Yok, dükkanın ismi Matisse" diye cevapladım ama Mabel’i ekleyerek... Gözlüğünün üstünden bakarak "Yalnız Matisse. Mabel nerden çıktı?" dedi, işaret parmağıyla amblemi gösterip. "Uzun hikaye daha sonra anlatırım" dedim.

 

Çünkü Sezen Aksu’dan başlayarak, Osmanlı imparatorluğunun en uzun süre tahtta kalan padişahı Sultan Süleyman’dan bahsetmem gerekiyor. 

 

O muhteşem yüzyıl Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan, Rüstem Paşa ve Mimar Sinan ’sız nasıl anlatılır?...

 

Şimdi "Ne ayaksın?" sualine maruz kalmadan mevzuyu toparlayayım. 

 

Almanya Dışişleri Bakanının seyahat yasağı uyarısını 15 Haziran tarihi itibarı ile kaldırılabileceğini söylemesi sonrası WhatsApp üzerinden bir mesaj geldi. 

 

Kuşadası’ndan. Müdürün ismini vermeyeceğim, çünkü polemik oluyor. Haziran ortasından sonra Avrupa’dan uçuşlar başlar mı? diyor. 

 

Müneccim boku mu yedim. Nereden bileyim dedim. 

 

Duyduklarımı, okuduklarımı ve düşüncelerimi zaten paylaşıyorum. 

 

Yeni baştan ayrıntıya girmek istemiyorum. "Tatilinizi Kendi Ülkenizde Yapınız" diyerek fikrimi söylemiştim. 

 

Canı isteyen o yazının son bölümü bir daha okur. Yeter ki hata yapmayalım.

 

Sakın turizmcilerimiz enseyi karartmasın.

 

Avrupa’dan seyahat yasağı kalktığı gün Türkiye sevdalısı turistlerle birkaç milyon Türk’ü hiç kimse buralarda tutamaz. 

 

Almanya’da tutamaz. AB’de tutamaz.. Bir uçurum gibi düşerim, gözlerinden. Gözlerin beni tutamaz...

 

Antalya Kaleiçi’nden, kendisini sürekli farklı bir siyasi partiye yakın hisseden Almancı, enternasyonal bir turizm danışmanı (kartvizitinde öyle yazıyor), Ahmet Hakan’ın Türkiye’nin Corona virüsü mücadelesinde göstermiş olduğu olağanüstü başarısı nedeniyle "Pandemi sonrası sağlık turizmi alanında parlayan bir yıldız olabiliriz.." yazısını gönderdi.

 

Uzmanı olduğum bir alan değil ama İstanbul’da sürekli "kafası bandajlı dolaşan adamlar" gördüğüm için en azından bu sıralamada birinci olduğumuzu düşünüyordum. 

Ama sağlık turizmi konusunda geniş, görüş ve bilgisi olan bu arkadaş. Corona virüsü krizinden en karlı biz çıkarız diyor?... 

 

Mesajı okuyunca Habertürk’ten, Oray Eğin ‘in de artık Hürriyet’in yazarlarını takip etmediğine kanaat getirdim. 

 

Çünkü o etkileyici yazıyı okusaydı, mutlaka geçen sene olduğu gibi Ahmet Hakan’ı yine "hanutçuluk" yapılıyor diye suçlardı.

 

Tuhaf ama Corona salgını mevzusunda hiç bir başarısı olmayan Yunanistan Mayıs ayı ortasında ülkesindeki tüm açık hava müzeleri, antik kent ve ören yerlerini yeniden ziyarete açtı. Avrupa’nın önemli medya kuruluşlarında, "Dünyaca ünlü Atina Akropolisi yeniden ziyarete açılıyor" diye haber oldu. İyi de reklam yapmış oldular. Hem de hanut falan dağıtmadan..

 

Şimdi kalkıp bana Efes Örenyeri’ni sorarsanız, ziyarete açık mı kapalı mı, bilmiyorum. Ama Corona salgını ile mücadelede olağanüstü bir başarısı gösterdiğimizden dolayı 15 ilimizde seyahat kısıtlaması Haziran ortasına kadar uzatıldı. Mayıs ayının son haftasına doğru, 81 ilin tamamında 4 gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor.

 

Sahi, bugünlerde yurdumun "mutluluğa razı" insanları bile, AVM'ler (Alışveriş Mer-kezleri) açıldı ama denize girmek, sahilde dolaşmak neden yasak diye homurdanırken. Birçok Avrupa ülkesi açık yüzme havuzlarını açmışlardı?...

 

Bu bilgiyi de merak edenler için vermiş olayım. 

 

Diğer bir başarısız ülke Hollanda’nın KLM (Hollanda Kraliyet Hava Yolları), Mayıs ayının ilk haftasından itibaren haftanın yedi günü Barcelona, Madrid, Roma, Milano, Budapeşte, Prag, Varşova ve Helsinki uçuşlarına başladı. Eee tabiki başarısız olurlar...

 

Neyse 4 gün uzun bir süre, iki yazarın adını vermişken artık Kuşadası’ndaki müdürü merak edenler için ufacık bir ipucu vereyim. Hangi bacağı olduğunu söylemeyeceğim ama bir bacağı diğer bacağından 2,5 milim daha kısa?... 

 

Kimse boşuna telefona sarılmasın. 

 

Çünkü Kuşadası’ndan bir doktor söylemedi. Göz kararı falan da değil. Şu 88 yaşındaki pedikürcü Çinli kadın, dükkandan çıkan bir müşterisinin arkasından, "Yürüyüşünün sebebi tırnak batması falan değil. Bir bacağı diğer bacağından 2,5 milim daha kısa…" dedi.