• 14 Eylül 2020 00:46
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizmde hatalar derinleşiyor

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 14 Eylül 2020 Turizmde hatalar derinleşiyor

 

Doğrusu salgın öncesi turizmin içinde bulunduğu durum, geçtiğimiz hafta Ekonomi Bakanımızın

ifade ettiği ölçüde, -40 milyar dolar döviz geliri sağlayacak kadar- parlak değildi. Başka bir

anlatımla; salgın yaşanmasa da bizim açımızdan gelişmeler pek iç açıcı görünmüyordu..

Pandemi AKP için yolunda gitmeyen işlerin, kamuoyunda tartışılmasını engelleyen bir etken

oldu.

Salgının salt Türkiye ile sınırlanmayışı, başta rakip ülkeler ve Dünya genelinde şimdiye kadar

rastlanmadık büyüklükte bir krize neden olması, özellikle Turizm Bakanlığının kötü yönetimini -

bir süreliğine- sektör dışındaki gözlerden sakladı. Reklam kampanyaları tasarlama saçmalığı,

kısıtlamaların kaldırılmasına ilişkin Almanya ziyaretinde verilen sayıların, muhatapları tarafından

tebessümle karşılanması dikkatlerden kaçtı.

İşin bir başka garip yanı da; Türkiye’nin pandemi sürecinde birden bire Akdeniz’de rakip

ülkelerle eşit konuma gelmesi oldu. İspanya ve İtalya’dan daha avantajlı durumdayız diyebiliriz.

Ama yönetim tarafından ciddiye pek alınmasa da, önümüzdeki 3-4 yıl boyunca, Türk Turizmini

bekleyen ciddi bir gelişme daha doğrusu tehlike söz konusu.

Dünya Ekonomisi Daraldı

Pandeminin Dünya’da yol açtığı ekonomik küçülme, her ülkedeki orta ve altı gelir gruplarını ağır

biçimde etkilerken, Türkiye başta turizm yapılanması bu kesimlerdeki talebe göre konumlanmış

ülkelere, çok ağır darbe vurdu. Covid-19 adı verilen virüsün, Dünya’da en fazla etkilediği

sektörün “turizm” olduğunun altını çizmeliyiz. Salgın bütün ezberleri bozmasının yanında,

günümüze kadar süren, 150 yıllık konvansiyonel turizm kurgusunun sil baştan ele alınmasını da

kaçınılmaz hale getirdi.

Türkiye coğrafi konumundan kaynaklanan, Pazar ülkelere yakınlık avantajı nedeniyle, hava yolu

taşımacılığında tercih edilen ülke konumunu sürdürdü. Fiyat/fayda denkleminde ise genel

hizmet kalitesi ile yabancı tatilcilerce tercih edildi.

Ancak turizm açısından -moda deyim ile ifade edersek- Yeni Normal’de AB başta Dünya

Ekonomisindeki dramatik küçülme ,Türkiye’nin ağırlıklı olarak orta ve altı gelir grubundan

oluşan ziyaretçi kitlesini deyim yerindeyse vurdu. Kendi ülkelerinde genelde pandemi sürecinde

devlet yardımıyla geçinmeye çalışanların yer aldıkları bu kesimin, önümüzdeki 3-4 yıl içinde

yeniden eski ölçülerde talep yaratması mümkün görünmüyor..

Sivil Havacılığında kullanılan 25 Binin üzerindeki orta ve büyük gövdeli yolcu uçağının büyük

bölümü -yaklaşık 12000- henüz talep olmadığı için yerde bekletiliyor. IATA Yönetimi geçtiğimiz

Ağustos ayında açıkladığı bir araştırmada, 2019 yılı koşullarına dönüşün, -aşı ve ilaç bulunması

halinde- 2024 yılından önce olamayacağından söz ediyor.

Dünya Turizm Örgütü de; küresel ölçekte en olumsuz etkilenen sektörün turizm olduğunu

vurgularken ve bu yıl içinde küçülmenin % 70-90 aralığında gerçekleşeceğini ifade etti..

Ziyaretçi Profilinde Dramatik Değişme

Daralma dışında tercihlerin farklılaşmasının bir başka yanı de, ziyaretçilerde gidilecek yerlerdeki

hijyen koşullarının yetersizliği korkusu. Özellikle havalimanları ve uçaklardaki havalandırma

sistemlerinin bulaşma riskini arttırdıkları algısı, ziyaretçileri kendi araçları ile daha yakın- ve

yeniden- kendi ülkelerinde tatile yönelteceğe benziyor.

Salgını tatmin edici ölçülerde önleyemeyen tıbbi yetersizlik, sigorta şirketlerinin risklerini de

arttırdığı için konaklama tesislerinde uygulanan seyreltme önlemleri, kullanılan kapasiteyi

zorunlu olarak düşürüyor. Açık büfelerin kaldırılması ve yiyecek-içecek mekanlarında zorunlu

hale getirilen yeni düzenlemeler, işletme maliyetlerini arttırmayı sürdürüyor.

Bu gelişmelerin ışığında önümüzdeki dönemde İç Pazar ve yurtdışından gelen ziyaretçi

profilinde önemli değişiklikler yaşanması çok güçlü bir olasılık.

Önlemler Çok Abartılı

Salgının başından bu yana yanlış varsayımlarla beklentileri yükselten, her ay işlerin düzeleceğine

ilişkin açıklamalar yapan Bakanlık, bu kez de sayısı 150 ‘yi aşkın maddeden oluşan önlemleri

yaygınlaştırma çabasında.

Genel mekanların dezenfeksiyonu ve sosyal mesafenin korunması dışında, neredeyse adım başı

ateş ölçerlerle giriş ve çıkışları denetleyenler, isim kayıtları alanlar, test sonuçları pozitif çıkan,

hatta enfekte hastaları, yakınları tatillerini sürdürsünler anlayışıyla, aynı otelde ayrılmış

oda/larda misafir ettiren anlayışı anlamak kadar, Dünyada benzerine rastlamak da çok zor.

Ancak bu yönetim anlayışı tesislerde çalışanların barındıkları ve çalışma saatleri dışında vakit

geçirdikleri mekanları, gece aynı mekanda kaç kişinin uyuduğunu kontrol etmiyor.

Kısıtlama yüzünden maliyetlerin artması, Dünya Ekonomisindeki daralmanın etkileri geçmiş kriz

dönelerinde yaşananlardan daha ağır sonuçlar getirecektir. Potansiyel ziyaretçilerin kendi

denetimleri altındaki 2.konut ve seyrek yerleşimlere yönelmeleri, havayollarının mali

dengelerinin bozulması nedeniyle, hava ulaşımında pahalılaşmasının etkilerini hesaplamak

giderek önem kazanıyor.

Bu koşullarda sektörde ayakta durmakta zorlanan Işletmeleri ve özellikle seyahat acentelerini

yok sayan, belki de tasfiye etmeyi amaçlayan yönetim anlayışının Turizme vereceği hiç bir şey

olamaz.