• 21 Kasım 2020 23:23
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Türkiye’deki kısıtlamaları KKTC için fırsat olabilir mi?

Bu yazıyı dinleyin
Alper Eliçin 21 Kasım 2020 Türkiye’deki kısıtlamaları KKTC için fırsat olabilir mi?

KKTC yönetimi, kontrol altındaki salgını yaratıcı bir şekilde fırsata dönüştürebilirse, ekonomi ciddi şekilde hareketlenecektir. Kontrollü bir şekilde KKTC’ye gelen, orta ve üst gelir gurubuna dahil emekliler, turizm sektörünü, emlak piyasasını, çarşı pazarı canlandıracaktır. 

Türkiye’de günlük vaka sayılarının 50 bin civarında olduğu söyleniyor. Tabii, Sağlık Bakanlığı gerçek vaka sayısını açıklamadığı sürece, doğru rakamın ne olduğunu bilmek olası değil. Ancak, sağlık STK’larından, uzman doktorlardan duyduğumuz kadarıyla durum oldukça ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda. Türkiye’deki tanıdıklarımız arasında da vaka sayıları hızla artıyor.

Bu durumda hareketliliği azaltmak ve salgını bir nebze olsun yavaşlatabilmek için Hükümet bazı tedbirler almak zorunda kaldı. Hükümetin bu tedbirleri alırken en büyük sıkıntısı ekonomiyi ayakta tutmak olduğundan 65 yaş üstü yine darbeyi yedi.  Sadece 10:00-13:00 arası sokağa çıkmaya izin var. Bu durum onları belki virüsten koruyor ama, hareketliliklerini, sosyalleşmelerini kısıtlıyor ve fiziksel ve mental durumlarını olumsuz etkiliyor.

Hükümet bununla da kalmadı, 20 yaş altını da feda etti. Artık onlar da, tıpkı 65 yaş üstü gibi, kısıtlamalarla karşı karşıya. Tek farkları, onların 13:00-16:00 arası sokağa çıkabilecek olmaları. Artık dönem sonuna kadar okullar kapalı. Normal eğitimle karşılaştırıldığında sadece yüzde10 efektivitesi olan uzaktan eğitime devam edecekler. Senegal düzeyinde bir fiberoptik internet altyapısına sahip olan Türkiye’de, pek çok evde internet bile olmadığından bu durum geleceğimizi olumsuz yönde etkileyecek. Bir nesil heba olurken aileler çaresizlik içerisinde.

KKTC’de ise durum farklı. Uygulanan tedbirler sayesinde yerel vaka adedi son derece kısıtlı. Dışarıdan gelen hastalar içinse 100 yataklı boş bir pandemi hastanemiz var. O kadar ki, Rumlar’a bize hasta yollamalarını bile önerebildik.

Buna karşılık ekonominin durumu pek iyi değil. Zira oteller boş, üniversitelere okumaya gelenler bu yıl oldukça az. Ayrıca Türkiye’den gelip KKTC’de çalışanların adedinde de büyük bir düşme var. Sonuçta, geçen yıla oranla KKTC nüfusunun 55 bin civarında azaldığı söyleniyor. Ülkede ciddi istatistik olmadığından doğru bilgiye ulaşamıyoruz. Ancak, çarşı pazarda hareketlilik olmadığı gözle görülür bir olgu. Esnaf şikayetçi, üretici şikayetçi…

Halbuki, durumu kısmen iyileştirecek bazı çözümler var. Örneğin, mali durumu göreceli olarak iyi olan TC vatandaşlarına yönelik bir kampanya yapılarak, kış ve ilkbaharı geçirmeleri için KKTC’ye davet edilebilirler.  Bu davet üç beş gün için değil en az bir iki ay kalmayı teşvik edecek şekilde olmalıdır.

Tabii bunun için bazı hazırlıklar yapmak lazım. Mesela, otelde konaklayacaklar için yedi gün karantina yerine elektronik kelepçe uygulaması yaygınlaştırılabilir. Otellerin de uzun süreli konaklamalar için çok ciddi indirimler yapması gerekir.

Gelip ev kiralayacaklar için ise karantina standardı yüksek otellerde uygulanabilir. Mevzuatta da, eğer gerekiyorsa düzenleme yapılarak, 2021 yılı için altı aya kadar oturma izni olmaksızın konaklama olanağı sağlanabilir. Bu tür bir kampanya, iyi bir tanıtımla, pek çok 65 yaş üstü TC vatandaşının ilgisini çekecektir.

Daha zorlu bir iş olmakla birlikte çocuklarının eğitiminin aksadığını düşünen ebeveynler için de çaba gösterilebilir. KKTC’deki özel okullarda kapasite varsa tek sömestre için eğitim paketleri önerilebilir. İki ebeveyni de çalışan çocuklar için ise yurt standardında, güvenli ortamlar sağlayan konaklama olanakları organize edilebilir. Türkiye’de bu krizin ikinci sömestre öncesi bitmesi pek olanaklı değil. Aşının yaygınlaşması ise herhalde yazı, hatta sonbaharı bulacak. Kolay bir iş değil. Birçok zorluk olabilir ama denemekte fayda var.

KKTC yönetimi, kontrol altındaki salgını yaratıcı bir şekilde fırsata dönüştürebilirse, ekonomi ciddi şekilde hareketlenecektir. Kontrollü bir şekilde KKTC’ye gelen, orta ve üst gelir gurubuna dahil emekliler, turizm sektörünü, emlak piyasasını, çarşı pazarı canlandıracaktır. Ayrıca, KKTC’ye bu program dahilinde gelenlerin çoğunun KKTC halkının sıcak kanlılığı, doğası ve mutfağını beğenerek tekrar tekrar gelen turist konumuna geçeceklerine de eminim.