• 13 Nisan 2020 09:34
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Türsab ve seyahat acenteleri ağır bir saldırı altındalar

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 13 Nisan 2020 Türsab ve seyahat acenteleri ağır bir saldırı altındalar
 
Önceki bölüm;  “gelecek yazıda sektöre ilişkin olası gelişmeleri ve Türkiye’de Bakanlığın tutumunu irdelemeye çalışacağım” cümlesiyle sonlanmıştı. Aslında gelişmeler ve sektörden kast edilen -özel olarak- Seyahat Acenteliği ve onları kriz sonrası başlayacak dönemde, nasıl bir geleceğin bekleyeceğine ilişkin varsayımlar yürütmekti. 
 
Son dönemde “eski Türkiye” diye küçümsenen devlet geleneğimizden esinlenerek, Ülkemizde Turizmin tarihi boyunca karşılaştığı bu büyük krizde, “idare” nin – Bakanlığın- son gelişmelere ilişkin tutumunu ve değerlendirmeleri en sona bırakmaktı. 
 
Sözcü Gazetesinde 11 Nisanda yayınlanan imzasız haber sıralamayı zorunlu olarak değiştirdi. Anlaşılan Bakanlık değil ama Bakan Ersoy salgına bağlı bu krizi çok farklı bir açıdan değerlendirme niyetindeydi.. Moda deyimle; krizden  fırsat yaratmaya hazırlanıyordu. 
 
Bakan Ersoy’un doğrudan talimatıyla bu mesleğe karşı kapsamlı bir operasyon tasarlanmıştı. TÜRSAB ve Seyahat Acenteleri “Corona Salgınından” çok daha ağır bir saldırı altındaydılar. 
 
Aslında operasyonun amacı; TÜRSAB üyelerinin yaklaşık 28 yıl önce TURSAV adıyla kurdukları bir vakfın yönetiminin kayyum eliyle değiştirilmesiydi. Vakfın hissedar olarak, UKTAŞ adlı şirkette dengeleri değiştirecek ölçüde oy hakkı vardı. Ve Bakan bu durumdan hiç hoşnut değildi.
 
Biraz geriye dönelim.
 
Ulusoy’un uzun süren Başkanlık döneminde Birliği yüz milyonlarca lira zarara uğratan girişimlerde kullanılan TURSAV, yeni yönetim iş başına gelince sıkı inceleme ve denetimlerden geçirildi. 
 
Özellikle üyelere ucuz “Müze ve Ören Yerleri” Giriş Biletleri sağlanması amacıyla, TÜRSAB’a tanınan bir takım ticari haklar, aralarında bu vakfın da yer aldıkları iştirak şirketler aracılığıyla “kötüye” kullanılmıştı.
 
Ulusoy geçmişte yönetim kurulundan aldığı, tek başına karar verme yetkisini kullanarak, bu kuruluşları Bankalarla imzalanan kredi sözleşmeleriyle borçlandırmıştı. 
 
Yüksek tutarlı  işlemler; Bakanlığa bağlı DÖSİMM’den alınan biletlerin, üyelere indirimli satışlarından oluşuyordu.
 
Müze Biletleri, sözleşme gereği verilen garantiler nedeniyle DÖSİMM’den peşin satın alınıyorlardı. Ardından, anlaşılan bir Bankaya kullanacak kredi karşılığında rehin ediliyor, üyelerden talep geldikçe ödeme yapılarak, geri alınıyorlardı.
 
Yeni yönetim; devir teslim işlemleri sırasında Bağımsız denetçilerin inceleme yapmalarını istedi. Bu sırada DÖSİMM ’den alınan ve Bankaya rehin edilen biletler arasında çelişki olduğunu fark edilince Bakanlık müfettişlerine başvurdu.
 
 
 
Gerçek durum kısa sürede müfettişlerin verdikleri raporlarla ortaya çıktı. 
 
Bankaya rehin edilen biletlerden yaklaşık 130 bin adedinin, DÖSİMM ’den satın  alınmadıkları, yetkisiz bir basımevinde basıldıkları ortaya çıktı. Ulusoy yönetimi kredi kullanımı amacıyla, bu sahte biletleri Bankaya karşılık göstermişti.
 
TÜRSAB’ın zararları; gerçek maliyetin üzerinde inşa edilen Merkez Binası, Bölgelerde satın alınan gayrimenkuller ve ölçüsüz organizasyon ve kadrolaşma harcamalarından kaynaklanıyordu.
 
Yukarıda özetlenen gelişmeler ve yasaya aykırı harcamalar yüzünden, TÜRSAB’ın uğratıldığı yüz milyonlarca lira tutarındaki zararın tazmin edilmesi amacıyla mevcut yönetim, önce Bakanlığa başvurmuş, ardından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurularında bulunmuştu.
 
Yaklaşık iki yıl süren bu gelişmeler kendi müfettişleri tarafından saptanarak, raporlandığı halde, hiç bir eyleme geçmeyen, sahte bilet basımı yüzünden suç duyurusunda bulunma gereği duymayan Bakanlık, geçtiğimiz haftalarda Mehmet Ersoy imzasıyla, yukarıda söz ettiğimiz TURSAV hakkında inceleme başlattı.
 
İnceleme; TURSAV ’ın üyelik başvurusunda bulunan Seyahat Acentesi adayı kuruluşlardan zorla bağış topladığı, bunları vakfın kuruluş amaçları doğrultusunda harcamayarak, banka hesaplarında tuttuğu iddiasına dayandırılıyordu.
 
Daha ileri gidildi. 
 
Bir genelge yayınlanarak, bağışçıların -yasalarda yeri olmayan- ödedikleri tutarı geri isteme haklarını kullanmaları istendi. Genelge TÜRSAB’ın ve Bakanlığın tarihlerinde bir ilkti.
 
Bu aşamada TURSAV neden hedefte sorusu akla gelebilir.
 
Vakfın Lütfü Kırdar Kongre Merkezini işleten UKTAŞ’ ta sahip olduğu hisselerin oranı, Bakanlığın bu merkezi dilediği gibi yönetmesini engelliyor. 
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı DÖSİMM aracılığıyla temsil edildiği bu ortaklık yapısında azınlıkta kalıyor. 
 
Ersoy kişisel nedenlerle TURSAV ’a kayyım atayarak UKTAŞ’ ı  da ele geçirmek istiyor. Peki sonra?.. Sonra kuşkusuz sıra TÜRSAB’a gelecek.. 
 
Turizm Sektörü “Corona Salgını” yüzünden; doğrudan 1,5 milyon çalışanı, en az 100 milyar doları bulan yatırımları, milyarlarca liralık kredi riskiyle, gerçek anlamda ölüm-kalım savaşı verirken, Bakanlığın gündemindeki en acil konu; TÜRSAB üyelerinin kurdukları vakfın kayyuma devri ne anlama geliyor?