• 18 Haziran 2026 12:11
  • 0
  • 9 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Unvan Yetmez, Ekosistem Şart: Kahramanmaraş'ın UNESCO Sonrası Uzun Vadeli Dönüşüm Planı

Bu yazıyı dinleyin
Hüsamettin Oğuz 18 Haziran 2026 Unvan Yetmez, Ekosistem Şart: Kahramanmaraş'ın UNESCO Sonrası Uzun Vadeli Dönüşüm Planı

Kahramanmaraş, asırlardır şiirin, hikâyenin ve düşüncenin iz bıraktığı şehirlerden biri olarak anılıyor. Anadolu'nun köklü kültür merkezlerinden biri olan şehir, yetiştirdiği şairler, yazarlar ve fikir insanlarıyla Türk edebiyatının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Bu güçlü kültürel miras, bugün UNESCO tarafından verilen "Edebiyat Şehri" unvanıyla uluslararası ölçekte tescillendi. Ancak bu başarı, yalnızca bir başvurunun ya da kısa süreli bir çalışmanın sonucu değil; yüzyıllara yayılan edebiyat birikiminin, güçlü bir kültürel hafızanın, kararlı bir vizyonun ve edebiyatı günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getiren köklü bir kültür ekosisteminin doğal sonucu olarak öne çıkıyor.

Kahramanmaraş'ı dünyanın edebiyat şehirleri arasına sokan 500 yıllık mirasa bakalım. Necip Fazıl'dan Nuri Pakdil'e, Cahit Zarifoğlu'ndan Rasim Özdenören'e kadar Türk edebiyatına yön veren birçok ismin yetiştiği Kahramanmaraş, artık yalnızca Türkiye'nin değil dünyanın da edebiyat şehirleri arasında yer alıyor. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na "Edebiyat Şehri" olarak kabul edilen kent, bu unvana bir proje ya da kısa süreli bir çalışmayla değil, yüzyıllara yayılan edebi birikimi, yaşayan kültür hayatı ve güçlü hafızasıyla ulaştı. Peki Kahramanmaraş'ın UNESCO'ya uzanan yolculuğunun arkasında hangi kültürel miras, hangi çalışmalar ve hangi vizyon bulunuyor?

Bir Unvan Bir Başlangıçtır, Bir Varış Değil

Tarihte pek çok şehir büyük unvanlar kazandı; ama bu unvanları gerçek dönüşüme taşıyamadı. Bir ödül töreni, resmi bir ilan, birkaç yıllık coşku — ve ardından sessizlik. UNESCO Edebiyat Şehri unvanı söz konusu olduğunda da bu tehlike var. Dünya genelinde 63 Edebiyat Şehri arasında bu unvanı gerçek anlamda dönüşümün motoruna çevirenler azınlıkta. 

Kahramanmaraş'ın 2025'te kazandığı bu unvan; beş yüz yıllık edebi birikimin, titiz bir hazırlığın ve deprem sonrası gösterilen eşsiz iradenin ürünü. Bu zemin güçlü ve özgün. Ama bu zemin üzerine kurulacak yapıyı unvan kendiliğinden inşa edemez. Ve bence şu an asıl mesele tam burada: inşa stratejik bir irade, sabır ve süreklilik gerektiriyor. Bu yazıda sormak istediğim şu: unvanın somut çıktılara dönüşmesi için ne gerekiyor? Hangi riskler bu süreci baltalayabilir? Ve fırsatlar hangi koşullarda gerçeğe dönüşür?

63 Şehirden Kaçı Başardı?

UNESCO 63 Edebiyat Şehri için tek tip bir sonuç tablosu sunmuyor — çünkü tek tip bir sonuç yok. Edinburgh yirmi yılda turizmi yüzde otuz büyüttü. Krakow on beş yılda Polonya'nın önüne geçti. Dublin edebiyat ekonomisini kurumlaştırdı. Ama bunların yanında unvanı alıp üç-dört yıl sonra sessizliğe gömülen, hiçbir izlenebilir çıktı üretemeyen şehirler de var.

Başarısız örneklerin ortak özelliklerine baktığımda beş sorun öne çıkıyor: bağımsız bir kurum kurulamıyor; yalnızca tek bir etkinliğe odaklanılıyor, seçim döngüsüyle strateji değişiyor; özel sektör ve sivil alan dışarıda kalıyor; başarı kriterleri önceden tanımlanmıyor. Bu beş sorunun hepsi birbirine bağlı — ve hepsi giderilebilir.

Kahramanmaraş iyi bir konumdan başlıyor: derin miras, özgün hikâye, beş yıllık hazırlık birikimi. Ama zorlu koşullar da var: devam eden fiziksel yeniden yapılanma baskısı, bağımsız kültür kurumunun henüz kurulmamış olması, uluslararası edebiyat çevrelerinde henüz tanınmıyor olmak. Bu sonuncusunu hem dezavantaj hem fırsat olarak görüyorum — buna birazdan geleceğim.

Ekosistemin Beş Direği

Birincisi ve en kritik olanı: bağımsız profesyonel kültür kurumu. Edinburgh'un City of Literature Trust modeli bu konuda çok net bir yol gösteriyor. Belediye öncülüğünde kurulan ama bağımsız çalışan, siyasi değişimlerden etkilenmeyen, uzman kadrolu ve güvenceli finansmana sahip bir yapı. Bu kurumun görevi; uluslararası ağda şehri temsil etmek, çeviri projelerini koordine etmek, yazar rezidans programlarını yönetmek, edebiyat turizmini planlamak ve ölçmek. Belediye bu kurumun finansörü ve stratejik partneri olur — operasyonel bağımsızlığına karışmaz.

İkincisi: finansman çeşitliliği. Tek kaynağa, belediye bütçesine, bağımlı bir kültür politikası siyasi değişimler karşısında son derece kırılgan. Belediye bütçesi, AB kültür fonları, özel sektör sponsorluğu ve UNESCO hibe programları — bu dört kaynaktan beslenen bir model herhangi birinin kesilmesi durumunda sistemi ayakta tutar. UNESCO üyeliği bu fonlara erişimi zaten kolaylaştırıyor; bu avantajı kullanmamak büyük kayıp olur.

Üçüncüsü: ölçme ve izleme. Başarı kriterleri önceden tanımlanmadan başlayan hiçbir dönüşüm kalıcı olamaz. Edebiyat turizti sayısı, festival ekonomik çarpan etkisi, çeviri projesi sayısı, uluslararası medya görünürlüğü, "edebiyat şehri" algısı — bunlar hem kısa hem uzun vadeli hedefler olarak kayıt altına alınmalı ve her yıl şeffaf bir raporla kamuoyuyla paylaşılmalı.

Dördüncüsü: çok paydaşlı ekosistem. Kültür politikasının yalnızca belediyede kalması hem yetersizliğe hem kırılganlığa yol açar. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi araştırma ve genç yazar yetiştirme boyutunda kritik bir ortak. Yerel işletmeler, otel ve restoran sahipleri kültür turizminin birincil faydalanıcıları olarak sürece ortak edilmeli. Yazar dernekleri ve kültür sivil toplum kuruluşları içerik üretiminde vazgeçilmez. Bu ağ kurulduğunda bir kurumun değişmesi sistemin tamamını durdurmaz.

Beşincisi: sistematik çeviri stratejisi. Bu belki en az gösterişli ama en kalıcı adım. Sezai Karakoç'un Taha'nın Kitabı'nın İngilizce baskısı, Zarifoğlu'nun çocuk kitaplarının Arapça versiyonu, Karacaoğlan antolojisinin İspanyolca yayımı — bunların her biri Kahramanmaraş'ın bir başka dilde kalıcı sesi olur. Turistik bir tabeladan ya da festival programından çok daha uzun ömürlü bir uluslararası iz.

Riskler: Dürüstçe Bakmak

Bu yazıda en önemli bulduğum şeylerden biri dürüst bir risk analizi yapmak. Çünkü riskler görmezden gelinince büyüyor. En büyük risk siyasi döngü kırılganlığı. Türk belediye sisteminde yerel yöneticiler her beş yılda bir değişiyor. Bu döngü uzun vadeli kültür politikalarının en büyük tehdidi. Bunu azaltmanın en güçlü yolu bağımsız kültür kurumu — kararlar seçilmiş kişilere değil, kurumun tüzüğüne bağlı olduğunda süreklilik güvence altına giriyor.

İkinci risk fiziksel yeniden yapılanma baskısı. Deprem sonrası yeniden inşa hem gerekli hem öncelikli. Bu süreçte kültür yatırımlarını "lüks" olarak değerlendiren bir algı oluşabilir. Burada "edebiyat iyileştirir" mottosu gerçek bir silah: kültür yatırımı bir refah harcaması değil, iyileşmenin ve yeniden inşanın aracı olarak sunulduğunda hem kamuoyu desteği hem uluslararası fon erişimi güçleniyor.

Üçüncü ve en sessiz risk "unvanın müzeleşmesi". Zamanla aktif bir stratejik araç olmaktan çıkıp törenlerde anılan bir prestij unsuruna dönüşmek. Bunu önlemenin yolu yıllık şeffaf ilerleme raporları — hem kurumsal hesap verebilirliği güçlendiriyor hem kamuoyunun süreci takip etmesini sağlıyor.

Fırsatlar: Açık Kapıları Görmek

Risk kadar fırsata da dürüstçe bakmak gerekiyor. Ve bence Kahramanmaraş'ın fırsat penceresi son derece geniş. Birincisi deprem anlatısının evrensel rezonansı. 6 Şubat'ın ardından UNESCO sürecini sürdürme kararı dünya kamuoyunda derin bir etki bıraktı. Bu anlatı özellikle afet riski yüksek ülkeler için "kültürle iyileşme modeli" olarak çok değerli bir referans. Kahramanmaraş bu anlatıyı bilinçli biçimde uluslararası platformlarda paylaşırsa hem fon erişiminde hem diplomatik ilişkiler kurmada çok güçlü bir avantaj elde edecek.

İkincisi "keşfedilmemiş kıta" etkisi. Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil — Türkiye'de büyük değerler ama dünya edebiyat çevrelerinde neredeyse hiç tanınmıyor. Bu bilinmezlik dezavantaj gibi görünüyor; ama aslında büyük bir fırsat. Dünya edebiyat festivalleri ve çeviri programları tanıdık isimlerin yeni baskılarını değil, hiç okumadıkları büyük sesleri bulmayı arzuluyor. Kahramanmaraş'ın bu arzuya sunabileceği içerik rakipsiz.

Üçüncüsü Orta Doğu ve Türk dünyasına köprü konumu. UNESCO ağında Orta Doğu, Balkanlar ve Türk dünyasını birbirine bağlayan edebiyat şehirleri son derece sınırlı. Bu coğrafi konum Kahramanmaraş'ı bölgesel bir kültür köprüsüne dönüştürme fırsatı sunuyor. Özellikle Arapça çeviri projeleri bu fırsatı somutlaştırmanın en etkili yolu.

Ekosistemi Kimin Kuracağı Sorusu

"Unvan yetmez, ekosistem şart." Bu başlık hem bir tespit hem bir çağrı.UNESCO Edebiyat Şehri unvanı Kahramanmaraş'a bir sonuç değil, bir başlangıç sundu. Bu başlangıcı gerçek dönüşüme taşıyacak ekosistemi belediye önderliğinde bir bağımsız kurum, üniversitelerin araştırma kapasitesi, özel sektörün ekonomik motivasyonu, sivil toplumun enerjisi ve sanatçıların yaratıcı üretimi birlikte kuracak. Hepsinin kendi hızıyla ve kendi gündemle değil, ortak bir stratejik plan çerçevesinde hareket etmesi şart.

Kahramanmaraş tarihin en büyük depremlerinden birini yaşadı ve kültürel yolculuğunu sürdürdü. Bu direniş ekosistemin zaten içinde var olan bir tohumun kanıtı. Bu tohumun ağaca dönüşmesi için gereken yalnızca strateji ve sabır.

"Bu şehir kendini edebiyatla yeniden kurdu. Ve bize de yazmayı öğretti."

20 yıl sonra o ağacın gölgesinde yetişecek neslin söyleyeceği söz bu olacak. Ben buna inanıyorum.

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz