• 28 Ağustos 2019 23:41
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Yok eden turizm

Bu yazıyı dinleyin
Bener E. Kavukçuoğlu 28 Ağustos 2019 Yok eden turizm

 

Kaz Dağları yok ediliyor, Salda gölü yok ediliyor, Karadeniz yaylaları yok ediliyor, derelerimiz HES lerle kurutuluyor, ormanlarımız yok ediliyor, şehirlerimizde artık nefes alınmıyor. Ama gelişmişlikte sınır tanımıyoruz. 
 
Yerli ve Milli sermayemiz, kirli ihalelerine “milletin anasını….” karıştırıyor da, yüzü bile kızarmıyor. Kızarmayan yüzü suyu hürmetine vergi borçları da siliniyor ya insan nasıl Yerli ve Milli olmasın……
 
Yani ülkemizin kaynakları  birilerinin cepleri uğruna her türlü  yok oluyor, yok ediliyor.
 
Bir zamanlar yatak sayımız Rodos adasının yatak sayısından düşüktü de ne üzülüyorduk. Şimdi Akdeniz sahilindeki yataklarımızı toplayıp Rodos adasına götürsek ada haritadan silinir. Övünebiliriz kendimizle. Ama sadece bu  değil tabi ki turizmdeki üstün başarımız. Herşey Dahil sistemini önce ithal ettik, sonra da millileştirdik. Öyleki   her şey dahili kısaltıp HD yaptık ardınan da tekrar İngilizceye çevirdik: ” Eyç di  “
 
Bu “eyç di”yi nasıl bir  şevkle yerli milli yaptıysak, yurt dışındaki tur  operatörlerinin bile hayranlığını kazandık: “Herşey Dahil sistemi en iyi uygulayan Türkler!”  
 
Kendimizle ne kadar gurur duysak yeridir. 
 
Gerçekten de  tur operatörünün bir dediğini iki etmeyen, - vur enseye tokadı, al ağzından lokmayı –
başka destinasyonların  -nerede ise-  oda kahvaltı fiyatına her şey dahil satıp , hala para kazanıyorum diyen bir sektör her şekilde
övülmeyi hak ediyor.   Yeni bir Türk Mucizesi desek yalan da olmaz. 
 
Ancak madalyonun görmediğimiz, belki de görmek istemediğimiz bir diğer yanı var:
 
Turizmin kitle turizmi kapsamında bugün geldiği noktada  kültürler arası bir yakınlaşma sağlamaktan çok, hedef ülkelerdeki kültürleri  dejenere ettiği  bir gerçek. 
 
Turizm gelirlerinin özellikle geri kalmış, gelişmekte olan ekonomiler için cari açıkları kapama işlevi  görüyor olması önemli, ancak cari açığın bu  ülkelerdeki yerli ve milli sermayelerin beslenme gereksinimleri nedeni ile bir türlü kapanamıyor olması ,  bu da bir başka gerçek.  Yani asgari ücretle 8 ay çalışan turizm işçisinin yarınlara olan umudu da hayal; yarınlar yerli  ve milli bir şekilde çoktan ipotek edilmiş. 
 
Doğamız  sadece madenlerle, HESlerle değil turizm yatırımları ve işletme süreçleri ile de yok ediliyor. Belki de çok daha fazlası ile.
Herşey  Dahil denilen vahşi sistemle yaratılan tüketimin gittiği nokta her anlamda yok oluş.  Yenilmeyen  ve çöpe giden yiyeceklerin  hesabını tutamıyoruz. Ya içecekler?
 
1 bardak biranın tükettiği su miktarı 75 litre, 1 kadeh şarap için harcanan su miktarı 120  litre. Herşey dahil otellerde içilmeyen,  dökülen içecekleri alt alta koyabilsek, ne kadar suyu  boşa attığımız  ortaya çıkacak. Ve korkunç olan Türkiye su fakiri olma yolunda hızla ilerleyen bir ülke.   
 
Akdeniz hergün biraz daha ölüyor. Akdeniz’deki balıklar  plastikleri yiyor. Balık yemeğe korkar  olduk. WWF Türkiye’nin verilerine göre , Akdeniz’e  plastik karışımı   turizm sezonlarında %40 artıyor. Aynı zamanda Akdeniz çanağında en kirli kıyı şeridi Türkiye’de ve en çok kirleten de yine Türkiye.  
 
Yine WWF nin verilerine  göre Türkiye 27 Haziran 2019 tarihinde 2019’un kaynaklarını  tüketmiş bulunuyor. 2018’den 15 gün   önce.  2019 için dünya  ortalamasından 32 gün önce. Bu tarihten bu yana 2020’nin kaynaklarını kullanmaktayız. Hani şu büyük hedefler koyduğumuz 2023 yılına geldiğimizde belki de 2025’in kaynaklarını tüketiyor olacağız. 
 
Ve biz 2023 de 70 milyon turist getireceğiz diye boş hayaller kurarken, aslında çocuklarımızın geleceğini bu plansızlık,  umursamazlık içinde bugünden pazarlıyoruz, satıyoruz ve tüketiyoruz. 
 
Takkeyi öne koyup düşünmenin zamanı daha gelmedi mi?
 
 

Diğer Yazılar

Stockholm sendromu 28 Mayıs 2020

Turizm yalanları 17 Mart 2020

Boş senaryo 13 Ocak 2020

Ateş bacayı sarmadan 13 Kasım 2011

İzindeyiz 29 Ekim 2011

'turkey ' siz turkey 16 Ekim 2011

Nemrut 04 Eylül 2011