Bir Kıtayı İki Yönden Geçtiler: FEST Travel'ın Trans-Sibirya Ekspresi Charter Programı Pasifik'te El Değiştirdi
Türkiye'den Trans-Sibirya Ekspresi'ne ilk grubu 2006'da götüren FEST Travel, 2026 yazında hattın gerçek güzergâhını iki yönden birden kat eden bir charter programı gerçekleştirdi. Moskova'dan yola çıkan ilk grup 21 Temmuz'da Pasifik kıyısında yolculuğunu tamamladı; ikinci grup ise aynı trenle Vladivostok'tan Moskova'ya doğru yola çıktı. Programın rehberliğini FEST Travel'ın kurucusu Faruk Pekin üstlendi.
9 Temmuz'da Moskova'dan hareket eden 54 kişilik ilk grup, 13 gün süren yolculuğun ardından 21 Temmuz'da Vladivostok'ta Pasifik Okyanusu'na ulaştı. Aynı günlerde Vladivostok'a inen ikinci grup, treni devraldı ve rotayı tersinden, doğudan batıya doğru kat etmeye başladı. İki grup 20 Temmuz'da Vladivostok'ta kısa süreliğine buluştu: biri kıtayı yeni bitirmiş, diğeri yeni başlıyordu.
Bu, Türkiye'den bir seyahat şirketinin Trans-Sibirya hattında gerçekleştirdiği en kapsamlı operasyon oldu. Rusya'ya yönelik uluslararası yaptırımların ardından hattın tamamını kapsayan bir charter programı düzenleyen tek firma konumundaki FEST Travel, 2006'dan pandemiye kadar bu güzergâhta 386 misafir taşımıştı.
Hattın 110. yılında, 110 fidan
Programın denk geldiği tarih tesadüf değil. Amur Nehri üzerindeki Habarovsk Köprüsü'nün 1916'da tamamlanmasıyla Moskova'yı Pasifik'e kesintisiz bağlayan Trans-Sibirya hattı, 2026'da 110. yılını dolduruyor. FEST Travel bu yıldönümünü, yolculuğu tamamlayan her misafiri adına Karbon Ayak İzi Ormanı'na 110 fidan dikerek işaretledi ve yolculuğun karbon ayak izini telafi etti.
Misafirlere yolculuk sonunda, Faruk Pekin imzalı "Trans-Sibirya Ekspresi Yolculuğu Deneyim Sertifikası" takdim edildi. Sertifikada yolculuğun enlem-boylam koordinatlarıyla Avrupa-Asya sınırı geçişi, güzergâhın haritası ve dikilen fidanların bilgisi yer alıyor.
Sekiz saat dilimi, iki kıta, bir tren
Yolculuk boyunca gezginler saatlerini sekiz kez ileri aldı: İstanbul'da saat 12.00 iken Yekaterinburg'da 14.00, Novosibirsk'te 16.00, Vladivostok'ta 19.00'du. Trenin Ural Dağları'nda Avrupa ile Asya'yı ayıran çizgiyi geçtiği noktada, iki kıtanın birleştiği anıtın önünde kadeh kaldırıldı.
Altı yataklı vagon, bir yemek, bir bar, bir mutfak, bir personel ve bir jeneratör vagonundan oluşan özel kompozisyon, on bir gün boyunca yalnızca bir ulaşım aracı değil, hareket hâlinde bir kültür programı işlevi gördü. Güzergâh boyunca trende seminerler verildi, üç ayrı Rusça dersi yapıldı, gece sinemaları düzenlendi ve gezginler bir Rus Mutfağı Atölyesi'nde yerel mutfağı doğrudan mutfakta öğrendi.
Sofra, yolculuğun kendisi kadar konuşuldu
Program, gastronomi tarafında da klasik bir tren yolculuğunun ötesine geçti. Yolculuk, Moskova'daki tarihi Kazansky Garı'nın İmparatorluk Salonu'nda şampanya eşliğinde verilen Hoş geldiniz Kokteyli ile başladı. Baykal Gölü'nde öğle yemeği bir Sibirya kır evinde (daça) yendi; akşam ise göl kıyısında barbekü kuruldu. Ulan Ude'de, UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası listesindeki "Eski İnançlılar" topluluğunun köyünde yöresel dans ve müzik eşliğinde sofraya oturuldu. Yolculuğun son gecesinde ise trende Veda Yemeği verildi.
Sofra ile kültür arasındaki bağ, tabaklara da yansıdı: yolculuk boyunca servis edilen tatlılardan biri, Rus ikonostasis mimarisinden esinlenen altın yaldızlı bir sunumla misafirlerin önüne geldi.
"Sibirya'yı yüzerek karşıladılar"
Programın en çok konuşulan anı, Baykal Gölü'nde yaşandı. Dünyanın en derin ve en eski tatlı su gölünün 11-17 derecelik sularına giren gezginler, kıyıya çıktıklarında bornozları ve kadehleriyle birlikte fotoğraflandı. Baykal-Çevre Demiryolu'nda, kırmızı yıldızlı tarihi buharlı lokomotifin önünde çekilen grup fotoğrafı ise geziden geriye kalan en güçlü kare oldu.
Yolculuk boyunca İrkutsk'ta Dekabristlerin sürgün evi Volkonski Konağı'nda gruba özel klasik müzik dinletisi verildi; Kazan'da Kul Şerif Camisi ve Müjde Katedrali'nin aynı Kremlin avlusunda yan yana durduğu bir kent gezildi; Ulan Ude'de dünyanın en büyük Lenin başı görüldü.
Gezginlerin gözünden
Yolculuğu tamamlayan misafirlerden gelen ilk değerlendirmeler, programın teknik başarısı kadar kurulan bağa işaret ediyor:
"Hayalini kurduğumuz tren yolculuğunu keyifle tamamladık. Faruk Bey'in geziye bizzat katılması yolculuğa apayrı bir zenginlik kattı."
"Yanımızda olmayan, ama yolculuk boyunca hep arkamızda hissettiğimiz bir operasyon ekibi vardı."
"Eski dostlarla hasret gidermek, yeni dostluklar kurmak; bu yolculuğun rotadan bağımsız en güzel tarafıydı."
Faruk Pekin: "Bu hattı Türkiye'ye biz tanıttık, arkamızdan gelenler olması bizi memnun ediyor"








Lütfen Bekleyin.