Haydarpaşa ve Sirkeci: Tarihi Garlar Kültür Adasına Dönüşüyor
20 yıldır kapalı olan Haydarpaşa Garı, 2026 sonunda yeniden kapılarını açıyor.Ancak bu kez yalnızca bir ulaşım merkezi değil — İstanbul’un yeni kültür ve sanat adası olacak. Aynı dönüşüm, Avrupa yakasında Sirkeci Garı’nda da devam ediyor. Oksijen gazetesinden Pınar Çelikel yazdı. Ayrıntısı gazetede.
Bir Endüstriyel Mirasın Yeniden Doğuşu
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü restorasyon projesiyle Haydarpaşa ve Sirkeci, Türkiye’nin simge yapıları arasında yer alan iki gar, kültür ve sanat odaklı birer yaşam alanına dönüşüyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, projeyi şöyle anlatıyor:
“Haydarpaşa ve Sirkeci projeleri, dünyada da örneklerini gördüğümüz türden endüstriyel dönüşüm projeleri. Her iki yapı da uzun yıllardır kullanılmıyor. Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un talimatlarıyla, bu iki alanı İstanbul’a kültür sanat adası olarak kazandırmak için çalıştık.”
Zeminden Çatıya Bilimsel Restorasyon
Projeye, zemin etüdü ve yapı güçlendirme çalışmalarıyla başlandı. Her iki garın da dolgu zemin üzerine inşa edildiği, Haydarpaşa’nın ise 1.700 ahşap direk üzerinde durduğu tespit edildi. Ancak zamanla bunların sadece 381’i sağlam kalmıştı.
“1,5 yıl süren zemin iyileştirme çalışmalarının ardından restorasyon aşamasına geçtik. Tüm adımlar, Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, Prof. Dr. Feridun Çılı ve Beral Madra’nın da yer aldığı bilim kurulunun raporları doğrultusunda ilerliyor.”
Yeni İşlev: Gar + Sanat + Kültür
Haydarpaşa Garı’nın üst katları kütüphane, giriş fuaye alanı geçici sergi alanı, çatı katı sanat mekânı olacak.
İşletme binasında Türkiye Yazma Eserler Kütüphanesi’nin geçici sergi salonu ve çocuk kütüphanesi yer alacak.
Garın arkasındaki alanda süren kazılar, Khalkedon Antik Kenti Arkeoparkı’na dönüşüyor. Burada, hem Khalkedon’dan hem de Yenikapı kazılarından çıkan eserler sergilenecek.
“2026’nın sonunda ana gar binası, işletme binaları ve müzeyi tamamlamayı, çevre düzenlemesini bitirip alanı halkın kullanımına açmayı hedefliyoruz,” diyor İnceciköz.
Sirkeci: Göç Müzesi ve Sanat Alanları
Sirkeci Garı’nda ise proje hâlâ bilim kurulunun değerlendirmesinde. Ancak öngörüler şöyle:
Ana gar binasında sanat sergileri ve Göç Müzesi,
TCDD Müzesi,
Ambar yapılarında görsel ve işitsel sanat mekânları,
Gençlere yönelik kütüphane.
“Mottomuz şu: Haydarpaşa–Sirkeci, Gar–Sanat–Kültür, Suyun Birleştirici Gücü. Her iki alan da tıpkı Venedik Bienali gibi yaşayan kültür alanları olacak.”
Farklı Sesler, Farklı Görüşler
Proje, mimarlar, küratörler ve koruma uzmanları arasında farklı görüşleri de beraberinde getirdi.
Beral Madra (Küratör, Sanat Eleştirmeni)
“Toplumsal yarar vurgusu olumlu. Ancak kültür-sanat alanlarının kamusal niteliği nasıl korunacak, bu önemli bir soru. Türkiye’nin kültür politikaları henüz küresel ölçekte dönüşümünü tamamlamadı.”
Doç. Dr. T. Gül Köksal (Mimar, Haydarpaşa Dayanışması)
“Projede ulaşım işlevinin zayıflatılması evrensel koruma ilkelerine aykırı. Bu süreç kamuya kapalı yürütülüyor; oysa kamusal ulaşım ve özgün kültür öncelikli olmalı.”
Ekmel Ertan (Küratör)
“Kültür değil, yapı ön plana çıkıyor. Eğer asıl amaç toplumsal katkıysa, yerel halk ve sivil kurumlarla birlikte yeni işletme modelleri geliştirilmeliydi.”
Burçin Altınsay (Mimar, Koruma Uzmanı)
“Garların yeniden aktif ulaşım merkezleri olması gerekir. Arkeolojik alanlar bu işlev etrafında şekillenebilir.”
Asu Aksoy (Kültür Yönetimi Uzmanı)
“Restorasyon sevindirici ama ulaşım planıyla birlikte düşünülmeli. Venedik Bienali benzeri etkinlikler yerine, İstanbul Bienali’nin kamusal sanat yaklaşımını desteklemek daha anlamlı olurdu.”
Bir Kent, İki Sembol, Yeni Bir Gelecek
Haydarpaşa ve Sirkeci, sadece iki tarihi bina değil; İstanbul’un belleği.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hedefi, bu belleği çağdaş kültürle buluşturarak yaşatmak.
Projeler tamamlandığında, iki gar da ulaşımın, sanatın ve kamusal yaşamın kesiştiği özgün birer kültür durağı olacak.
Kaynak: Pınar Çelikel, Oksijen
Fokoğraf: Oksijen








Lütfen Bekleyin.