İtalya'da Lüks Otellerde Yiyecek-İçeceğin Stratejik Rolü Büyüyor
Lüks otelcilikte yiyecek ve içecek (F&B) hizmetleri artık yalnızca konaklamayı tamamlayan bir unsur olmaktan çıkıp, misafir deneyimini, gelirleri ve otellerin marka değerini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldi. HVS tarafından yayımlanan yeni analiz, özellikle İtalya'da gastronominin lüks turizmin en önemli rekabet araçlarından biri olarak öne çıktığını ortaya koyuyor.
HVS'nin "Southern Europe Hospitality Series – Food and Beverage" başlıklı araştırma serisinin ilk bölümünde, İtalya'daki lüks otellerde gastronominin artan stratejik önemi ve bunun finansal performansa etkisi değerlendirildi.
Gastronomi, destinasyon seçiminde belirleyici oluyor
Araştırmaya göre lüks turizm anlayışı son yıllarda önemli ölçüde değişti. Seyahat edenler artık yalnızca otelin konumu veya oda kalitesine değil, sunduğu deneyimlere odaklanıyor. Özellikle ABD, Birleşik Krallık ve Orta Doğu'dan gelen üst gelir grubundaki turistler için gastronomi, otel ve destinasyon seçiminde belirleyici kriterlerden biri haline geldi.
Bu eğilim doğrultusunda otel işletmeleri; ünlü şeflerle iş birlikleri, imza restoran konseptleri ve moda ile yaşam tarzı markalarıyla ortak projelere daha fazla yatırım yapıyor.
Lüks otellerde gelirin yüzde 40'ına kadarını oluşturabiliyor
Araştırmaya göre orta segment otellerde yiyecek-içecek gelirleri toplam cironun yüzde 8-10'unu oluştururken, lüks otellerde bu oran yüzde 25-40 seviyesine ulaşıyor.
Başarılı şekilde yönetilen lüks otellerde oda başına yiyecek-içecek geliri (POR) 400-500 avro seviyesinde gerçekleşirken, en yüksek performans gösteren tesislerde bu rakam 700 avronun üzerine çıkabiliyor.
İtalya'nın Como Gölü'ndeki Villa d'Este bunun dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Otelin 2025 yılında elde ettiği toplam gelirlerin yaklaşık yüzde 30'u yiyecek ve içecek faaliyetlerinden sağlanırken, dolu oda başına yaklaşık 830 avroluk F&B geliri elde edildi. Bu başarıda düğünler, kurumsal organizasyonlar, altı farklı restoran ve bar konsepti ile güçlü gastronomi itibarı önemli rol oynuyor.
Michelin yıldızlı restoranlar marka değerini artırıyor
Rapora göre gastronomi yatırımlarının etkisi yalnızca doğrudan gelirlerle sınırlı kalmıyor. Michelin yıldızlı restoranlar ve güçlü mutfak konseptleri, otellerin marka algısını güçlendirirken oda fiyatlarının yükselmesine ve rekabet avantajı elde edilmesine de katkı sağlıyor.
Özellikle şehir otelleri ve resort tesislerde restoranlar artık yalnızca otel misafirlerine değil, yerel halka ve uluslararası ziyaretçilere de hizmet veren bağımsız cazibe merkezleri olarak konumlandırılıyor. Böylece oteller, konaklama gelirinden bağımsız yeni gelir kaynakları oluşturabiliyor.
İtalya'nın lüks otel arzı büyüyor
Araştırmada, İtalya'nın gastronomi, moda, tasarım ve yaşam tarzını bir araya getiren güçlü marka kimliğinin bu dönüşümü desteklediği belirtiliyor.
Thrends'in Luxury Hospitality Report 2025 verilerine göre ülkede 760'ın üzerinde lüks otel bulunuyor. Bu sayının 2029 yılına kadar yaklaşık yüzde 18 artışla 900'e ulaşması bekleniyor. Karşılaştırma açısından, 1996 yılında İtalya'da yalnızca 170 lüks otel bulunuyordu.
Lüks oteller ülkedeki toplam oda kapasitesinin yaklaşık yüzde 4,4'ünü oluşturmasına rağmen, turizm sektöründeki toplam harcamaların yaklaşık yüzde 25'ini gerçekleştiriyor.
Relais & Châteaux gastronomiyi merkeze alıyor
Araştırma, gastronomi odaklı konumlanmanın başarılı örneklerinden biri olarak Relais & Châteaux ağını da öne çıkarıyor.
Dünya genelinde 580'den fazla tesisi bulunan birlik bünyesinde, Mayıs 2025 itibarıyla 210'dan fazla Michelin yıldızlı restoran ve toplam 388 Michelin yıldızı yer alıyor. Dünyadaki üç Michelin yıldızına sahip restoranların yaklaşık yüzde 24'ü Relais & Châteaux ağı içerisinde bulunuyor.
Başarı hikâyeleri incelendi
HVS analizinde ayrıca İtalya'nın farklı bölgelerindeki başarılı lüks otel modelleri incelenerek, güçlü gastronomi konseptlerinin otellerin finansal performansı ve marka değerine nasıl katkı sağladığı örneklerle ele alınıyor. Araştırma, gastronominin artık lüks otelcilikte destekleyici bir hizmet olmaktan çıkarak, yatırım değerini ve rekabet gücünü artıran stratejik bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor.
İtalya'da Lüks Oteller Gastronomiyle Değer Yaratıyor
HVS'nin hazırladığı analiz, İtalya'daki başarılı lüks otel örneklerinin, gastronomiyi yalnızca bir restoran hizmeti olarak değil, markalaşma, gelir artışı ve destinasyon çekiciliği yaratan stratejik bir unsur olarak kullandığını ortaya koyuyor. Michelin yıldızlı restoranlar, ünlü şefler ve özgün gastronomi konseptleri, birçok tesiste oda gelirlerinin ötesinde önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
Rome Cavalieri'nin lokomotifi La Pergola
Roma'daki 370 odalı Rome Cavalieri, A Waldorf Astoria Hotel, şehrin tek üç Michelin yıldızlı restoranı La Pergola'ya ev sahipliği yapıyor.
Şef Heinz Beck yönetimindeki restoran, 20 yılı aşkın süredir İtalya'nın en prestijli gastronomi adreslerinden biri olarak kabul ediliyor. La Pergola'nın otel için en büyük katkısı doğrudan gelir yaratmaktan çok, otelin marka algısını güçlendirmesi, yüksek harcama yapan misafirleri çekmesi ve oda fiyatlandırmasını desteklemesi olarak değerlendiriliyor.
Kamuya açıklanan finansal verilere göre Rome Cavalieri'nin 2024 yılı geliri yaklaşık 68 milyon avro olurken, bunun yaklaşık yüzde 37'si yiyecek ve içecek faaliyetlerinden elde edildi. La Pergola'nın renovasyon nedeniyle geçici olarak kapanması nedeniyle F&B gelirleri 2023'e göre yaklaşık yüzde 4,6 geriledi.
Da Vittorio markasını restoranın ötesine taşıdı
Bergamo yakınlarındaki Da Vittorio, Cerea ailesi tarafından tek bir üç Michelin yıldızlı restorandan uluslararası bir gastronomi markasına dönüştürüldü.
Relais & Châteaux bünyesindeki butik otel ile başlayan yapı bugün fine dining restoranları, daha ulaşılabilir konseptler, pastacılık, perakende satış, catering hizmetleri ve Şanghay ile St. Moritz'e uzanan uluslararası yatırımları kapsayan geniş bir ekosisteme dönüştü.
2024 yılında grubun toplam cirosu 95 milyon avroyu aşarken, yalnızca Da Vittorio S.r.l.'nin geliri 50 milyon avronun üzerine çıktı.
Marka ayrıca Milano'daki Louis Vuitton mağazasında açılan Da Vittorio Café gibi lüks markalarla yaptığı iş birlikleriyle de büyümesini sürdürüyor. Mart 2026'da Moncler'in ana hissedarı Ruffini ailesi, Da Vittorio'nun yüzde 40 hissesini satın alırken, çoğunluk hissesi Cerea ailesinde kaldı.
Villa Crespi'de gastronomi otelin temel çekim gücü
Piedmont bölgesindeki Villa Crespi, Antonino Cannavacciuolo'nun yönettiği üç Michelin yıldızlı restoranıyla öne çıkıyor.
- yüzyıldan kalma tarihi villada faaliyet gösteren beş yıldızlı otel yalnızca 14 oda ve süite sahip olmasına rağmen, restoran tesisin en önemli talep oluşturucu unsuru olarak görülüyor.
Cannavacciuolo Grubu bugün Piemonte, Toskana ve Campania bölgelerinde faaliyet gösteren Laqua Collection markası altında toplam 53 odalı butik oteller, Michelin yıldızlı restoranlar, bistrolar, catering ve perakende faaliyetleriyle gastronomi markasını farklı alanlara taşıyor.
2024 yılında Villa Crespi ve Laqua Collection'ın toplam geliri 16 milyon avroyu aşarken, grubun toplam cirosu yaklaşık 24 milyon avroya ulaştı.
Portrait Milano şehir yaşamıyla gastronomiyi buluşturuyor
2022 yılında açılan Portrait Milano, Milano'nun lüks otel pazarında karma kullanımlı bir yaşam merkezi olarak konumlanıyor.
73 odalı otelde gastronomi, wellness ve perakende alanları aynı yapı içerisinde bir araya getirilirken, restoranlar yalnızca otel misafirlerine değil şehir sakinlerine de hitap edecek şekilde tasarlandı.
Tesiste Beefbar, Rumore Cocktail Bar ve gün boyu hizmet veren 10_11 restoranı gibi farklı konseptler bulunuyor.
Kamuya açıklanan verilere göre Portrait Milano'nun 2025 yılı geliri 46 milyon avronun üzerine çıkarken, HVS tahminlerine göre bunun yaklaşık 14 milyon avrosu yiyecek ve içecek faaliyetlerinden elde edildi. Otelin ilk yılında F&B gelirlerinin toplam cironun yaklaşık yüzde 30'unu oluşturduğu belirtiliyor.
Portrait Milano bünyesinde faaliyet gösteren ancak Giraudi Group tarafından işletilen Beefbar ve Rumore Cocktail Bar'ın 2024 yılı gelirleri ise yaklaşık 9 milyon avroya ulaştı. Böylece Portrait Seminario kompleksindeki tüm gastronomi işletmelerinin yıllık toplam F&B gelirinin 23 milyon avroyu aştığı, bunun da günlük ortalama 60 bin avronun üzerinde bir ciroya karşılık geldiği hesaplanıyor.
Lungarno Collection CEO'su Valeriano Antonioli, lüks otellerde yiyecek ve içecek alanlarının uluslararası misafirlerle yerel toplumu buluşturan en önemli unsur olduğunu belirterek, başarılı gastronomi yatırımlarının hem turistlere otantik deneyim sunduğunu hem de yerel halk için tekrar ziyaret edilen cazibe merkezleri oluşturduğunu ifade ediyor.
Gastronomi rekabet avantajına dönüşüyor
HVS'nin değerlendirmesine göre İtalya'nın önde gelen lüks otelleri, Michelin yıldızlı restoranlar, ünlü şefler ve güçlü gastronomi markaları sayesinde yalnızca restoran gelirlerini artırmıyor; aynı zamanda oda fiyatlarını yükseltiyor, destinasyon çekiciliğini güçlendiriyor ve uluslararası pazarda daha güçlü bir marka konumu elde ediyor. Bu örnekler, gastronominin lüks otelcilikte artık destekleyici bir hizmet değil, yatırım değerini artıran stratejik bir unsur haline geldiğini gösteriyor.
İtalya'da Lüks Otellerde Yiyecek-İçecek, Gelirin ve Marka Değerinin Ana Unsuru Haline Geldi
İtalya'da lüks otelcilik sektörü, yalnızca konaklama odaklı yapıdan çıkarak gastronomiyi merkeze alan deneyim odaklı bir modele dönüşüyor. HVS tarafından yayımlanan analizde, yiyecek ve içecek (F&B) hizmetlerinin artık sadece ek bir hizmet değil, gelir artışı, marka değeri ve rekabet avantajı sağlayan stratejik bir unsur haline geldiği vurgulandı.
Araştırmaya göre, orta segment otellerde yiyecek-içecek gelirlerinin toplam gelir içindeki payı yüzde 8-10 seviyesinde kalırken, lüks otellerde bu oran yüzde 25-40'a kadar çıkıyor. Başarılı lüks otellerde oda başına yiyecek-içecek geliri 400-500 euro seviyesinde gerçekleşirken, en başarılı tesislerde bu rakam 700 euronun üzerine çıkabiliyor.
İtalya'nın Gücü Gastronomi
Raporda, yüksek gelir grubundaki turistlerin artık otel seçimlerini yalnızca oda kalitesi veya konumuna göre değil, gastronomi deneyimi, ünlü şef iş birlikleri ve yaşam tarzı konseptlerine göre yaptığı belirtildi. Özellikle ABD, İngiltere ve Orta Doğu pazarlarından gelen misafirlerin destinasyon tercihinde restoranların belirleyici rol üstlendiği ifade edildi.
Bu nedenle otel işletmeleri Michelin yıldızlı restoranlara, ünlü şef ortaklıklarına ve moda markalarıyla geliştirilen konseptlere daha fazla yatırım yapıyor.
Lüks Otellerin Gelirlerinde F&B'nin Payı
HVS analizinde öne çıkan bazı örnekler şöyle sıralandı:
- Rome Cavalieri Waldorf Astoria'da üç Michelin yıldızlı La Pergola restoranı otelin en önemli marka unsuru olarak öne çıkıyor. Otelin 2024 yılı gelirinin yaklaşık yüzde 37'si yiyecek-içecek faaliyetlerinden elde edildi.
- Villa d'Este'de F&B gelirleri toplam cironun yaklaşık yüzde 30'unu oluştururken, oda başına yiyecek-içecek geliri yaklaşık 830 euroya ulaşıyor.
- Borgo Egnazia resortunda F&B gelirleri 2024 yılında 17 milyon euroyu aşarak toplam gelirin yüzde 23'ünü oluşturdu.
- Forte Village Resort ise 2024 yılında yaklaşık 97 milyon euro gelir elde ederken bunun 20 milyon eurosu restoran ve barlardan geldi. Tesiste 27 restoran ve bar faaliyet gösteriyor.
- Portrait Milano bünyesindeki restoran ve barların yıllık toplam cirosunun 23 milyon euroyu aştığı, bunun günlük ortalama 60 bin euronun üzerinde gelir anlamına geldiği belirtildi.
Michelin Yıldızı Otelin Değerini Artırıyor
Raporda, Michelin yıldızlı restoranların doğrudan gelirlerinden çok otelin fiyatlama gücü, marka algısı ve oda gelirleri üzerinde önemli katkı sağladığı ifade edildi. Restoranların yalnızca otel misafirlerine değil, yerel halk ve uluslararası ziyaretçilere de hizmet vermesi sayesinde yeni gelir kaynakları oluşturduğu belirtildi.
Lüks Otel Sayısı Artıyor
HVS'nin aktardığı verilere göre İtalya'da 2025 itibarıyla 760'ın üzerinde lüks otel bulunuyor. Bu sayının 2029 yılına kadar 900'e ulaşması bekleniyor. Lüks oteller toplam oda arzının yalnızca yüzde 4,4'ünü oluşturmasına rağmen sektör harcamalarının yaklaşık yüzde 25'ini gerçekleştiriyor.
Restoran İşletmeciliğinde Ortaklık Modeli Yaygınlaşıyor
Araştırmaya göre lüks oteller, restoran operasyonlarını giderek daha fazla tanınmış restoran markaları, ünlü şefler ve uzman işletmecilerle ortak yürütüyor. Bu model sayesinde oteller hem yeni müşteri gruplarına ulaşıyor hem de eğitimli personel, operasyonel bilgi ve güçlü marka değerinden yararlanabiliyor.
En Büyük Sorun Personel Açığı
Raporda sektörün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin nitelikli iş gücü eksikliği olduğu belirtildi. İtalya'da hizmet sektöründe 2026 yılında 275 bin, 2035 yılında ise 470 bin kişilik personel açığı oluşmasının beklendiği kaydedildi. Özellikle lüks restoranlarda hizmet kalitesinin sürdürülebilmesi açısından bu durumun önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi.
Bunun yanında 2019 ile Temmuz 2025 arasında İtalya'da gıda fiyatlarının yüzde 30 arttığı, enerji maliyetleri ve küresel jeopolitik gelişmelerin de yiyecek-içecek operasyonlarının maliyetlerini yükseltmeye devam ettiği vurgulandı. Buna rağmen HVS, gastronominin lüks oteller için yalnızca gelir sağlayan bir departman olmaktan çıkarak marka değerini ve rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiği değerlendirmesinde bulundu.
İtalya'da Lüks Otellerde Gastronomi Yarışı Büyüyor: Uluslararası Markalar ve Ünlü Şefler Rekabeti Şekillendiriyor
İtalya'da lüks otelcilik sektöründe gastronomi yatırımları hız kazanırken, uluslararası restoran markaları ve dünyaca ünlü şeflerle yapılan iş birlikleri sektörün en önemli rekabet unsurlarından biri haline geliyor. HVS'nin hazırladığı analiz, Milano ve Roma başta olmak üzere ülkenin lüks destinasyonlarında yiyecek-içecek konseptlerinin otellerin marka değerini ve gelirlerini doğrudan etkilediğini ortaya koydu.
Rapora göre lüks oteller artık yalnızca konaklama hizmeti sunan tesisler olmaktan çıkıyor; restoran, yaşam tarzı, alışveriş ve sosyal deneyimleri aynı çatı altında buluşturan entegre yaşam alanlarına dönüşüyor.
Milano uluslararası gastronomi merkezine dönüşüyor
Araştırmada Milano'nun İtalya'nın en hızlı dönüşen lüks gastronomi pazarı olduğu belirtildi. Kültür, moda, finans ve tasarım merkezi olmasının yanı sıra 2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'nın da etkisiyle kentte uluslararası ziyaretçi sayısı artıyor.
Henley & Partners verilerine göre 2014-2024 döneminde Milano'daki dolar milyoneri sayısı yüzde 24 artarak Avrupa Birliği şehirleri arasında en hızlı büyüyen merkezlerden biri oldu. Bu gelişme, küresel lüks restoran markalarının şehre yönelmesini hızlandırdı.
Son dönemde The Wilde, Nusr-Et Casa Brera, Sushisamba Torre Velasca gibi markalar Milano'da faaliyet göstermeye başlarken, Zuma ve Soho House'un da yeni yatırımları planlanıyor.
Roma'da lüks otel yatırımları hızlandı
Luxury Travel Intelligence verilerine göre Roma, 2024 yılında ultra lüks otel açılışlarında dünyada ikinci sıraya yükseldi. Kentte beş yıldızlı otellerin doluluk oranı yüzde 77,4'e ulaştı.
2023'ten bu yana Bvlgari Hotel, Six Senses, Nobu Hotel ve Corinthia gibi markalar Roma pazarına giriş yaptı. Önümüzdeki iki yıl içinde Rosewood, Baccarat, Mandarin Oriental ve Four Seasons gibi uluslararası zincirlerin de faaliyet göstermesi bekleniyor.
Rapora göre bu yatırımlar yalnızca konaklama kapasitesini artırmıyor; dünya çapında tanınan şefler ve restoran markalarıyla yapılan iş birlikleri sayesinde Roma'nın gastronomi rekabetini de yükseltiyor.
Tatil destinasyonlarında markalı restoran dönemi
Araştırma, İtalya'nın kıyı ve dağ destinasyonlarında da markalı restoran yatırımlarının hızla yayıldığını ortaya koyuyor.
Costa Smeralda'da Novikov, Nikki Beach, Matsuhisa, Beefbar, Zuma, Nammos, Langosteria ve Paper Moon gibi uluslararası markalar sezonluk operasyonlar yürütüyor.
Capri'de Zuma, Capri Palace Jumeirah bünyesinde hizmet verirken; Taormina'da Dolce & Gabbana tarihi Mocambo Bar'ı kendi markasıyla yeniden tasarladı. Louis Vuitton ise burada İtalya'daki ilk kafesini açtı.
Forte dei Marmi'de Prada Grubu'na bağlı Marchesi, Crazy Pizza, Nobu ve Da Giacomo Milano gibi markalar plaj kulüpleriyle birlikte yeni gastronomi konseptleri oluşturuyor.
Kış turizminin önemli merkezlerinden Cortina d'Ampezzo'da ise Alajmo Group, Zuma ve Antica Bottega del Vino gibi markaların yatırımları dikkat çekiyor. Milano-Cortina 2026 Kış Olimpiyatları'nın bölgeye yeni uluslararası restoran yatırımları çekmesi bekleniyor.
Yeni lüks oteller gastronomiyi merkeze alıyor
Rapora göre son dönemde açılan veya planlanan lüks otellerin neredeyse tamamı güçlü gastronomi konseptleriyle birlikte geliştiriliyor.
Baccarat Florence'da Francis Mallmann, Edition Lake Como'da Mauro Colagreco, Belmond Villa San Michele'de Alessandro Cozzolino ve Les Airelles Palladio Venice'de Nobu Matsuhisa, Jean-Georges Vongerichten, Norbert Niederkofler ile Cédric Grolet gibi dünyaca ünlü isimler projelerin önemli parçaları arasında yer alıyor.
2026 görünümü: Deneyim ön plana çıkacak
HVS analizine göre İtalya'da lüks otelciliğin geleceği; konaklama, gastronomi, wellness ve yaşam tarzını tek bir deneyim altında birleştiren konseptler üzerine kuruluyor.
Raporda, artan uluslararası rekabet ortamında yalnızca güçlü lokasyonların yeterli olmayacağı, otellerin gastronomi kalitesi ve sundukları bütüncül deneyimle farklılaşacağı ifade edildi.
Bununla birlikte uluslararası restoran markalarının hızla yaygınlaşmasının "otantiklik" konusunu daha önemli hale getirdiğine dikkat çekildi. Analizde, İtalya'nın yüksek gelir grubundaki turistler için cazibesinin yalnızca kaliteli ürünlerden değil; yerel kültür, mutfak mirası ve destinasyon kimliğinden kaynaklandığı belirtilerek, geleceğin başarılı otellerinin uluslararası standartları yerel kimlikle dengeli biçimde buluşturabilen tesisler olacağı değerlendirmesi yapıldı.
Kaynak: HotelNewsResource








Lütfen Bekleyin.